17 KASIM 2018 CUMARTESİ

Altan Çetin

UYGUR TÜRKÜ YAHUT MAZLUMİYET

Altan Çetin

Matbaanın mucidi Türklerdir desem nasıl yani denildiğini duyar gibiyim? Türkler ve matbaayı oryantalizmle şekillendirilmiş bilinçlerimiz pek yan yana getiremiyor haliyle. Gutenberg'in uzaylılardan aldığı ilhamla bulduğu matbaa! modern zamanların en büyük icatlarından ve bir Avrupalı olarak elbette Türkistanlılara mal edilebilecekcek değildi. Hele Osmanlı'ya matbaanın girişi konusundaki o karanlık malumatlar düşünüldüğünde... İlk matbaanın 1493 ya da 1503'te Osmanlı'ya sığınan Yahudi David ve Samuel Nahmias kardeşlerin Sultan II. Beyazıt'tan aldıkları izinle İstanbul'da ilk matbaayı açtıkları bilgisi, sonra taa 18. asırda İbrahim Müteferrika ile açılan matbaa ve hattatlar nedeniyle bu büyük icadın girmesine dair yaşanan sorunlarla dolu akıllarımız, matbaanın Uygur Türkleri tarafından bulunup Moğollar eliyle Avrupa'ya ulaştırıldığı bilgisine pek de sıcak bakmayacaktır. Bu arada mevzu bahis Uygular da kim ola ki? Galiba bu adla kurulu eski bir devlet vardı.

Bunun yanında kâğıt meselesinde de Türkler yine Uygurlar vasıtasıyla bu önemli malzemeyi kullandı. Ve Semerkant'ta bir fabrika açıp, Avrupa'ya giden Araplar eliyle, İspanya ve Avrupa'ya yayıldığı şeklindeki bir tarih okuması, benim naçiz tarihçi aklıma vay be dedirtiyorsa vayy milletin haline!

Uygurlar bu manada yine tarihte müstesna bir yer tutarlar. Sahi kim bu Uygurlar? Meftunu olduğumuz uygar kelimesinin bu adla bir alakası var mı acaba?

Uygurların yaşadığı yer Doğu Türkistan. 1949'daki Mao döneminden beri Çin işgali altında. Medeniyete bu büyük katkıları yapan bu “uygar mekân” Maocu Çin dönemi ve kültür devriminden itibaren büyük acılar yaşıyor. Kültürel soykırımı müteselsilen günümüze kadar yaşamaya devam eden Uygur Türkleri güçlü tarihi dinamikleri ve milli varlıklarını koruma dinamizmleri ile günümüze kadar tarih, dil, din bilinçlerini yani Türkistanlılıklarını unutmama kavgası veren Türklerdir.

Uygurlar, Türkistan'ın en doğusunda Türklüğün mazlum evlatları olarak makûs dünya düzeninden, tüm Türk-İslam âleminin dağınık ve yıkık halinin perişanlığından, paylarını en ağır şekilde alıyorlar. Kadim zamanda Çin ile yaşanan rekabet adeta güncel olarak onlara miras kalmış gibidir. Modern zamanlardaki Türklüğün dağınıklığı Rus işgaliyle Türkistan'ın büyük kısmını nasıl derbeder ettiyse, Balkanlardaki temsilcilerimiz nasıl Avrupalılardan aynı sıkıntıya düştülerse, Uygularda Doğu ucunda Çin ile bu makûs kaderi yaşıyorlar.

Bugün Çin'den insan hakları ve haysiyeti bakımından kabulü zor gelişmelerin haberleri yayılıyor. Geniş Uygur kitleleri kamplara toplanıp, işkence ve beyin yıkama metotları uygulandığı bilgileri Çin ile yaşayacağımız barış ve kültür yılına gölge düşüren hatta kan bulaştıran niteliktedir. İslami kimliğin kültür devrimini durdurucu! etkisini gören Çin bu cepheden çok yönlü saldırıyor. Müslümanı terörist görme eğilimi ve kolaylığındaki Çin, tüm otoriter ve baskıcı politikalarını bu ezber üzerinden meşrulaştırmakta ve realize etmektedir. İnsan hayatının en temel haysiyetleri çiğnenip, insan olmanın temel vasıflarından arındırılmak istenen Uygurlar büyük Çin makinesinin dişlileri olmaya zorlanıyorlar. Tarihe matbaa ve kâğıt gibi önemli ve etkili unsurları hediye eden bu Türk toplumunun bugün asgari ölçüde haklarından bile mahrum kalması karşısında yaşanan malum ve mahut suskunluksa pespayeliğimizin son numunelerinden olarak tarihe geçiyor. Türkistanlıların büyük atalarından ve Türkçe'nin büyük lügatini bugünün Doğu Türkistan'ında yazan Kaşgarlı Mahmud “Yüce Tanrı: Benim bir ordum vardır ki onlara Türk adını verdim. Onları doğuda birleştirdim. Bir millete kızarsam cezalandırmak görevini onlara veririm..." buyurmuştur. "Yüce Tanrı: Türkçe öğreniniz, çünkü Türkçe'nin uzun bir saltanatı vardır..." diye buyurur şeklinde aktardığı bilgiyle bugünün muktedirlerini de ikaza devam etmektedir.

Uygur meselesinde dikkati gereken bir husus bu meselenin ABD'nin Çin ile rekabetine meze edilmemesi, diğeri ise Uygur mazlumiyeti üzerinden/perdesiyle rant elde etmeye çalışan mankurt devşirmelere dikkat edilmesi gereğidir.

Neye varis olduğunu bilmeyen şuursuz nadanlara her yerde rastlamak mümkündür. Ey suskunlar milleti, mazlumiyetin dini, cinsi, milliyeti olmaz, zulmün olduğu her yerde insanlığın çoban ateşi yakılmayı bekler. Uygurların da beklediği bundan fazlası değil.

Vesselam

ALTAN ÇETİN - TERCÜMEİHÂL

ALTAN ÇETİN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  162628

-