10 ARALIK 2019 SALI

ULU CAMİ NEDİR?

Anadolu'da birçok il ve ilçenin merkezinde ulu câmi vardır. Bulundukları şehrin genellikle en büyük câmisi olma özelliğini hâlâ koruyan bu câmilerin büyük çoğunluğu ibadete açıktır. Çok az bir kısmı, sonradan yapılan daha büyük câmilerden dolayı, en büyük câmi olma vasfını kaybetmiştir. Söz konusu câmilerin bir kısmı da deprem veya yangınlar sebebiyle yıkılmıştır.


ULU CAMİ NEDİR?

Anadolu Selçukluları döneminde (1091–1290) Anadolu'da tek devlet, tek sultan hâkimiyeti vardı. 1243 Kösedağ Savaşı'nda Moğollara yenilen Selçuklular eski gücünü kaybedince, bütün Anadolu'ya yayılmış olan beylikler bağımsız kalmıştır. Müstakil kalan beylikler güçlerini artırmak ve varlıklarını çevredeki diğer beyliklere göstermek için, büyük bir yarışa girişmişlerdir. Bu hareketlilik Türk mimarîsine de canlılık getirmiş ve önemli âbidevî eserlerin inşasına vesile olmuştur. Böylece 13. yy'dan başlayarak 15. yy'ın sonuna kadar devam eden Beylikler Dönemi, sanat tarihi açısından Selçuklu mimarî özelliklerini yenileyerek devam ettiren, 'Beylikler Dönemi Mimarîsi' denen yeni bir mimarî tarzı netice vermiştir.

'Câmi-i kebîr' olarak da isimlendirilen ulu câmi­ler, inşa edildiği beldede yaşayan halkın cuma ve bayram namazını bir arada kılmasına imkân verecek şekilde tasarlandığından, yapıldığı dönemin şartlarına göre olabildiğince büyük inşa edilmiştir. Cuma namazı, kendi yurdunda yaşayan, hür her Müslüman erkeğe farz olduğu gibi, beyler de idare ettikleri bölgenin hür olduğunun bir ifadesi olarak ulu câmiler yaptırmışlardır.

Ulu câmiler, bulundukları beldelerin bir Müslüman yurdu olduğunun da bir ifadesi olmuştur. Ulu câmiler beyin oturduğu şehre ve diğer büyük şehirlere yapılmıştır. Çoğunun etrafına türbeler, hanedan mezarları (hazire), medrese, imaret ve hamamlar inşa edilmiştir.

Ulu câmiler, taştan veya taş-tuğla karışımından sağlam bir şekilde inşa edilerek, şehirlerin ortasına, yüksek duvarları, minaresi, taç kapısı ve kubbesi ile âdeta hürriyetin bir sembolü olan bayrak gibi dikilmişlerdir. Mimarî bakımdan farklı hususiyetler arz eden bu câmilerin çeşitli âyet ve motiflerle süslenmiş 'taç kapılar'ı, bulunduğu duvardan daha yüksektir. Câminin girişine, eseri inşa ettiren beyin adı, eserin mimarı ve yapılış tarihi kitabe şeklinde konurdu. Bu câmilerin birçoğunda taç kapıdan başka, hünkâr veya bey kapısı da bulunmaktadır. Bu câmilerin içlerindeki direk veya sütunların üstünde dam, tavan kubbesi veya kubbeler yükselirdi. Kemer ve sütunlarla ayrılmış bölümler; mihraba dik, paralel veya mihraptan bağımsız yapılırdı. Karamanoğullarının yaptırdığı câmilerinin çoğunun üstü düz damla örtülüdür ve iç mekânda nefler (binanın ana ekseni yönünde devam eden koridorlardan her biri) mihraba paraleldir.

Batıdaki beylik câmilerinde ya tek kubbe vardır veya bir tam kubbenin yanına yarım veyahut küçük kubbeler yerleştirilmiştir. Zamanın en iyi çinilerinden yapılan bu câmilerin mihrabı, bazen de çeşitli motiflerle işlenmiş taşlarla yapılırdı. Ulu câmilerin minberleri; abanoz, ceviz gibi uzun ömürlü ağaçların geometrik parçalarının 'kündekari' denen bir metotla çivi ve tutkal kullanılmadan birbirine geçirilmesiyle yapılırdı. Ayrıca minberin dış tarafı çeşitli yazı veya motiflerle süslenirdi. Afyon, Sinop, Manisa ve Bursa'daki ulu câmilerin minberleri bu yönüyle en meşhur olanlardır. Ulu câmiler, inşa edildiği çağın en iyi aydınlatma usulüyle aydınlatılırdı. Bu câmilerin mutlaka taş veya tuğladan yapılmış ve çeşitli unsurlarla süslenmiş gösterişli minareleri bulunurdu. Kubbeler zamanın şartlarına göre keresteden, tuğladan veya kurşun kaplı yapılırdı.

 

 

 

Yorum Yaz

  408870

-