8 ARALIK 2019 PAZAR

Elif Sönmezışık

YÂD

Elif Sönmezışık

-Ruzname; Kelime Günlüğü'nden-

Tebessüme davet eden kelimeler var. Kulaklara ipek kadife gibi dokunan kelimeler var. Isıtan, korunaklı, himaye eden, bunları da en şık biçimde yapan kelimeler var.

Yâd gibi…

Bir ara kelimeleri incelten ve uzatan “^” işaret, tedavülden kaldırılmıştı. Matbuat dünyasının manşetlerinde acıklı hadiseler vuku bulmaya (misal: kar-kâr ikilemi) başlayınca oturup yeniden düşündü “bilirkişiler.” Başka türlü çareler aradılar. Fakat yerleşik konuşmadan ve sokak dilinden uzaklaşmak istemeyen basın âlemi için incelten ve uzatan işarete -istemeyerek de olsa- dönüşten başka çare yoktu.

“^” işaretine dönüldü. Sanmayın ki matbuat işaretle barıştı. Okuma hayatında dinî kitaplara bir vakitler ağırlık vermiş olan -ki o kitaplarda bu işaret ayetlerdeki, hadislerdeki ve din âlimlerinin yorumlarındaki kelimeleri doğru seslendirmek adına vazgeçilmezdir- gazeteci ağabeyler dahi varlığı elzem “^” işaretine dönemediler. Hâlâ (bir de hâlâ-hala ikilemi var) camiamızın bazı yayıncıları, dergileri, kimi gazeteler, kimi editörler, musahhihler kullanmamakta ısrar eder, sebebini sorunca da “devri geçti” derler.

Hem dilimizi özünü kaybetmemiş, saf, duru ve en zengin hâliyle korumanın, bu yüzyılın medeniyet tasavvuru ya da mümkünse inşası için bir vazgeçilmez olmasını vurgulayan hem de benzer görünümlü kelimelerin alfabe değişiminden önce birbirine hiç benzemeyen hâllerini aksettirecek elimizde kalan son can simidini de (^) kullanmayı reddeden anlayışı yadırgıyorum. Dahası, önceki cümlenin ilk bölümündeki “vazgeçilmezlik” vurgusunu da samimi bulmuyorum.

Okul kitaplarının birçoğunda “^” işaretinin kullanılmamasından ötürü, okul çocuklarının anlamını bilmediği ve hiç duymadığı için uzatmalı ya da inceltmeli harf bulunan kelimeleri yanlış telaffuz ettiğine çok kere şahit oldum. O kelimeyi duymak ve bilmek tecrübesinden uzak henüz olgunlaşmamış bu zihinlerde kelimelerin çoğu sert, köşeli, ahenksiz ve suya düştüğü anda dibi boylayan taşlar gibi. Bu tatsız algıdan ötürü de çoğunun cümleleri cânım Türkçenin melodik kurumundan uzak ve betonarme.

Kabul edilmeli ki köy yerinde bile betonarme bir hayata mahkûm oluşumuzdan bu yana demir ve çimento yığınlarıyla kurgulanıyor muhayyileler. Unutulmamalı ki edebiyat, fikir ve ilim harmanında zihne zerk olanın estetiği ölçüsünce kalbi eğitebilirsiniz. Sanat binlerce yıl önce keşfedilmiş en etkileyici dolaylamadır bu yüzden. Eğitilme ve olgunlaşma eğiliminde olan kalp ise en büyük payı, güzelleşme, güzelleştirme, hoş bakabilme ve hoş karşılanabilme tecrübesinden alır.

Biz kelimemize geri dönelim. Yâd kelimesinde “^” terk edildiğinde bakın başımıza neler geliyor:

Yâd, hatır ve hatıra anlamını taşır. “-etmek” fiili eklendiğinde hatırlamak manasına ulaşır. Türkiye'de romandan sonra en çok okunan edebî türün hatıra olduğu, hâlen ve her şeye rağmen neredeyse her evde geçmişten yansıyan hatıralarla ilgili bir silsile olduğu düşünülürse bu kelimeye ve fiile sık sık başvurmamız ne güzel olur. 

“^” çıkınca…

Yad, binlerce yıllık Türkçemizden bugüne tek bir manada taşınmıştır: Yabancı. Yad el tamlaması Anadolu'muzda hâlen kullanılan, türkülerde sık geçen bir kelime bütünü. Yad el zaman zaman hasım yani düşman manasında da kullanılmış, öyle de kabul görmüştür.

Değişen bu iki manayı ifade etmek ve birbirinden ayırmak, Osmanlı Türkçesinin harf kaidesinde kolaylıkla mümkündü. Ama bugünkü alfabede ısrarla “^” terk edildikçe imkânsız. Hele ki çocukların neredeyse hiç duyamadığı düşünülürse, işaretsiz okuduğunda yâd etmek kelime bütünü, hâli hazırda kullanılan ve kullanışlı olmasa da birden “yabancı eylemek” manasına dönüşüyor. Takdir edersiniz ki ilkokulda veya ortaokul düzeyinde bu kelimeyle hemhâl olacak bir çocuğun ne birinden ne de ötekinden haberi var.

Sesi, kurumu, ahengi, gönülde estirdiği rüzgârları güzel olan kelimelerimiz bunlar. Gündelik işlerin arasına sıkışacak kısacık gayretlerle yeni nesillere de aktarmak mümkün.

Bakarsınız hiçbir şey için geç değildir…

Osmanlı dil mirasından biçim itibariyle elimizde kalan son kale “^” işaretini terk etmeyenlere, yerinde ve özenli kullanma gayretinde olanlara, medyanın yeni kestirmeci diline rağmen dil estetiğinden vazgeçmeyen köşe yazarlarına, gençleri bu hususta teşvik edenlere ve sebepler konusunda ışık tutanlara selam olsun… hepsine müteşekkiriz.

***

Künye: Yâd, Farsça kökenli bir kelime olup hatır, hatıra, hatırlama manalarını taşır. (Kubbealtı Lugatı)

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  153077

-