21 EKİM 2019 PAZARTESİ

Zihni Çakır

‘YENİ DÜNYA’ SATRANCINDA ANKARA HAMLESİ

Zihni Çakır

Eylemdeki temel amacın, siyaset kurumunun kaosu çözecek aktör olma konumundan tasfiye edilip, demokratik fonksiyonların işlevsiz kılınarak siyaset ve demokrasi dışı bir aktörün devreye sokulması olduğu aşikar!

Küresel Sistemin kendini yenileme refleksini yanıbaşımızdaki topraklar üzerinde hayata geçirdiği bir dönemde...

Rusya, Çin ve İran'ın yeni bir düzen kurma denklemine doğrudan dahil olduğu bir zamanda...

ABD ve Rusya arasında yeni dünya düzeninin ana hatlarına dair bilhassa Suriye konusunda ittifak edildiğine dair işaretler alınırken;

Stratejik konumu ve tarihsel arka planıyla, bu denklemin ana aktörlerinden biri olması beklenen Türkiye'de “şehirler havaya uçuyor”.

Etnik ve mezhepsel çatışmaların fitilini ateşleyecek Cumhuriyet tarihinin en büyük terör eylemi gerçekleştiriliyor.

Ama biz yukarıda sıraladığım noktalara odaklanmak yerine, ülkeyi yasa boğan eylemi iç siyaset malzemesi yapan basiretsizlikten kurtulamıyoruz bir türlü.

Oysa, Ankara'da tahminen 100'ü aşacak olan bombalı eylemi, Türkiye'nin huzurunu ve 1 Kasım seçimlerini hedeflediği üzerinden okumak büyük oyuna kör, yıllardır bu oyun konusunda uyaranlara da sağır kalmaktır.

Eylemin hedefini 7 Haziran öncesi HDP'ye baraj aşırtmak ya da bu partinin AK Parti'den oy çalmasını sağlamak amacıyla Diyarbakır mitinginde gerçekleştirilen patlama kadar kısır bir temele de oturtmamamlıyız!

Oyun büyük; reflekslerse sadece hissi temelli! Ve beni asıl ürküten de bu!

Hele bu patlamaya yönelik analizlerini büyük oyunda yoğunlaştırması gereken devlet aklının hissi refleksler sergilemek gibi bir lüksü olamaz.

İstihbarat zaafiyeti mi var?

Bu eylemin ana kodlarına yoğunlaşılırken, istihbarat zaafiyetinin arka planında neler olduğuna seyirci kalınamaz. Rutin hale gelen istihbarat zaafiyetini, devlet içerisinde kümelenen belli bir grubun (FETÖ) mesuliyeti olarak gösterip kapatmayız dosyayı.

Niye mi? Oyun büyük ve bu oyuna alet olan da HİZMET eden de küresel sistemin Türkiye'siz bir Yeni Dünya Düzeni hedefinin HİZMETKARIDIR da ondan.

Bu topraklarda gerçekleştirilmek istenen ameliyat, tıpkı Mısır gibi, tıpkı Yemen gibi, tıpkı Libya gibi...

Oysa sadece Mısır'da yaşananların evveliyatına bakmamız gerektiği konusunda uzun zamandır ısrarla yazılar yazdık sosyal medyada paylaşımlarda bulunduk!

İşte bugün Mısır'da ABD-İngiliz sömürüsünün teminatı olan cunta yönetiminin önünü açan eylemlerin bölgesel versiyonunu Ankara'da yaşadık.

Bu da asla son olmayacak ve maalesef daha şiddetlisini önleme refleksi gösterecek bir istihbarat iradesinden yoksun olduğumuz için toplum olarak hazırlıklı olmaktan başka seçeneğimiz de yok.

Gezi isyanıyla akamete uğrayan Mısır denemesi Ankara'da yeni bir şekille devreye sokuldu ve bu artarak devam edecek.

Şimdi bu hatırlatmadan sonra bütün siyasi hassasiyetleri bir kenara bırakıp, öfke ve düşmanlığa mahkum ettiğimiz muhakeme yetimizi kin ve öfkeden ayrıştırıp şunu iyice belleyelim...

Eylemdeki temel amacın, siyaset kurumunun kaosu çözecek aktör olma konumundan tasfiye edilip, demokratik fonksiyonların işlevsiz kılınarak siyaset ve demokrasi dışı bir aktörün devreye sokulması olduğu aşikar!

Mısır'da ne olmuştu?

Bu nedenle Mayıs-Haziran aylarında sürekli uyarılarda bulunduk, “Aman dikkat YAŞ'ta komuta katına bir Sisi sızmasın” diye!

Bu uyarı bağlamında 10 gün önce Doğan medyasına taşınan ve TSK'nın çözüm sürecindeki operasyon talepleriyle verilen cevapların kayıt altına alındığı haberini üstelik bu grupta “kalem kıvırtan” Murat Yetkin'in meslek misyonuyla okumanızı öneririm.

Ve tekrar Mısır'ı hatırlatacak olursak, Mısır'da Mursi'ye cuntacıların atfettiği suçlar kamu düzenini sağlamaya yönelik dozajı yüksek güvenlik önlemleriyle “ihanet” iddialarıydı...

Bugün Ankara patlamasının yarattığı atmosferle Mısır'da cunta öncesi yaratılan atmosfer arasındaki tek fark aktörler.

Dedim ya oyun büyük! Bu büyük oyunda odaklanmamız gerekense küçük fotoğraf büyük fotoğraf. Tartışma ve analizleri küçük siyasi çekişmelerden mütevellit küçük fotoğrafa yoğunlaştıracak siyaset kurumu şunu unutmamalı ki; bu akıl tutulmasıyla devam ederlerse 1 Kasım'da önlerin konacak seçim sandığı bile bulamazlar.

ZİHNİ ÇAKIR - TERCÜMEİHÂL

ZİHNİ ÇAKIR DİĞER YAZILARI

  1. Halil Bıçak

    Çok kıssa bir analiz; eski Türkiye bürora'sisi' henüz Ülkeyi yönetiyor iken 'sisiler ile fetöler' hep bulunacaktır. Çözüm, AK PARTİ BEHEMAHAL 'BÜROKRASİDE GENÇLEŞMELİ. Gençlik yapılanmasını yap ma lı dır.

Yorum Yaz

  905421

-