20 TEMMUZ 2019 CUMARTESİ

Serhat Efe Demir

YAŞAMIN ANLAMI-3

Serhat Efe Demir

Hayatta dikiş tutturamamış kişilerin hepsi, toplumsallık duygusundan yoksun, toplumsal yaşamda pay sahibi olamayan kişilerdir. Bu kişiler, çalışma yaşamının, sosyal ve özel yaşamın karşılarına çıkardığı etkenlere, toplumsal çabalarla çözüm üretilebileceği inancıyla bakmıyorlar. Yaşama verdikleri anlam kişisel nitelik taşımaktadır. Amaçları yalnızca kendi yararlarıdır.  Başarı yolunda harcanan çabanın tek amacı, kişisel bir üstünlük ele geçirmektir.  Kazanacakları zaferler yalnızca kendileri için bir anlam taşır. Yaşama verilen kişisel anlam, gerçek bir anlam sayılmaz. Bir anlamdan söz açılabilmesi için, onun başka insanlarla ilişki çerçevesinde oluşması gerekir. Yalnızca bir tek kişi için anlam taşıyan bir sözcük, gerçekte anlamsızdır. Amaçlarımız ve eylemlerimizde de anlam kavramı böyledir.

Birçok insan önemli biri olmak için uğraşır, ama görmedikleri ve en büyük yanılgıları olan bir gerçek var ki, bizi önemli yapan şeylerin, başkaları için yaptığımız yararlı işler oluşudur.

Dahi olmak durumunu bile, başkalarına en üst düzeyde yararlı olabilmek diye tanımlayabiliriz. Gerek içinde yaşadığı toplum, gerek daha sonraki toplumlar bir insanın yaşamını kendileri için önemli buluyorsa, ancak o zaman dâhi kişiden söz edebiliriz. Böyle bir yaşamla dile getirilen anlam, her zaman "yaşamın anlamı, toplum için çalışmaktır" olacaktır. Yaşamın karşısına çıkardığı etkenin altından başarıyla kalkan insan, yaşamın anlamının başkalarıyla paylaşma, başkalarıyla ortak çalışma olduğunu kendi içinden gelerek benimser. Yaptığı her işte insanların refahı kendisine adeta yol gösterir, karşılaşacağı güçlükleri, insanlığın çıkarlarıyla uyum içindeki çarelere başvurarak yenmeye çalışır.

Bu, belki de bazıları için alışılmamış bir düşünce tarzıdır. Şöyle ki;  Bazıları, “acaba bizim yaşama verdiğimiz anlam gerçekten yalnızca başkaları için çalışma, başkalarına ilgi gösterme ve onlarla işbirliği içinde bulunmak mı olmalıdır” diye sorarlar kendi kendilerine. Sonra belki de itiraz ederler bu duruma. Kendilerince sorunlar türetirler. Mesela, “Bireyselliği ele alacak, bu durumun bireyselliği ortadan kaldırdığını iddia edecekler. İnsanların öncelikli olarak kendilerini düşünmeleri gerektiğini ve bireyin ancak kendi çıkarlarını gözeterek kişiliğini geliştirebileceğini savunurlar.” Bana göre bu düşünce tarzı tümüyle yanlıştır ve ortaya atılan sorun da aldatıcı bir sorundur.

Yaşama verdiği anlama uygun olarak bir şey yapmak isteyen ve tüm çabasını bu amaca yönelten insan, yapacağı iş için fiziksel ve ruhsal olarak en iyi durumda olacaktır. Amacına uyum sağlayacak, toplumsallık duygusu içinde çalışmalarını sürdürecek, zamanla olgunlaşıp ustalaşacaktır. Amaç belli olursa ve manası kavranılırsa çalışma hevesi ve başarı devamında gelecektir. Ancak amacın belli olması durumunda, her üç yaşam etkeninin çözümü için insan kendini hazırlamaya ve yeteneklerini geliştirmeye başlayacaktır.

“Bireyin yaşam amacı, var olduğu toplum adına çalışmak, fayda sağlayacak gelişimler kazanmak ve toplumsallık kavramını bu şekilde idrak ettirmek olmalıdır. Bireysel gelişim ve kişiliğin kazanımı ancak toplumsal etkenlerin bireye sağladığı tecrübelerle mümkün olacaktır.”

SERHAT EFE DEMİR - TERCÜMEİHÂL

SERHAT EFE DEMİR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  726556

-