25 EYLÜL 2020 CUMA

UTANMADAN GÜLEREK HATIRA FOTOĞRAFLARI ÇEKTİRİYOR

Uluslararası kurumların sessiz kaldığı işkence olayları yıllarca devam etti. BM temsilcilerine dahî kapılarını açmayan işkence evlerinde yapılan gözlemlere göre, mahkûm olarak tutulan masum insanlar ağır şiddete maruz kalıyor, vücutlarına elektrik veriliyor, tecavüze uğruyor, su ve tuvaletin olmadığı hücrelerde günlerce bekletiliyor, sürekli hakarete uğruyor ve dış dünya ile hiçbir şekilde irtibat kuramıyorlar. Sözkonusu işkence evlerinde tutulan insanların, o günlere dâir yaptıkları açıklamalar ve bütün bunları yapan ABD askerlerinin, bu vahşet ortamında gülücükler saçan hatıra fotoğrafları ç


UTANMADAN GÜLEREK HATIRA FOTOĞRAFLARI ÇEKTİRİYOR

ABD politikaları doğrultusunda işgören uluslararası kurumlar (2)

SİVİL TOPLUM VE DÜŞÜNCE KURULUŞLARI

ABD dünyanın çeşitli yerlerinde faaliyet gösteren düşünce kuruluşları, STK'lar ve yardım programlarıyla, özellikle Ortadoğu ve Afrika'da politikalarını sivil kanallar aracılığıyla da yaygınlaştırmaya çalışıyor. Bu doğrultuda faaliyet gösteren kurumlardan bazılarıysa şunlar:

NED (The National Endowment for Democracy)

NDI (The National Democratic Institute for International Affairs)

IRI (The International Republican Institute)

MEPI (The Middle East Partnership Initiative) USAİD (The United States Agency for International Development)

ABD'NİN İŞKENCE EVLERİ: GUANTANAMO, EBU GUREYB VE BAGRAM

ABD'nin 11 Eylül sonrasında başlattığı işgal hareketleri, yeni ihlal dalgalarını da beraberinde getirdi. Bunlardan biri de, dünyanın gözü önünde gerçekleştirilen işkenceler oldu.

ABD'nin Küba'dan kiraladığı Guantanamo Körfezi, 11 Eylül Olayları ve Afganistan'ın işgal edilmesinden sonra, ‘terörist' olduğu iddia edilen kişilerin getirildiği ve akıl almaz işkencelere maruz bırakıldıkları bir üs olarak kullanıldı.

Aynı şekilde Irak İşgali'nden sonra da Irak'ta kullanılan Ebu Gureyb Cezaevi'nde ve Afganistan'daki Bagram Esir Kampı'nda benzer uygulamalar gerçekleştirildi.

Uluslararası kurumların sessiz kaldığı bu ve benzeri olaylar yıllarca devam etti. BM temsilcilerine dahî kapılarını açmayan bu işkence evlerinde yapılan gözlemlere göre, mahkûm olarak tutulan masum insanlar ağır şiddete maruz kalıyor, vücutlarına elektrik veriliyor, tecavüze uğruyor, su ve tuvaletin olmadığı hücrelerde günlerce bekletiliyor, sürekli hakarete uğruyor ve dış dünya ile hiçbir şekilde irtibat kuramıyorlar.

Untitled-2_113

Sözkonusu işkence evlerinde tutulan insanların, o günlere dâir yaptıkları açıklamalar ve bütün bunları yapan ABD askerlerinin, bu vahşet ortamında gülücükler saçan hatıra fotoğrafları çektirmesi da vahşetin geldiği noktayı gözler önüne seriyor.

Ağır yaptırımlar gerektiren bu uygulamalar karşısında ABD, uluslararası hukuk nezdinde herhangi bir cezaya çarptırılmazken, işkence evlerindeki fiilleri gerçekleştirilen sorumlulardan sadece birkaçı, görevden uzaklaştırma gibi sembolik cezalar aldılar.

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA)'nın 11 Eylül saldırılarıyla ilgili tutuklu olan kişilere sorgulama sırasında uyguladığı sistematik işkenceleri içeren 7 bin sayfalık bir rapor hazırlandı ve ABD Kongresi'ne sunuldu. Ancak raporun kamuoyuna açıklanacağı belirtildi.

Ancak bir federal hakim, raporun kamuoyuna açıklanmaması yönünde karar aldı. ABD Senatosu'nun liderleri daha önceden CIA'in işkenceleri içeren raporun 480 sayfalık özetini kamuoyuna açıklamıştı. 480 sayfalık özet raporda, CIA kullandığı sistematik işkence yöntemlerine yönelik birçok detay yer alıyordu. Raporun kamuoyuna açıklanmasını yasaklayan Washington DC Bölge Hakimi James E. Boasberg, 26 sayfalık kararında, “Kongre kendi kayıtlarının saklı tutulması konusunda tereddütsüz, bu yetki Anayasa'yla kendilerine tanınıyor” dedi. Raporun yayınlanmasını bekleyen sivil toplum kuruluşları ve insan hakları kuruluşları ABD'li federal hakimin kararına tepkili.

CIA tarafından, onlarca esire, suda boğulma hissi veren “waterboarding” adlı yöntemi başta olmak üzere, dikkati sabit bir noktaya tutma, duvarda durma, dar alanda hapis, stres pozisyonları, alt bezi kullanma, böcek kullanma, ölümle tehdit ve sahte defin gibi birçok işkence metodu uygulandı.

Esirlerden bazıları 180 saat uykudan mahrum bırakıldı. Bazılarına saatlerce elleri başlarının üzerinden zincirlenmiş şekilde acı verici pozisyonlarda bekletildi. Açlık grevindeki esirler “rectal feeding” denilen bir yöntemle vücutlarının arkasından beslenmeye zorlandı. Bazı sorgu görevlileri, esirlerle “Rus ruleti” oynadı.

Başlarına kukuleta geçirilen bazı esirlerin dışkılarını atmalarına izin verilmedi. Bu esirler dışkılarıyla birlikte aynı alanda yaşamaya zorlandılar. 2000 yılında USS Cole gemisine bombalı saldırı düzenlemekle itham edilen Abdurrahman el-Nasiri'ye matkapla işkence yapıldı.

Zihinsel engelli bir esir, bilgi vermemesi halinde ailesiyle tehdit edildi. Esirlerden biri sorgularda konuşmaması halinde çocuğuna zarar vermekle korkutuldu, bazılarına ise annelerine cinsel saldırıda bulunacağı ve kadınların boğazlarının kesileceği söylendi.

ABD'nin önemli haber sitelerinden vox.com ise, raporun özetinin yayımlandığı günlerde aralarında Küba'daki Guantanamo Hapishanesi'nin de olduğu işkence merkezlerinin olduğu iddia edilen ülkelerin bir kısmını yayımladı. İşkence yapılan bu tesisler arasında 220 bin Dolar harcanan Afganistan'daki merkez en kötü şöhrete sahip olanı. CIA'ın sorgu merkezlerine 300 milyon Dolar harcadığı da belirtilmişti.

Öte yandan İnsan Hakları İzleme Örgütü, ABD'de cezaevlerinde kalan zihinsel engelli mahkumlara gardiyanlar tarafından düzenli olarak şiddet uygulandığını öne süren bir rapor yayımladı.

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki hapishane ve nezarethanelerin 5 binden fazlasında benzer uygulamalar yaşandığını belirten İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), görevlilerin “gereksiz, aşırı ve art niyetli güç kullandığını” öne sürdü.

Mahkumların etkisiz hale getirilmesi için elektroşoka ve kimyasal gazlara maruz bırakıldığını anlatan raporda, bazı mahkumların günlerce yataklarına bağlandığı ve ellerinin kelepçelendiği ortaya kondu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, raporu hazırlarken, bu konu hakkında açılmış bireysel ve kolektif yüzlerce davayı, Adalet Bakanlığı soruşturmalarını incelediklerini, 125'ten fazla eski ya da halen çalışan cezaevi görevlisinin yanı sıra psikiyatristler ve mahkum avukatları ile de görüştüklerini belirtti.

Devamı yarın...

Yorum Yaz

  783851

-