15 ARALIK 2019 PAZAR

Hasret Yıldırım

ÜSKÜDAR KİTAP FUARI'NDAN T.C.KÜLTÜR BAKANLIĞI'NA İKÂZ

Hasret Yıldırım

Satışı alenen her yerde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın vermiş olduğu bandroller ile yapılan bestseller kitapları konusunda; “mevzuun asıl muhatabı, mevzuun neresinde,” anlamakta güçlük çekiyorum?! Atom bombasından tehlikeli, ahlâk ve maneviyât düşmanı neşriyatı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı değil de, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı mı tetkik edecek? “Balık baştan kokmuş!”

Hafta sonu, mûtad âdetim üzere, 4.sü tertip edilen Üsküdar Kitap Fuarı'na gitmek nasip oldu. Her daim olduğu gibi, Üsküdar Belediyesi ciddi ve kaliteli bir faaliyet gerçekleştirmiş. Lâkin evvelki sene Beykoz Kitap Fuarı'nda karşılaştığım “çukur” seviyesindeki kitapları, burada da görünce, keyfim kaçtı doğrusu…

Beykoz Kitap Fuarı Skandalı, Üsküdar'da Tekrar mı Ediliyor?

Küçük bir hatırlatma icâb ederse, millî ve manevî kıymetlerimizi ayaklar altına alan, uyuşturucu kullanımına teşvik eden, ahlak dışı sahnelerin canlandırıldığı, eşcinsel ilişkileri özendiren kitaplar; Beykoz Kitap Fuarı'nda (şuurlu veya şuursuz) satışa takdim edilmiş, biz de bunu köşemize taşıyarak, mes'ul şahısları ikâz etmiştik. Elhamdülillah haberimizin ardından, sosyal medyada da ciddi bir tepki gelince, Beykoz Belediyesi bu üslûptaki kitapların satışını men etmişti. Yani birkaç gencimizin daha zehirlenmesini engellemede bir vesile olmuştuk…

Aynı manzara ile Üsküdar Kitap Fuarında da karşılaşmak, ne yazık ki “yapılan hatadan ders alınmadığının bir nişânesi olarak” karşımıza çıktı. Bu minvalde “dost acı söyler” kabilinden soruyoruz!? “Velev ki, bu kitaplar fuara katılan yayınevleri tarafından satışa takdim edilmiş olsun, bir kontrol mekanizması yok mu? Böyle ciddi ve kaliteli bir organizasyonda satılan neşriyatın, muhtevası ehemmiyetli değil mi? Hususiyetle etkili ve yetkili şahısların mevzudan ne kadar haberleri var? Haberleri varsa, neden müdahale etmiyorlar? Bu fuardaki ahlak dışı kitapların; gençlerin, çocukların önüne konulması bir cehâlet mi, yoksa kasıt mı?” Bu üslûb ile tertiplenen fuarlarda, çocuklara ve gençlere kitap okuma alışkanlığı kazandırıp fikir dünyalarında bir şeylerin olgunlaşmasını sağlamak birinci gâye ise; bu gâyede muvaffak olma yolunda, bahse konu olan kitaplarla mı başarılı olunacak? Durumun vahâmetini isticvâb edecek (sorgulayacak) öyle içler acısı sualler var ki, yazmakla bitmez!

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının Aslî Vazifesi Ne?

Lâkin burada asıl dikkat çekmek istediğim husus, birkaç kişinin kitap fuarlarında köşe bucak; kim ne satıyor, kim neye izin vermiş, kim kimle ne yapmış bekçiliği yapmaları değil… “Acı hakikât” bu vesilelerle konuşuluyor! Yoksa bu kitapların satışı alenen her yerde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın vermiş olduğu bandroller ile yapılıyor. Anlayacağınız “balık baştan kokmuş!.” “Mevzuun asıl muhatabı, mevzuun neresinde” anlamakta güçlük çekiyorum?! Atom bombasından tehlikeli, ahlâk ve maneviyât düşmanı neşriyatı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı değil de, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı mı tetkik edecek?

Davanın yalnız ve çilekeş adamı, muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey: “Dindar nesil yetiştireceğiz. Muhafazakâr demokrat partisi kimliğine sahip bir partiden, ateist bir gençlik yetiştirmesini mi bekliyorsun?” diyerek, cehape'nin genel müdürüne seslenmişti. O genel müdüre: “Bu neşriyat ile mi (bel altı sahneler, sapık ilişkiler, uyuşturucu kullanımını teşvik) dindar nesil yetiştireceksin” dedirtmeyin! Gerçi, “Bunların Müslümanlığı, Oy Müslümanlığı… Huy Müslümanlığı değil..” de, bir ümit işte… Belki der… Der de, bir şeyler değişir… Yoksa sizi ittirmeden, bir şeylerin olmadığına defalarca şahid olduk… Bir Tayyip bey, tek başına ne yapsın!

Anlayacağınız, bu mevzuun direkt muhatabı, masaya yumruğunu vursun artık arkadaş! Bestseller adı altında, cafcaflı ve renkli kapaklarla, iç gıdıklayıcı tanıtım yazılarıyla, hatta masonik medyanın teşvikiyle; gençlere ve ne acı ki çocuklara satılan, milli ve manevi kıymetleri ayaklar altına alan neşriyat ciddi bir kontrolden geçirilsin! Gerekirse sansür dahi yesin! Hürriyet, bir milletin kaderine tesir edecek seviyede serbest kalmışsa; orada yanlış giden ve batış ile bitecek bir son vardır. Hürriyet her şahsın hakkıdır! Lâkin bu hak, milli ve manevi kıymetleri zedelemeyen kaideler çerçevesinde olmalıdır…

 SicarimSeninPsikolojine_KitapKapagi

Üsküdar Kitap Fuarı'nda Satılan “S*çarım Senin Psikolojine” Kitabı

İkâz mahiyetinde yazdığımız makalemizi, masonik medyanın pohpohladığı (yazmayan) bir yazar ile yapılan röportajdan iktibaslar yaparak sonlandıracağız. Funda Mentaloğlu isimli bu şahsın “Küfürsüz Aşklar - S*çarım Senin Psikolojine” isimli kitabının, Üsküdar Kitap Fuarında satıldığını bizatihi gördüğüm gibi, fotoğrafladım da… Sadece “isim” bile, kitabın taşıdığı seviyeyi göstermeye yeter zannediyorum. Zaten bahse konu olan şahsın daha evvel yazdığı “kültür abidesi” kitapların isimleri de, Türk neşriyatını uzayda gezdirecek cinsten… S*ktirgitli Aşklar, AMK Aşklar ve Üç Buçuk Atan Aşklar… Allahım, sen bizim aklımıza sahip ol…

Üsküdar Kitap Fuarında satılan bu kitapla alâkalı Ayşe Arman soruyor: “Kitapta olmayan kadın türü yok. Sanal seksle para kazanan ev kadınları da var, kokain partilerindeki kadınlar da, pazara annesiyle giderken ‘Evde kalmış kız muamelesi' gören kadınlar da. Sen bunların hepsine tanık oldun mu, kurgu mu?”

Ve yazarımız??? Cevap veriyor: “Hemen hepsine tanık oldum. Dedim ya, karaktere bürünürüm diye. Bir buçuk gün süren sanal seks maceram var. Konunun nasıl döndüğünü öğrenmem gerekiyordu. Elbette bana uymadı. Sonra pazarda tişört satmaya çıktım. Onda biraz daha uzun kaldım ancak o da uymadı. Kokaini de denedim ama hiç sevmedim. Bana uyan tek şey, dağlar, yazı ve sanat. Ha bir de rakı!”

 “S*çarım Senin Psikolojine” Kitabı, Cesur Kızlara Adanmış

Ayşe Arman: “Bu kitabı, kurtuluşu koca bulmakta arayan masum kızlara değil, kurtuluşu kendini bulmakta arayan tüm cesur kızlara adıyorsun. Neden?”

Funda Mentaloğlu: “Çünkü akıllı kadınlar, dünyayı değiştirmek istiyorlarsa önce kendilerini değiştirmeleri gerektiğini bilirler. Funda kendini sevebilmek için, başkası tarafından sevilmesi gerektiğine inanıyordu. O yüzden hiç yalnız kalamıyordu. O da, kendini değiştirmeye karar verdi ve kendini sevmeyi öğrenmeye çalıştı. Bunun için uzun zaman yalnız kaldı. Kendisinden tiksindi, isteklerini, çıkarlarını, istemediklerini yalnızken tanımladı. Sonunda kendini sevmenin yolunu buldu. Artık sırtı yere gelmez. Onun okuyucusu da onunla aynı süreçlerden geçtiği için, kitap cesur kızlara adandı.”

Ayşe Arman: “Sence toplumda böyle bir sorun mu var? Bütün yatırımlar mesut bir izdivaç yapmak için mi?”

Funda Mentaloğlu: “Bütün yatırımlar mutsuz bir izdivaç yapmak için! Bizim toplumun bir ‘elektrik sorunu' var. Kaç para kazanıldığına göre elektrik tutuyor ya da tutmuyor. Peki ya seks? Peki ya tatmin olmak? Peki ya tutku? Cem Yılmaz'ın dediği gibi, “Bizim memlekete cinsellik 10 sene önce geldi!” Hâlâ yeterince sevişemedik. Hâlâ yeterince doyamadık. Hâlâ kısa etek giyen kızlar tecavüzü hak ediyor! Anlayacağımız, bizim buralarda mesut bir izdivaç için hâlâ elektrik kesik.” [http://www.armanayse.com/asil-deli-onlar-cunku-hepsi-ayni]

Ve kitabın arka kapağında pohpohlayanları… Daily News: “Küfürsüz Aşklar'ı okuduğunuzda kendinize ‘Boşalmak mı yoksa orgazm olmak mı' sorusunu sormak zorunda kalacaksınız. Cevap hiç gecikmeyecek!” The New York Times: “Sokak ve şehir hayatını dünyanın yeni Bukowski'si, Funda Mentaloğlu'ndan okumak kesinlikle ayrıcalık!” The Guardian: “Bu kitap çoğu kadın ve erkek için bir ‘wake up call' kitabıdır!” Washington Post: “Siz de insanın içine bakan kahramanlardan olsaydınız gülmekten başka çareniz olmazdı.” London Metro: “Aklınıza hiç gelmeyen o fikri hâlâ arıyorsanız henüz Funda Mentaloğlu okumamışsınız demektir.”

 UskudarKitapFuari4 (6)

“Bestseller Kitapları” Hangi Gâyeye Hizmet Ediyor?

Görüleceği üzere bu, mevzuun samanlıkta iğne kısmı… Yalnız, hadise sanki bu kitap üzerinden cımbızlanmış gibi anlaşılmasın! Yazarın ağzından kitabın muhtevası bu şekilde tasdikleniyor da; bu üslûbu taşıyan kitapların hepsi aynı mantığın, aynı zihniyetin eseri… Peki, bu mantık ve zihniyetin gâyesi ne? Bunu da, dünya-ahiret bir araya gelmemiz zor olan, lâkin müthiş bir tespit ile mevzuu hülâsa eden, Baran Sarkisyan'dan okuyalım…

“Türkiye halkının beyni, tv dizileri ile yoğrulduğundan, okuyan kesimin çoğunluğu kendini popüler bestseller denilen kitaplara adıyor. Bu kesimin okumaktaki amacı tıpkı dizi izler gibi stres atmak. Kimin eli kimin cebinde, kim kimi aldatmış; gerilim, polisiye yahut duygu sömürüsüne dayanan kitaplar. Her kitap, okurun hayal gücünü genişletse de, sunduğu pencere önemlidir. Duvara bakan pencereden rengârenk ama sahte bir manzarayla karşılaşan okur bunu pek önemsememekte, çünkü bunu zaten günün stresini atmak için bir hobi olarak yapmaktadır.

Peki, bestseller, çok satan kitap nedir, hangi kaygılarla yazılır, hangi kaygılarla yayımlanır? Öncelikle bir kitabın çok satması tek başına kötülenecek bir şey değildir. Fakat çoğu yayınevi, tıpkı bir ticari kuruluş gibi çalışmakta, bu kitabı yayımlarsam kaç adet satabilirim, ne kadar kâr elde edebilirim kaygısındadır. Bir kitap, bir tv dizisi kıvamında baygın aşk hikâyeleri içeriyor, içerikten çok kurguya dayanıyorsa, markaların reklamı yapılıyorsa, kitabın çok satanlar raflarına taşınması muhtemeldir. Zaten çok satan olması için kitabın seks, aşk, dram, din veya polisiye içermesi gerekmektedir. Eğer eliniz kalem tutuyor, bir kurgu içerisinde düzgün cümleler kurabiliyorsanız ve en önemlisi dağıtım ağı geniş olan bir yayınevinde yayımlatmak için yüklüce bir paranız varsa, kitabınızı çok sattırabilirsiniz.

Edebiyat dünyasında popülizm ve ticari kaygılar o kadar çok artmıştır ki, normalde hiç satmayacak kitaplar, kokulu yapılarak çok satanlar listesine girebiliyor. Kitabevine giren kişi, hangi koku daha çok hoşuna gidiyorsa o kitabı alıyor. Durum vahimdir…

Türkiye'de aydınlatıcı romanlar (örneğin klasikler), araştırma-inceleme, bilimsel ve felsefi kitaplar okunmuyor. Çünkü bu kitaplar dizi izlemek gibi bir şey değil; okurken düşündüren, yeni bilgiler veren, pencereler açan türlerdendir. Hâlbuki kitap okumak bir hobi değildir. İyi kitapların öncelikli görevi okuru aydın yapmaktır. Ona geniş perspektifler sunarak ufkunu açmak, hayal gücünü genişletmek, düşünceye ve sorgulamaya yöneltmektir.

Türkiye toplumunun en önemli sorunlarından biri şüphesiz düşünen sorgulayan bireylerin azınlığı ve çoğunluğun cahilliğidir. Kitap bu azınlığı çoğunluğa çevirmenin en etkin araçlarından biridir. Fakat ileri anlamda değiştirip dönüştürmeyen kitap, kişiyi geriletmekten başka bir şey yapmamaktadır. [http://dunyalilar.org/populizm-ve-kitap.html]

İnancımız, Korkularımızdan Daha Kavi ve Yüksektir

Bestseller adı altındaki kitaplar, umumiyetle roman üslûbu ile yazılmaktadır. Roman kurmaca bir anlatı türüdür. Muharrir, hakiki hayat hikâyelerinden de iktibas yapabilir. Neşrettiğimiz makale, kurgu üzerine değil; hakikât üzerinedir, usûlümüz, hakikât üzerine kuruludur... Bizim ikâz yazımızın hitap edeceği yerlerden ses çıkmayacaksa, bahse konu olan romanlar başarılı olmuş demektir. Kurgu üzerine işlenmiş, ahlâkı aşındırmaya, genç beyinleri tahribe yönelik, şuuraltı şekiller (normları) vazife edinmiş şahıslar ve neşriyatlar; bu milletin içten içe çökertilen, yozlaştırılan kıymetlerinin “yerine gelebilecek” ve bizlere “tabi dedirttirecek” ahlak hezeyanına, ivedilikle el atılmasını talep ediyor ve bekliyoruz…

Bizim mevzumuz siyasi manada anlaşılmasın! Tek derdimiz, Vatan evlatlarının fikir hayatına ciddi tesir edecek neşriyatların; teferruatı ile hakiki mana ve gâye ile tetkik edilmesidir… Aksi halde korkumuz, genç nesillerin ve meydana getireceği cemiyetin; bu gibi neşriyatlar, seriler, müsabakalar, bilgisayar oyunları, filmler ve diziler ile milli, manevi ve ahlaki kıymetlerimizi zaman mefhumu içerisinde, erimeye (asimilasyona) yüz tutma ihtimalidir. Ümidimiz inancımızdan gelir. İnancımız, korkularımızdan daha kavi ve yüksektir…

HASRET YILDIRIM - TERCÜMEİHÂL

HASRET YILDIRIM DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  791204

-