Abbas Pirimoğlu

YARGIYA TARTI GEREK

Abbas Pirimoğlu

Devletin üç erkinin, yasama, yürütme ve yargının bağımsız olduğu hep anlatılmıştır da mevcudiyetlerinin hikmeti üzerinde yeterince durulmamıştır. Bu erkler “ne için” vardır? Varlık amaçları nedir? Varoluş gayelerinin dışına çıkarlarsa yani çürürlerse hangi tehlikeler zuhur eder? Kimse bunların üzerinde durmamıştır.

Mesela Yargı! “Varoluş amacı nedir?” sualinin cevabı apaçıktır: Adaleti sağlamak; başka bir ifadeyle hukukun idesi olan adaleti gerçekleştirmek…

Peki, adalet nedir? Sadece gözleri bağlı bir kızın elindeki terazi mi? Terazi haklıyı haksızdan büyük bir titizlik içerisinde ayırmak içindir, yani çekişen taraflar için.

 Genç kızın gözleri çekişen tarafları görmemesi için kapalıdır. Kim olduğuna bakmadan, haklının hakkını haksızdan alıp haklıya vermesi içindir. Yoksa ülkenin içerisinde bulunduğu şartları, dünyada ki gelişmeleri görmesin diye değil. Toplumun değişimi ve gelişimi karşısında ideolojik körlük içerisinde zarar versin diye, asla değil!

Yargı tartı kadar, görmeyi de gerektirir. Çünkü adaletin ideolojik körlük ile zedelenmesi, olmaması kadar tehlikeli ve zararlıdır. Diğer bir ifade ile ideolojik körlükle malul bir “yargı” adalet dağıtmak şöyle dursun,  beynindeki hastalıklı ideolojik şablonu zorla millete uydurmaya çalışır. Dünya nereye gidiyormuş? Ülkenin geleceği için uyulması gereken öncelikler neymiş, umurunda bile değildir. Varsa yoksa ideolojinin hayata hâkim kılınmasıdır; adaletin değil, sadece çarpık bir ideolojinin.

İşte bir savcı kalktı buna yeltendi. TSK'da  başörtüsü düzenlemesi ile ilgili olarak “irticai” bir girişimde bulundu.

Başkan Erdoğan bütün milletin huzurunda sordu: Sen kimsin?

Sahi, savcı sen kimsin? Amacın ne? Adaleti sağlamak mı yoksa toplumda fitne ateşini yakmak mı?

Hem de tam kendi savunma silahlarımızı üretmek gayreti içerisinde iken; başta ABD olmak üzere batılı güçler ve coğrafyamızdaki işbirlikçileri ile mücadele içerinde  iken;  Ordumuz kendi toplumuna ideolojik racon kesmeyi bırakıp sınır dışında başarılı sınavlar verirken;  binlerce tır silahla donatılan Batı yandaşı İslam ve ümmet düşmanı hainlerle kıyasıya bir mücadele verilirken; Kıbrıs'a doğalgaz temini için ikinci bir sismik arama gemisi gönderilirken, bu sebeple Yunanistan'la papaz olmuşken,  evet tüm bunlar yaşanırken senin amacın ne ?

Hem de toplumun tam da birlik ve beraberlik içerisinde olması gereken bir dönemde, ölmüş ideolojik tartışmaları canlandırmak istemendeki kastın ne?

Evet, savcı bey, ne iş! Neden bu irticai gayretkeşlik?  Eyleminle kime hizmet ediyorsun, ülkene ve Aziz Milletimize mi yoksa Batının çıkarlarına mı?

Yoksa Başkan Erdoğan'ın ifadesiyle laiklik tartışmaları ile vakit kaybetmemizi mi hedefliyorsun? Yetmedi mi ideolojik tartışmalarla kaybettiğimiz yüz yıl. Millete parmak sallamakla, siyasete “ordu” ve “yargı” vasıtasıyla ayar vermekle, hedefi ve gelecek tasarımı olmadan yaşamakla geçirdiğimiz bir yüz yıl… Dünyanın tam da bu değişim kavşağında kartlar yeniden karılırken bir yüz yıl daha mı kaybedelim, bunu mu istersin, savcı.

Son sözüm Sayın Adalet Bakanına: ABD yandaşı FETÖ'cü hainlerden boşalan kadroların yerlerini Kemalist-ulusalcı kesimlerin doldurduğu herkesin malumu olan bir sır.

Batı FETÖ tipi yapılanmalarla İslam coğrafyasında işlerin yürümeyeceğini anladı. Baktı ki kuklası bir halife oluşturulması mümkün değil, çark ederek tekrar Kemalist ve ulusalcılara sarıldı.

Gaye belli: İddiasız, itirazsız, hedefsiz, ideolojik tartışmalar ile enerjisini kendi içerisinde tüketen bir Türkiye. Batı yandaşı, batı taraftarı, tarihinden, misyonundan bihaber, dünya üzerinde aktif rol almaktan sakınan bir Türkiye.

Bu konuda Yargı bayağı dikkat çekmeye başladı.

Bir bakıyorsunuz, düğün değil bayram değil eniştem beni niye öptü misali gereksiz tartışmalar çıkaracak vesayet yüklü “andımız” kararı.

İkide bir olur olmaz gerekçelerle Atatürk'e hakaret suçlaması ile vatandaşlarımızın tutuklanması,

Son olarak da Danıştay savcısının marifeti…

Sayın Bakanım: İnanın yargıdaki Kemalist-ulusalcı yapılanma en az FETÖ yapılanması kadar tehlikeli. Güçlenmemiz, dünya üzerinde hâkim bir “varlık” sergilememiz için kısacası onurlu geleceğimiz için her iki kesimde aynı şekilde ayak bağı.  Şayet geleceğin güçlü Türkiye'si hedefine ulaşmak istiyorsak yakın geçmişimizdeki kısır ideolojik tartışmalara asla müsaade edilmemelidir.

FETÖ ve Kemalist-ulusalcılar, bunların birini diğerine asla tercih etmemeliyiz. Çünkü bunların müşterek noktaları Batı yanlısı olmaları…

Tedbir alınmazsa yarın çok geç olabilir. Malumunuz sinek küçüktür ama mide bulandırır.

 

 

 

 

 

 

ABBAS PİRİMOĞLU - TERCÜMEİHÂL

ABBAS PİRİMOĞLU DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  659946

-