2 HAZİRAN 2020 SALI

Hüseyin Yağmur

YENİ DÖNEME DAİR BİR LAYİHA ÖZETİ

Hüseyin Yağmur

 

Türkiye'nin eski yöneticilerinin “Muhtar bile olamaz” dediği şahıs, önüne konulan binlerce engeli aşarak ‘Türkiye'nin Başkanı' oldu. “Bu ancak Rabbimizin bir lütfudur.”

(Süleyman (melikenin tahtını) yanı başına yerleşmiş olarak görünce: Bu, “Şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim? diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. dedi.(Neml Suresi:40)

Ruhani olayları ve başarıları fani gerekçelerle izah etmeye çalışırsanız, hem aldanırsınız hem de yetersiz kalırsınız.

Yeryüzünden ve bu topraklardan nice sultanlar, krallar, yöneticiler gelip geçti. Şüphesiz Cumhurbaşkanımız da onlardan biri. Bizim değerlerimizi yeryüzünde hakim kılmaya çalıştığı için onu seviyor ve destekliyoruz.

Osmanlı Devleti'nin Duraklama Dönemi padişahlarından 3. Selim tahta oturunca devlette yaşanan bozukluk ve yozlaşmaları (bugünkü tabirle metal yorgunluğu)  gördüğünden dönemin devlet adamlarından  “Bu devlet nasıl daha iyi yönetilebilir?” diye görüşler istemişti. Sultan 3. Selim'e ‘layiha' denilen tesbitler ve önerilerden oluşan 18 adet layiha geldi.3.Selim bunları okuyarak yeni döneme başladı ve 19 yıl iktidarda kaldı.

………………

Her dönemin aydınının sevdiği dostlarına ve devlet yöneticilerine yol göstermek, bir aydın sorumluluğudur. Cumhurbaşkanımız da yeni dönemde “Bu ülke nasıl daha iyi yönetilebilir?” diye akil adamların görüşlerine başvurmalı ve onların fikir ve vizyonlarından istifade etmelidir.

Tarih Felsefesinin kurucusu sayılan İbni Haldun “Sosyal olaylar iki su damlasının birbirine benzemesi gibi birbirine benzer” tesbitini yapar. Çünkü o Mukaddimesi'nde kendi dönemine kadar olan 150 devletin nasıl kurulduğunu, nasıl yükseldiğini ve nasıl yozlaşıp yok olduğunu  çok çarpıcı bir şekilde anlatmıştı.

Mukaddime'de yer alan, bir iktidarın yozlaşma biçim ve şekilleri dikkatle okunmalı Ak Parti iktidarı burada bahsedilen yozlaşma sebeplerinden kurtarılmalıdır.

İbni Haldun'un en önemli takipçilerinden olan son dönem devlet adamlarımızdan Ahmet Cevdet Paşa'nın ‘Tarihi Cevdet' isimli eseri de dikkatle okunarak Osmanlı Devleti'nin nasıl yozlaştığı tesbit edilmeli ve burada bahsi geçen hataların tekrar etmemesi için gereken tedbirler alınmalıdır.

Bu vesileyle ben de yeni döneme başladığımız bu ilk günlerde bana düşen gözlemleri bir köşe yazısı ölçeğinde tarihe ve tarihi kayıtlara armağan etmek istiyorum.

Besmele, hamdü sena ve salatu selamdan sonra;

1) 1.Meselemiz Allahu Tealayı Hoşnut Etmektir

Yeryüzü ahalisini memnun edebilmenin yolu Allah'u Teala'yı memnun etmekten geçer. Allah'u Teala'nın hoşnutluğunu ıskalayarak, kulları hoşnut edemezsiniz. Herkesin evine musluklardan ballı süt ve sıcak çukulata servisi de yapsanız yine bir gün, sizi yeterli bulmayarak sizden kurtulmak isteyeceklerdir. Birinci temel prensip; yönetim planını Allah'u Telayı hoşnut etmek üzere yapmaktır.

2) Yönetim Sanatının Manevi Kuralarını İhmal Etmemek Gerekir

Yeryüzünün yönetiminin maddi olduğu kadar manevi dinamikleri de vardır. Manevi kuralları ıskalayan yeryüzünü yönetemez. Ayeti kerimlerde ve hadisi şeriflerde bildirildiğine göre: bir beldede zina, fuhuş, kumar, içki vs gibi kötü huylar yaygınlaşırsa Allah'u Teala o beldeye olan rahmetini keser. (“Günahlar açıktan işlenmeye başlanınca, iyi kötü herkes genel bir azaba maruz kalır.” Taberani)

Yöneticiler bu günahlar karşısında tedbirler almazsa Allah'u Teala başlarında halife bile olsa o beldenin yöneticilerini de halkını da cezalandırır. Allah'u Teala'nın rahmetini bir çelik yelek gibi giyinmek isteyen yöneticiler Allah'u Tealanın ilan ettiği kötü huyların yayılmasına engel olmak zorundadırlar. (“Ya Resulallah! Geçmiş ümmetlerden bir kısmına deprem ile azap yapıldı. Toprak altında kaldılar. Bunların arasında salihler de vardı denildiğinde Evet, salihler de birlikte helak oldular. Çünkü Allahü Teâlâya isyan olunurken susmuşlardı. buyurdu.”Taberani)

3)Yöneticiler Başarının Allahtan Olduğunu Unutmamalıdır

Yöneticiler halkın teveccühünü ‘kendi yaptıkları hizmetlerden' değil, Allah'u Teala'nın ‘halkın kalbini kendilerine çevirmiş olmasından' bilmelidirler. Yol, köprü, havaalanı gibi hizmetler duaya  vesile olur. Ancak, seçim kazanmaya ve iktidarda kalmaya yeterli olmaz.

4) Şükredersek Çoğalır, Nankörlük Edersek Azalır ve Kaybolur

Çok önemli bir yönetim ve iktidar şifresi de şudur:  “Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size arttırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, benim azabım pek şiddetlidir."(İbrahim Suresi:7)

Yöneticiler ve belde halkları bu şifreye uygun davranırlarsa hiç zorluk çekmezler. Eğer nankörlük ederlerse Allah'u Teala verdiği nimeti geri alıverir.

5) Müşaveresiz Yönetim, Yanlış Yönetimdir

Kuranı Kerim'de ve peygamberimizin sünnetinde yönetimde ‘müşavere' esastır. “İş hususunda fikirlerini al (müşavere et).” (Âli İmrân Suresi:159)

Cumhurbaşkanımızın yöneticilik hayatı boyunca çeşitli kademelerde görevlendirdiği, Bakan, milletvekili, belediye başkanı gibi eski ve yeni yol arkadaşlarından sürekli olarak raporlar almalı, onların aracılığı ile toplumun nabzını tutmalıdır. Bu akil şahıslar bilgi birikim ve gözlemleri ile bir kenarda kalmamalıdır.

6) “Bina İnşa Döneminden Kimlik İnşa Dönemine Geçmeli”

Ben yazılarımda hep söylüyorum. “Bina inşa döneminden kimlik inşa dönemine geçmeliyiz.” Ak Parti iktidarında dindar müteahhitlerin, dindar bürokratların çoğalması marifet değildir. Marifet; Allahtan korkan, gönül ehli ve maharetli dava adamlarının sayısını artırmaktır. Gemiyi ilk önce terk edecek cinsten kişilerle gemiyi tıka basa doldurmak yerine, son ana kadar kaptanın etrafında ve gemide yer alacak büyük ruhlu dava adamlarının sayısını çoğaltmak esastır.

 

7) Halkın Her Türlü Şikayetini Dinleyecek ve Sorunları Çözecek Etkin Mekanizmalar Kurulmalıdır

Prof. Dr Kemal Karpat'ın naklettiğine göre; Osmanlı'nın Yükselme döneminde dağdaki bir çobanın dilekçesi dahi Padişaha ulaşabiliyordu. Gerileme döneminde bu refleks kayboldu. Bu tesbiti yapan yabancı araştırmacı ‘Osmanlının gerilemesinin bizatihi sebebi budur' diyordu.

Tıpkı Osmanlı'nın Yükselme döneminde olduğu gibi toplumun her kesiminden insanın şikayeti Cumhurbaşkanımızın kurduğu bir birimde çalışan; aklı berrak, ruhu yüce ve gönlü rikkatli görevlilere doğrudan ulaşabilmeli ve gerekli çözümler günlük olarak üretilebilmelidir. (Bazen 3 gün sonra bile her şey geçmiş olabiliyor. O yüzden olaylara anında müdahale  edebilecek mobil bir birime ihtiyaç var.)

8)Kanaat Önderleri ve STK'larla Yakın İrtibat Halinde Olunmalıdır

Ak Parti, kanaat önderleriyle ilgilenen bir özel birim kurmalı bu birim sayesinde; kendisini destekleyen sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına destek vermeli, kendisini desteklemeyenlerin ise gönüllerini kazanıcı dert ve sorunlarını ortadan kaldırıcı faaliyetler yapmalıdır. Hiç bir toplum kesimi seçimler zamanı kendisine oy için gidildiğinde “Ama bizim bir sorunumuz vardı. Onu niye çözmediniz? diye sormamalı, bu sorun üzerinden Hükümeti yıpratamamalıdır.

9)Medeniyet Köklerimizin Kültür Değerleri İhya Edilmelidir

Hükümetin baştan beri kültür politikaları maalesef zayıf vaziyette. Refah Partisi hükümet kurunca ABD'li bir akademisyen oradaki Türk arkadaşına “Refahlılar kültür ve sanatta nasıllar?” diye sormuş. İstediği cevabı alamayınca “Kültür ve sanatta güçlü olmayanların iktidarı uzun süre devam etmez” demiş. Bu iktidar kendi sanatçılarını, ressamlarını, artistlerini yetiştirmelidir. TRT'de numunelik bir kaç dizi ile bir yere varılmaz. Son beş Ramazandır hala ‘Yunus Emre' dizisi gösterimde. Yenisi bir türlü yapılamadı. Bu milletin dizi yapılacak en az 100 abide şahsiyeti var. Neden kültürümüzü yeniden diriltmiyorsunuz?

10)Adaleti Bir Yönetim Tarzı Olarak İhya ve İnşa Etmelidir

Bilge Hukuk adamı Faik Tarımcıoğlu  bir vesile ile “Ben bir ülkede adaleti  hakim kılmak istersem önce hukuk fakültesi hocalarından işe başlarım” demişti. Dolayısıyla mesele borçlusunu çek senet mafyası gibi sıkıştıracak avukatlar peydah edecek hukuk fakülteleri açmak değildir. Adaletle ruhları ve kafaları dolmuş  hukukçular yetiştirmektir.

11) Eğitim Konusunda Bir Türlü Çözülememiş Tıkanıklık Aşılmalıdır

Şüphesiz bu anlamda söylenecek çok şey var. İşin nirengi noktası şudur: Eğitimde her şey derslik yapmaktan ibaret değildir. Asıl marifet, yeni nesilleri yetiştiren, bir öğrencinin anne babasından daha çok birlikte yaşadığı öğretmenlerin gönlünün kazanılmasıdır. Bir iktidarın dersliğinden daha çok öğretmeni olmalıdır. Öğretmenleri olmayan iktidarlar uzun ömürlü olamazlar. İktidar, “Yaklaşık 20 milyon öğrenciyi kim yetiştiriyor?” sorusunu kendisine sormalı öğretmenlerin gönlünü kazanacak çalışmaları hayata geçirmelidir.

 

 

 

12) Toplumun Dini Eğitimini Gerçekleştiren Diyanet Camiasına Sahip Çıkılmalıdır

Diyanet camiası Cumhuriyet kurulduğundan beri üvey evlat muamelesi gördü. Kanunları bile daha yeni çıktı. Toplumun dini eğitimini gerçekleştiren diyanet camiasına sahip çıkılmalı, camilerde bire bir halkla temas eden hocalara ‘din adamı' asaletini  ve özgüvenini kuşandıracak çalışmalar yapılmalıdır.

13) Siyasi Aktörler Seçilirken Artık Bir Daha Hata Yapılmalıdır

Ankara'da her dönem çok güçlü metal fırtınalar esmiştir. Milletvekilleri  bu metal fırtınanın içine düşüp sağa sola savruluyorlar. O yüzden kökü millete ve milletin değerlerine sıkı sıkıya bağlı kişileri seçmek ve onları bu anlamda sürekli kontrol etmek gerekiyor.

Başarısız her milletvekilinin  kapı kapı dolaşılarak toplanmış el emeği göz nuru binlerce oyu partiden  alıp götürdüğü unutulmamalı. O kişiyi bir daha milletvekili olarak koymamak bir çözüm tarzı değil. Başarısız Milletvekillerinin açtığı kara delik her seçimde büyümeye devam ediyor.

14) 2019 Yerel Seçimlerinin Belediye Başkanlarının Seçimine Dikkat!

İstanbul siyasetini yakından bilen bir şahıs olarak iddia ediyorum. İstanbul İlçe Belediye Başkanlarının çoğu bu seçimlerde mutlaka değiştirmelidirler. Geçen yerel seçimlerde İstanbul'da Ak Parti'den Belediye başkanı olarak konulan kişilerin en az yarısı tekrar konulmaması gereken metal yorgunu şahıslardı. Bu şahıslar Ak Parti'nin oyunu yüzde 42'ye kadar düşürdüler. Eğer bu şahıslarda ısrar edilirse; ‘Cumhurbaşkanımızın metal yorgunluğu iddiası boşa çıkacak', metal fırtına Ak Partili Belediyeleri ve sonra da Ak Parti iktidarını alıp götürecektir.

15) ‘Ak Parti Yöneticisi! Karakterini Kaybetmiş Yöneticiler, Acilen Bütün Makamlardan Temizlenmelidir

Kim ne derse desin. Bürokratik oligarşinin hakimiyeti ortadan kaldırılamadı. Egosu burnundan fışkıran adamlar Türkiye'yi yönetmeye bir başka ifadeyle Türkiye'nin önünü tıkamaya devam ediyor. Kul hakkına hiç dikkat etmeyen, nefsi emmaresinin emellerinin peşinde koşturan, sorun çözmekten daha ziyade sorun üretmemeyi kendisine meslek edinmiş, gururlu, kibirli, ulaşılamaz insanlarla asla bir yere varılamaz. Hazreti Süleyman'ın asasına sızmış asayı kemiren kurtlar misali (Sebe Suresi:14) sadece kendi egosu ve çıkarları için semiren ve kemiren tiplerden Ak Parti bir an önce kurtulmalıdır.

16) Adalet, Herkese Eşit Olanın Değil, Hakkı Olanın Verilmesidir

Seçimlerde halkın tercihlerine saygı duyulmalı, Ak Parti'yi ve Ak Parti'nin hizmetlerini beğenen var beğenmeyen var. Ak Parti'nin hizmetlerini beğenmeyen partililerin kendi seçtikleri milletvekili ve belediye başkanlarının verdiği/vereceği hizmete alan açılmalıdır. Ak Parti bu beldelere hizmet vererek rol çalmak yerine, kendisinden hizmet bekleyerek destek veren beldelere  gerekli olan hizmet borcunu ödemelidir.

17)Sorunları Birikmiş Toplum Kesimlerinin Sorunları Odaklanılarak Çözülmelidir

Toplumun sorunları birikmiş ancak yüzeysel olarak ilgi gören kesimlerinin sorunları çok sistemli çalışmalarla rehabilite edilmelidir. Yakınlarını kaybetmiş bir türlü ulaşamayan aileler, intihar oranı yüksek meslek grupları, yüksek risk altında çalışan meslek grupları vs

18) Gönüllü Kahramanlara Sahip Çıkılmalıdır

Ak Parti, taraftarlarının gönlünü kazanma konusunda gayretini artırılmalıdır. Mesela son seçimlerde  gerek sosyal  medyada gerekse sahada canla başla çalışan kahramanlar ve yiğitler tesbit edilmeli ve yaptıkları faaliyetler desteklenerek kurumsal hale getirilmelidir.

19) 15 Temmuz Şehit ve Gazileri Unutulmamalıdır

Ülkemizi ve milletimizi bir büyük badireden kurtaran bu uğurda can veren, kan döken, azalarını kaybeden şehit ve gazilerimize sahip çıkılma yaklaşımı müesses hale getirilmeli, bir Pazar gecesi, geç saatte, bir 15 Temmuz şehidinin yetiminin bir ihtiyacı olsa anında ulaşabileceği üst düzey bir devlet görevlisi olmalıdır.

20) Dostları Kaybetmeden Düşmanlar Kazanılmalıdır

Ünlü Abbasi Komutanı Eba Müslüm Horasani'ye atfedilen bir söz var: Dostlarımızı nasılsa yakınımızda diye ihmal ettik. Düşmanlarımızı kazanma peşine düştük. Düşmanlarımız dost olmadı. Dostlarımızı zaten kaybetmiştik. Yıkılmamız mukadder oldu.

Bu tarihi itiraftan ders almalı. Dostlarımızı asla kaybetmemeli ancak bir komplekse kapılmadan asaletimizle düşmanlarımızın sayısını azaltmalı ve hatta onları kazanmalı.

Yazımızı ayeti kerime ile başlattık ayeti kerime ile tamamlayalım: Asra yemin olsun ki, İnsan mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.(Asr Suresi:1-2-3)

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  205795

-