22 OCAK 2020 ÇARŞAMBA

YENİDÜNYA DÜZENİNDE TIBBİ SOYKIRIM


YENİDÜNYA DÜZENİNDE TIBBİ SOYKIRIM

Dr. Grady A. Deal, Ph.D., D.C. – 10 Mayıs 1995

 

Dr. Grady A. Deal'in 22 yıl önce yazılmış yazısı ilk günkü tazeliğini koruyor...

Ne şanslıyız ki Yeni Dünya Düzeni'nin uluslararası bankerleri, hükümet-destekli tıbbi soykırıma dair bir entrika programı olan Ortodoks tıp yapılanmasını kontrol ediyor. Ortodoks tıp doktorunuzu sadece “onaylı” Ortodoks ilaçları, aşıları, cerrahiyi ve radyasyon tedavilerini sağlamaya zorluyor ve bunlar sizi ABD'de hasta ve bağımlı olan nüfusun yüzde 95'i içinde tutuyor ve her yıl 1 milyonun üzerinde Amerikalıyı boş yere öldürüyor. Buna ek olarak, tıp mafyası her sene kürtaj yoluyla 1,5 milyonun üzerinde doğmamış bebeği öldürüyor. Dolayısıyla tıbbi soykırım, her yıl 2,5 milyonun üzerinde insan öldürüyor ve size her sene 1 trilyon dolarlık bir maliyeti oluyor ki bu da gayri safi ulusal bütçenin yüzde 12'sine karşılık geliyor. Tıbbi soykırım, sağlığınız ve yaşamınıza yönelik iyi bir yatırım değil.

TIP 1910'DA ÖLDÜ

Rockefeller, Eustace Mullins'in Enjeksiyonla Ölüm ve G. Edward Griffin'in ‘Kansersiz Dünya' kitaplarında belgelendirildiği üzere, 1910 yılı itibariyle, Rockefeller tüm tıp mesleği üzerinde kontrolü ele geçirdi. Rockefeller, milyonlarca dolar rüşvet vermek suretiyle tüm tıp okulları ve her eyaletin lisans kurulunu satın aldı. Bugün eğer Ortodoks tıp doktorunuz sizin her türlü sağlık sorununuz için test edilmemiş ve etkisiz bir Rockefeller ilacını reçeteye yazmıyorsa, eğer her türlü temel metabolizma bozukluğunu kötü bir şekilde yönetmiyorsa (toksisite, serbest radikal patoloji, gıda alerjisi, hipo-tiroid, kandidiyasis, vs), eğer ilaç-dışı bütüncül terapiler kullanıyorsa, sağlıksız yiyecekler ve Rockefeller'in proses ettiği gıdaları tavsiye etmiyorsa ve eğer tıbbi soykırım uygulamıyorsa, Rockefeller usulü tıbbı uygulamadığı için lisansını kaybetmesi an meselesidir.

İLAÇ VE AŞILARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ ROCKEFELLER'İN

Rockefellerler ve diğer uluslararası şirketler, tıbbi ilaç ve aşı endüstrisinin büyük bölümünün sahipleri konumundadır ve proses edilmiş ve proses edilmiş ve abur cubur endüstrisinin de büyük bölümüne sahiptirler. Birçok tıbbi ilaç, Rockefeller'ların sahip olduğu petrol endüstrisinden gelen petrol yan ürünlerinden yapılmıştır. Medyayı kontrol etmektedirler. Dünyanın her bir yanında uluslararası komünizmi yaratmışlar ve finanse etmişlerdir. Hükümetimizi, özel şahsa ait Federal Rezerv Sistemi aracılığıyla paramızı ve kredi sistemimizi kontrol etmek suretiyle kontrol etmektedirler. Washington DC'de sizi tıbbi soykırıma ve Yeni Dünya Düzeni'nin uluslararası komünizmine satan her bir sahtekâr politikacıyı ve hükümet binasını satın almak için yeterince paramızı çaldılar.

ROKFELLER'İN İZİN VERMEDİĞİ YÖNTEMLER KABUL EDİLMEZ

Rockefeller, ilaçlar konusundaki yaklaşımının önündeki tüm rekabeti ortadan kaldırmak suretiyle tıbbi bir tekel kurmak yoluyla denetimi pekiştirmiştir. Bunu ise, tüm bütüncül tıp doktorlarına, kiropraktik yapanlara ve şelasyon, ultraviyole, hidrojen peroksit, ozon ve oksijen terapileri gibi doğal tedavi savunanlara karşı sahte raporlar üreten ABD'nin her bir kendindeki ortalama Ortodoks tıp doktorları, ajanları, bürokratları, politikacıları, medya propagandacıları yoluyla yapmıştır. İşte bu yüzden de çoğal terapileri hiçbir devlet bürokrasisi “kabul etmez” ve kiropraktik mesleği halen Rockefeller yapılanması tarafından aşağılanmaya devam etmektedir.

Bunun anlamı, aslında, tüm bütüncül doktorların “yalancı doktor” olduğu ve doğal ilaç-dışı terapilerinin birer zevzevlik olarak kabul edildiği ve yasadışı kabul edildiğidir. Bunun sebebi ise, etkin olmamaları değil, etkin olmaları ve soykırıma dair Rockefeller tıp yapılanmasının parçası olmayışlarıdır.

KEMOTERAPİ KONUSUNDA HİÇBİR BİLİMSEL ARAŞTIRMA YOK

Tıp doktoru Robert Mendelsohn, “Tıptaki Muhalif” başlıklı kitabında, Ortodoks medikal yapılanmanın ağızlara sakız ettiği “bilimi” reddeder ve şöyle yazar: “Bugün kanser konusundaki zevzekliklerin en tehlikeli şekli, modern tıp içinde olanıdır. Örneğin, kanser kemoterapisinin hiçbir şekli, bu zamana değin kontrollü bir bilimsel araştırmaya konu olmamıştır. Yani, terapiye aday olanların yarısı tedaviyi kabul etmekte, diğer yarısı ise etmemektedir. Ortodoks terapilerdeki tek kanıtlanmış etmen, rakip tepkilerdir.”

HEM ZİHİNSEL HEM DE BEDENSEL OLARAK ZAYIFLATIYORLAR

Mullins, şöyle söylemektedir: “Bugün, hem zihinsel hem de fiziksel olarak zayıflatan hastalıklardan mustaribiz ve bunların neredeyse tümü, kimyasal ve ilaç tekelinin operasyonlarıyla doğrudan bağlantılı olabilir ve bir ulus olarak süregiden varlığımızın önündeki en büyük tehdidi oluşturmaktadır.”

Mullins şöyle devam eder: “Tıpta Rockefeller etkisi Tıbbi Tekel'in içine (kanser endüstrisinin denetimi de dâhil olmak üzere) kemikleşmiş durumdadır. Tıp doktoru Hardin James ise, 1969 yılında Amerikan Kanser Derneği'ne şöyle seslenmiştir: “Tedavi edilmemiş kanser vakalarının yaşam beklentisi, (Rockefeller'in onayladığı kemoterapi, cerrahi ve radyasyonla) tedavi edilenlerden çok daha yüksektir.

ROCKEFELLERLE ÇELİŞİRSENİZ…

Rockefeller, sağlık alanındaki hayırsever faaliyetlerin tümünü başlatmıştır ve onların tümünü de kontrol etmektedir. İşte bu yüzden de sizin “favori” sağlık hayırseverliğiniz, Rockefeller ilaçlarıyla rekabet halindeki tüm ilaç-dışı bütüncül terapilere ters düşmektedir. Rockefeller'in denetiminde sağlık alanında çalışan hayır kuruluşlarına bağış yaptığınızda, doğal bütüncül tedavinin ortadan kaldırılmasını desteklemiş oluyorsunuz; üstelik Amerikalı dostlarınıza soykırımvari Ortodoks tedavilerle zarar verilmesi ve onların öldürülmesini de destekliyorsunuz.

Health and Wellness Today'deki bir makalesinde, tıp doktoru Julian Whitaker, (Haziran 1993) her yıl baypas ameliyatından 15.000 kadar hastanın öldüğünü yazmıştı; oysa ki şelasyon gibi “daha iyi teşhis ve alternatif tedavilerle hayatlarının kurtulması mümkündü.”

DİYETİSYENLİĞİ POPÜLER YAPAN ŞEY…

Rockefeller yapılanmasına dahil olan tıbbi doktorlar ve onların fino köpekleri gibi kayıtlı diyetisyenleri, sürekli olarak sağlıklı olmayan gıdalar (süt ürünleri, proses yağlar, mayonez, margarin, kahve, vs) öneriyorlar; oysa söz konusu gıdalar serbest radikal patolojiye, kardiyovaskuler hastalıklara, kansere ve diğer sorunlara yol açıyor. Bu durum, kısmen, Ortodoks doktorları ve Rockefeller yapılanmasına mensup diyetisyenleri bu denli popüler yapan bir şey; keza size en çok sevdiğiniz balıklardan vazgeçmenizi tavsiye etmeksizin sizin kendi kendinizi öldürmenize izin veriyorlar. Bu durum, aynı zamanda, ortalama hastanın bütüncül doktorlardan ve beslenmeyle ilgili kiropratiktik yapanlardan uzak durmasına yol açıyor; keza bu kişiler sizden hiç kuşku yok ki sağlıksız besinleri ve kötü alışkanlıklarınızı sonlandırmanızı talep edeceklerdir.

HASTALIKLARIN YARISININ SEBEBİ…

Tıp doktoru Joseph Price, M.D. ise, “Kalp atardamarları, Kolesterol, Klor” başlıklı kitabında, içme suyundaki klorun, kardiyovaskuler hastalıkların büyük çoğunluğunun sebebi olduğunu yazmıştı. Doktor Kurt Oster ve Doktor Donald Ross ise, XO Faktör adlı kitaplarında, homojenleştirilmiş süt içindeki ksantin oksitleyici enzimlerin kardiyovaskuler hastalıkların neredeyse yarısının sebebi olduğunu belirtmişlerdi. Dr. George Meinig, D.D.S., ‘Kök Kanal Örtbas' adlı kitabında, kök kanalların, vücudun tüm bölgelerine –özellikle de kalbe- yayılan bakterileri barındırdığını, endokartitis, miyokarditis ve kalp hastalıklarına sebep olduğunu, aynı zamanda tüm vücuttaki diğer kronik enfeksiyon ve dejeneratif hastalıkların da yüzde 70'ine yol açtığını söylemişti. Tıp doktoru Stephen Langer, ‘Çözüldü: Hastalığın Bilmecesi', adlı kitabında ise, Ortodoks yaklaşımlar sonucunda sürekli kötü bir şekilde yönetilen tiroid işlevinin kandaki kolesterol düzeylerinin yükselmesine sebep olduğunu ve kardiyovaskuler hastalıkları tetiklediğini belirtmişti.

DEVAMI YARIN... 

2.BÖLÜM İÇİN TIKLAYINIZ

3.BÖLÜM İÇİN TIKLAYINIZ

Yorum Yaz

  515976

-