21 NİSAN 2019 PAZAR

Can Kemal Özer

YENİ BİR ANAYASA NEDEN MÜMKÜN DEĞİL?

Can Kemal Özer

Yeni bir anayasa elbette mümkün, lakin bugünkü siyasi şartlarda zor, hem de çok zor. Kişisel ve siyasi nezaketten yoksun, muhatabın şeref ve haysiyetine saldıracak kadar izansız, niteliksiz, yalan söyleme konusunda fütursuz, karanlık yapılarla irtibatlı ve toplumun inancına yabancı ve hatta düşman bir CHP ile mi ortak bir anayasa yapılacak?

Tabanı ile ilişkisi kopmuş, cümleleri CHP kadar sorunlu, milliyetçiliği kavmiyetçiliğe eşitlemiş, herkesin her şeyine ‘hayır' demeyi siyaset sanan MHP ile mi ortak bir anayasa metninde uzlaşılacak?

Yoksa terörün ve teröristlerin emrinde, İslam'a düşman, kan ve gözyaşından beslenen, kendi kavmine bile merhamet etmeyen, kinleri akıllarını örtmüş HDP'lilerle mi ortak bir anayasa hazırlanacak?

Gelin ne kendimizi, ne de milleti kandıralım. Bu ortam ve kişilerle yeni bir anayasa mümkün değil. Lakin yeni bir anayasayı şimdi yapmazsak ne zaman yapacağız?

Yeni anayasa ülkenin ve milletin selameti için ertelenemez bir mecburiyet. O halde başka bir çıkış yoluna ihtiyacımız var.

Anayasa TBMM'de yapılacak ve kabul edilecekse, bunun içinde en az 330 vekilin oyu gerekir. AK Parti'nin 317 sandalyesi olduğuna göre, en az 14 vekil eksik. Mevcut siyasi şartlarda bu imkânsız. O zaman başka seçeneklere bakmak lazım.

Milletvekili satın alarak yapılacak anayasa hukukî olsa da meşruiyeti her zaman tartışma konusu olur. Bu nedenle doğru değil.

Diğer seçenek baharda erken seçim. Yeni bir seçim iktidar partisi için risk midir? Allah-ü âlem değildir. Hele ki 7 Haziran'ı yaşamış, 1 Kasım sonrası hükümetin vaatlerine yönelik adımları seçim zaferi için önemli bir fırsat sunuyor. Bu yol tercih edilir mi? Numan Kurtulmuş'a göre hayır. Ama siyasette her seçenek her daim masadadır.

Anayasa yapmak neden önemli? Recep Tayyip Erdoğan'ı başkan seçmek için mi? Bunun Erdoğan için bile böyle olmadığını düşünenlerdenim. Mesele sistemin adında değil, işleyişinde. Demokrasi denilen sistemin; insanlığın enerjisini boş işlere harcatmak üzere kurgulanmış bir tuzak olduğundan şüphe duymuyorum. ‘Demokrasi, İslam'a en yakın idare biçimidir' nutuklarına da karnımız tok.

Adının başkanlık sistemi olup olmamasından ziyade, çok başlılığın kaldırılması, gereksiz teşkilatların lağvedilmesi, adaletin tesisi, liyakatin esas alınması için yeni bir sisteme ihtiyacımız olduğu kesin.

Lakin meşvereti esas almayan her sistem patinaj yaparak batar. Meseleyi meşverette kurtarmaz. Önemli olan meşveret edilecek kişilerin zihin ve bilinç sıhhati, liyakat ve sadakatleridir. Buradaki sadakat lidere değil, davaya, millete ve ülkeye yönelik olanıdır.

Liderler gelir geçerler. Fakat davaların maksadı Hakk ise kıyamete dek kalıcıdır.

O halde çözüm, yeni seçim mi? Seçim bunlardan biri ve asla yeterli değil.

Mevcut anayasa komisyonu debelenmeye devam edebilir. Sağlayacağı tek şey zaman kaybı. Bırakınız yapsınlar ama sakın geçmelerine izin vermeyin. Geçecekleri şey dalgalarıdır.

Öncelikle mevcut anayasayı veya herhangi bir modeli esas alarak hazırlanacak bir anayasa bu millet için asla işe yaramaz. Hepsini incelersiniz, ilham alırsınız, ama taklit ettiğinizde her mukallit gibi başarısız olursunuz.

Her şeyden önce, bizim 50 maddeyi geçmeyecek öz mü öz bir anayasaya ihtiyacımız var. Her şeyi oraya tıkıştırmak ve boca etmek kendimize gem vurmaktır. Özü olmayan ağaçtan ne kiriş, ne sütun, ne de dilme olur. Özden oluşmayan anayasa, bize ayak bağı olur.

Anayasa bir nizamın omurgası ise, orada en önemli şeylerin başında lisan yer alır. Seçilen kelimelerdir ona can veren şey.

Mesela:
Bir:
Bu, başşehri Ankara, resmi yazışmalardaki kullanılan lisanı Türkçe olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin anayasasıdır.

İki: Herkes doğuştan hürdür, her türlü insanî hakka sahip olup, mahkeme kararı olmaksızın hakları elinden alınamaz ve kendi istediği sürece Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tebaasıdır.

Üç: Devlet tebaası arasında ayırım yapmaksızın hayatiyet, mesken, sıhhat, ziraat, ticaret, eğitim, seyahat, inanç, ibadet, aile kurarak neslini sürdürme hakkını korur ve yardımcı olur.

Dört: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni beş yıl süreyle seçilmiş olan devlet başkanı yönetir. Devlet başkanı hükümetin başı ve başkumandandır.

Benzeri bir öz ve sadelikte, her ırk, inanç ve düşünceyi muhafaza edecek bir anayasa metni hazırlanmalı. Bu metin resmi olmasa bile halkın onayına sunulmalı. Bunun için özel kanun çıkarılıp, derhal referanduma gidilebilir. 40 yaş üstü farklı meslek ve eğitim sevilerinde, 25 kişilik geçici anayasa meclisi/kurulu da yapabilir. Buna gerek de olmayabilir.

Mesele şu, biz yeni anayasa zaruretimizi 330 sayısı içinde hapsedip, ilelebet tartışarak zaman mı kaybedeceğiz? CHP, MHP ve HDP gibi milletle bağı kalmamış, karanlık bir çağa doğru ilerleyen, modern dünya ile birlikte Türkiye'yi de bu karanlığa sürükleyen adamlarla mı kalacağız? Yoksa millete ayağı yere basan çözümler sunup, ivedilikle gerçekçi bir çözüm yolu mu bulacağız?

Gelin şu işi bir besmele çekerek, yeni baştan konuşalım. Ama her kafadan bir ses çıkmadan. Çok konuşulan yerde iş olmaz. İş, her konuşan ve bildiğini sananla yürümez.

 

OKUNACAK KİTAPLAR

Muhtaru'l-Hikem & Hikmetli Sözler İbn Fatik, Türkiye Yazma Eserler Kurumu 

İslam Siyaset Üslubu  İbnu'l Mukaffa Dergâh Yay  

 

CAN KEMAL ÖZER - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, yazar… Yeni Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Gıda Hareketi Başkanı. Yayınlanmış kitapları: Deccal Tabakta, Şeytan ye Diyor, Şeytan Çıplak, Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler, Müslüman'ın Diyeti, Yediklerimizin İçinde N(E) Var, Hangi Suyu İçmeli, Ramazan Kitabı, İyi Gıda Kötü Gıda, Gülen Şeytanlar Tarihi

CAN KEMAL ÖZER DİĞER YAZILARI

  1. Naime onen

    Yazılarınızı beğenerek okuyoruz kemal bey birgunde bizim için su fatura konusuna deginin lütfen kullanım bedeli vs yüklü yüklü faturalar her şeye gelen zamlar lütfen sesimiz olup bu konulara deginirmisiniz.

Yorum Yaz

  167026

-