Hüseyin Yağmur

YENİ SİYASET SINIFINA,  DOĞUŞ RUHUNA DÖNÜŞ ÇAĞRISI

Hüseyin Yağmur

'Mukaddime' isimli ünlü eserin müellifi İbni Haldun, devletlerin yıkılış ve kuruluşlarını anlatırken 'şehir hayatıyla birlikte öne çıkan yozlaşma olgusuna' özel bir önem atfeder.

Ona göre; şehirleri fetheden savaşçı bedeviler zaman içerisinde şehrin saraylarına ve konforuna alışırlar, mertlik, cesaret gibi asil huylarını kaybederler, yaşamaya verdikleri değer, düşkünlük derecesinde öne çıkar, şehir yeni bir bedevi kuşatmasına uğrayınca yıkılmaları mukadder olur.

Bir akademisyen yıllar önce siyasi gelişmeleri analiz eden bir yazısında 'AK Partililer şehri kuşattılar, saraylara yerleştiler. Onların iktidarı da şehrin surlarında yeni bedeviler görününceye kadar sürecek. Bakalım yeni bedeviler şehrin kapısında ne zaman görünecek? diye soruyordu.

Ben 2003 Yılındaki Ak Partinin ilk kongresine katılmıştım. Kongre sonrası çıkış kapısının bir köşesinde durup Ak Parti mensuplarını yakından gözlemledim. Hemen şu kanaate varmıştım. Bu kişiler Refah Parti tabanından gelen kişiler değillerdi. Merkez değerlerine daha yakın, hayattan daha çok talebi olan, sonuç odaklı kimselerdi.

Geçen Cumartesi günkü kongreyi televizyondan izledim.

O günlerden sonra yaklaşık 15 yıl geçti. Ak Parti kitlesi iktidarın çeşitli nimetleriyle hemhal oldu. Tavırlar, davranışlar, alışkanlıklar, talepler, beklentiler değişti.

Bütün bu evrilmiş yeni duyguları kontrol temek ve yönetmek gerçekten kolay değil. Ancak bunu başardığınız ölçüde Ak Parti iktidarda kalmaya devam edecek.

…………………

24 Haziran dahil olmak üzere bütün seçim çalışmaları sırasında 'sıkılmadık el, çalmadık kapı bırakmayalım, fakir sofralarına oturalım' söylemine rağmen bir kısım AK Partili de İbni Haldun'un eserinde yer verdiği bazı alametler göze çarpmaya başladı.

Lüks araçlar ve siyah güneş gözlükleriyle siyaset yapan ve bir misafir gibi bulundukları saha çalışmasında, mümkün olduğu kadar tabanla temas etmeden siyaset eden yeni siyaset sınıfı, Genel Merkeze rağmen varlığını sürdürüyor.

AK Parti, artık tam manasıyla bir kitle partisi konumuna yerleşmiş vaziyette.

Ne var ki kitle partisi olmak bir başka açıdan da bir büyük zafiyet. Çünkü her renkten büyük kitleler, partinin rengine girmektense, partiye kendi renklerini verme gibi bir etkileşim ortaya çıkartabiliyorlar.

Dolayısıyla; 'sıkılmadık el bırakmayalım derken en yakınındakinin elini sıkmayı atlayan, çalınmadık kapı bırakmayalım derken her gün karşılaştığı arkadaşının halini sormayan,' lüks araçlı, siyah gözlüklü yeni siyaset sınıfı bu değişimi yönetemeyebilir.

Temsilcilik açılışlarında çalınan davul zurna gürültüsünden, kendi sesinden başka sesi duymayan yeni siyaset sınıfı, AK Parti'yi yakaladığı zirvede tutabilecek bir zihin, gönül duyarlılığına ve donanımına sahip gözükmüyor.

Kanaatimiz o ki; AK Parti yeterince kitleselleşti. Artık bundan sonra çelikleşmeli. Toplumun her kesimine kendi rengini veren bir kadro partisi olmalı.

Rivayet edilir ki Süleyman Aleyhisselam, Süleyman Mabedini yaptırırken asasına dayanmış çalışmaları izliyordu. Bu sırada vefat etti. Ancak asasına dayalı olduğu için uzun süre vefat ettiğinin farkına varılmadı. Ne var ki asanın içine girip kemiren kurtçuklar asayı tamamen yiyip bitirince Süleyman Aleyhisselam'ın vefat ettiği anlaşıldı.

İbni Haldun, kendi dönemine kadar 150 devletin kuruluş ve yıkılış hikayesini yazmıştı. O artık yaşamıyor. Ama tesbitleri bugün itibariyle aynen geçerli.

Yeni Süleyman Aleyhisselam vak'aları yaşamak istemeyen devlet, millet ve iktidarlar tedbirlerini şimdiden almalı.

Olaylara kara gözlüklerin ardından değil, gönül gözüyle bakmalı.

……………….

Nitekim oy kaybı ile sonuçlanan 2009 yerel seçimlerinden sonra dönemin AK Parti İstanbul İl Başkanı,4.5.2009 tarihinde Sultanahmet'te yaptığı  Yerel Seçim Değerlendirme Konuşması'nda şunları söylemişti: 'Bu uyarı bizim için bir rahmet uyarısıdır. Milletimiz bize çok ince bir uyarı vermiştir. Elde ettiği refahı şımarıklıkla yaşayan, bazen yüz mimikleri ile halkı dışlayan tavırlar, 'dürüstlük ve kamu vicdanı ile hareket ediyor' konusunu sorgulanır hale getirmiştir.

Elde ettiği refah ile  şımarıklaşmış, çilesiz adamlardan teşkilatımızı arındırmalıyız. Hesabı olan değil, derdi olan insanları esas almalıyız. Konformist elitizme kaymış, dava sızısı taşımayan anlayıştan acilen sıyrılmalıyız. Manevi dinamikler açısından yeni bir silkinmeye şiddetli bir şekilde ihtiyaç vardır. Doğuş ruhuna geri dönmeliyiz. Doğuş ruhu bir gönül hareketiydi. İnsanımızın kalbini yeniden fethedecek formüller bulmalıyız.'

Özetleyecek olursak Ak Partiyi ve dolayısıyla Türkiye'yi kurtaracak formül şudur: ‘Doğuş ruhuna geri dönmeliyiz.. İnsanımızın kalbini yeniden fethedecek formüller bulmalıyız.'

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  471347

-