21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Zihni Çakır

YENİ BİR OPERASYON, HEDEF YİNE ERDOĞAN

Zihni Çakır

Küreselcisinden Kürtçüsüne FETÖ'cüsünden Ulusalcısına tüm kripto merkezlerin, yeni bir vesayet düzeni oluşturmanın önünde en büyük engel olarak Erdoğan'ı gördüğü malum. Bu engelden kurtulmak için denemeyecekleri yolun olmadığını da biliyoruz. Canına kastetmek de dahil.

Ancak “Kaderin üstünde bir kader vardır” anlayışıyla amel edenler için “şerrin her planının üstünde de bir plan vardır”.

Öyle ki; Erdoğan'ı yalnızlaştırarak tasfiye etmeyi amaçlayan planlar, kimi zaman bilerek ya da bilmeyerek “makul uzlaşı” arayışlarıyla desteklense de asıl plan sahibinin planları her şeyi ters yüz ediyor.

İşte mesela yeni Anayasa yapımı için aynı merkezlerle “makul uzlaşı” arayışları, Erdoğan'ın bütün haklı karşı çıkışlarına rağmen programlanmışken, Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan'ı hedef alan “namus ve şeref” saldırısıyla Demirtaş'ın terörü meşrulaştıran çıkışlarının tavan yapması bu programın meşruiyetini ortadan kaldırdı.

“Makul uzlaşı” açıklamalarından güç alan “beslemelerin”, uçsuz bucaksız masa fantezisi, Erdoğan'ın yaptığı yalın açıklamalar ve koyduğu rezervlerle, milletin kahir ekseriyetinin başkaldırdığı bir haklı reddiye duvarına çarptı.

Pes etmeyeceklerini, yeni bir masa için en büyük engel gördükleri Erdoğan'ı imha edemiyorlarsa bile itibarsızlaştırmak isteyeceklerini biliyorduk.

FETÖ'nün, Küresel Sistemin verdiği görevi ifa için Erdoğan'ı hedef alan 7 Şubat MİT operasyonu, 17-25 Aralık Yolsuzluk Soslu Küresel Casusluk ve Darbe girişimi ile MİT Tırlarına operasyon eylemlerine imza atışından farksız bir operasyona imza attılar.

Ancak bu defa operasyon çok daha sinsice...

Maalesef operasyonun bir de “içeri” ayağı var çünkü.

Her ne kadar dikkatlerden kaçırılmaya çalışılsa da “içeriden” destekli operasyon nokta atışı adeta.

Eli kanlı terör elebaşı ve İmralı sakini Öcalan ve devlet arasındaki “diyaloglar” kitap haline getirilip yayınlandı.

Hem de “Çözüm sürecinden, Savaş sürecine dönüşen gelişmelere ışık tutacak tartışmalar” şeklinde yansıtıldı basına.

Mezopotamya Yayınları tarafından basılan “Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa” kitabında, 3 Ocak 2013 tarihinden 14 Mart 2015 tarihine kadar DBP-HDP heyetlerinin Öcalan ile yaptığı görüşmelerin tutanaklarına yer verildi.

Sadece bu da değil; tutanaklarla birlikte, Öcalan'ın çeşitli kurumlara gönderdiği mesajlar da var.

Ancak kitabın genel konseptinde, bugün yaşananların sorumlusu olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, PKK'nın meşrulaştırılmasına dönüşen süreci, “İzleme Heyeti yok, masa yok” sözleriyle noktalaması gösteriliyor.

Bugün de “yeni bir masa” ve “yeni bir süreç” tellallığı yapanların önündeki tek irade olarak duran Erdoğan'ın, bölgede tırmanan terörün sebebi şeklinde yansıtılmak istendiği kesin.

Örgütün siyasi ve sivil toplum bileşenlerinin, Erdoğan'ı hedef alan bir operasyon olan kitaptaki kimi bilgi ve belgeler noktasında “kaynak” teşkil ettiğini tahmin etmek tabii ki zor değil. Peki sadece devlet arşivlerinde olması gereken kimi bilgi ve belgeler o kitaba nasıl girdi?

“İçerden” sağlanan bu lojistiğin arkasında kimler var?

Kamu Güvenlik Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu'nun devlet adına yer aldığı görüşmelerin, Devlet sırrı kapsamında yer alan bölümleri kitap üzerinden operasyon çeken ekibe nasıl ulaştı?

Daha enteresan bir iddia!

Kitabın hazırlanma sürecinin, iktidara yakın medyada kalem oynatanlar ve Başbakan'ın yakın çalışma arkadaşlarının “yeni bir süreç” ve “yeni bir masa” önerileriyle “öz yönetimin yöntem farklıyla tartışılabileceği” açıklamalarına, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın “demokratik sistem içerisinde özyönetim talebi bir fantezidir” ve “terörle mücadele aynı kararlılıkla ve etkinlikle sürecek” mealindeki açıklamalarının hemen sonrasına denk geldiği öne sürülüyor.

Ve yine kitapta aktarılan ve ERDOĞAN'ın şiddetle reddettiği, PKK'ya ve Öcalan'a teslimiyet anlamına gelen “İzleme Heyeti” için önerilen isimlerden biri hiç yabancı değil; Başbakan Başdanışmanı ve MAZLUMDER eski Başkanı Yılmaz Ensaroğlu.

Bütün bunlar olur, bütün bu bilgi belgeler sızdırılır ve o kitap (Avrupa'da da olsa) basılırken istihbarat ne yapıyordu diye sormayın lütfen.

Çünkü söz konusu PKK olunca, İstihbaratın merkezi olan Yenimahalle Ankara'da sadece bir ilçe adı olarak hatırlanıyor galiba...

zihnicakir@gmail.com

@zihnicakir

 

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  695834

-