20 TEMMUZ 2019 CUMARTESİ

Serhat Efe Demir

YAŞAMIN ANLAMI-4

Serhat Efe Demir

Yaşamın gerçek anlamının, başkaları için yararlı işler yapmak olduğu sonucuna varmamızı sağlayan bir delil daha bulunmaktadır. Atalarımızdan devraldığımız mirasa dönüp bakalım. Ne görüyoruz? Kendileriyle ölüp gitmemiş, insanlığın bekası için yaptıkları yaratıcı çalışmaları ve eserlerini görüyoruz. Tarıma açılmış topraklar görüyor, endüstriyel gelişimler, demiryolları, binalar, geleneklerde, felsefi sistemlerde, doğa bilimlerinde, sanatlarda yani, insan olarak yaşamımıza hizmet eden her şeyde atalarımızın yaşam deneyiminin katkılarını görüyoruz. Bütün bunları insanlığın esenliği ve varlığını sürdürebilmesi için çalışmış kimselerden devraldık.

Peki, ya ötekiler?

Toplum için asla yararlı bir şey yapmamış, yaşamın manasını kavrayamamış, sadece "Yaşamdan kendim için ne çıkar sağlayabilirim?" sorusunu kendilerine sorup durmuş ötekiler ne oldu?

Hiçbir iz bırakmadan göçüp gittiler bu dünyadan. Sessiz sedasız ölmekle kalmadılar, bütün ömürlerini boşa geçirdiler. Sanki dünya onlara kızarak şöyle demiştir: "Sizlere ihtiyaç duymuyoruz. Sizler bu dünya aleminde yaşamaya layık değilsiniz. Amaçsızlığınız, sahip olduğunuz değerler, aklınız ve ruhunuz bir gelecekten yoksundur. Defolun haydi! Sizleri aramızda görmek istemiyoruz. Son nefesinizi verip kaybolun ortadan!"

Yaşamın, günümüzdeki ve gelecekteki canlı toplulukları için yararlı işler yapmaktan daha önemli bir anlamı olamaz. Varlığımızın esaslarından birisi de geçmiş topluluklardan devraldığımız dünya alemini ve değerlerimizi daha ileriye götürebillmektir. Yaşama başka anlam veren insanlar hakkında verilecek kesin yargı da şu olacaktır: "İşe yaramaz, faydasızın birisin…”

Kuşkusuz kültürlerimizde ve yaşamsal kurallarımızda pek çok kusur bulabiliriz. Bir kusur bulduk mu bin türlü değişikliğe başvurup bunu gidermeye çalışmamız gerekir, ama yapılacak değişikliğin her zaman insanlığın esenliğine ve devamlılığına daha çok hizmet edecek nitelik taşıması şarttır.

Yaşam adına bu gerçeği kavrayabilen akıl sahibi insanlar, hiçbir zaman amaçlarında hüsrana uğramamış ve saygınlık kazanmışlardır.  Bu seçkin insanlar, yaşamın amacının bütün insanlara ilgiyle kucak açmak olduğunu bilmiş, kendilerinde toplumsallık duygusunu ve sevgiyi geliştirmeye çalışmışlardır. İnsanlığın esenliğini sağlamaya yönelik bu çaba, bütün dinlerde de karşımıza çıkmıştır. Dünyadaki büyük manevi akımların hepsinde, toplumsallık duygusunu kazandırmaya ve sevgi bağını  güçlendirmeye çalışan insanlar görüyoruz. Bütünleştirici ve tesis edici çalışmaların temelinde dinler de en önemli faktörlerden birisi olmuştur.

“Gerek dinsel, gerekse de politik olsun yaşam adına insanlığın tek bir gayesi vardır. Var olabilmek. İnsanlık ancak toplumsallık duygularını geliştirerek ve sevgi bağını güçlendirerek var olabilir. Kendisini var edebilen toplumlar, geleceklerini de inşa ederler…”

Serhat Efe Demir

SERHAT EFE DEMİR - TERCÜMEİHÂL

SERHAT EFE DEMİR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  763129

-