Hüseyin Yağmur

YERE DÜŞEN BAYRAĞIN HİKÂYESİ

Hüseyin Yağmur

Milli Eğitim eski Bakanı Sn. Vehbi Dinçerler bir televizyon kanalında kesintisiz eğitim kanunu ile ilgili bir hatırasını anlatmıştı. Anlattığına göre; ağabey yaşlarındaki bir ANAP'lı, elinde kesintisiz eğitim kanun taslak çalışması ile kendisinin bürosuna gelip görüş sormuş. Dinçerler; “Bu Onun yazabileceği bir şey değildi. Bazı derin odaklar bu taslağı yazmışlar zemin yokluyorlardı.” Diyordu.

Nitekim RefahYol Hükümeti devrilince, bu taslak bir anda kanun oluverdi.

Kesintisiz Eğitim Kanununu, 28 Şubat Darbecilerinin kilit hedeflerinden biriydi. Çünkü onlara birileri, 'Böyle giderse 10 yıl içinde bütün devlet daireleri İmam Hatipli dolacak' diye bir rapor vermişti.

Zaten İmam Hatipli düşmanı olan her kesimden odaklar, 'İçlerindeki imam hatip düşmanlığı canavarını' durduramaz hale gelmişlerdi.

Refahyol Hükümeti'ni devirip, altın tepsi içinde iktidarı devrettikleri Mesut Yılmaz'a bu kanunun taşeronluğu görevini verdiler. O da konuyu fazlasıyla içselleştirip 'Siyasi hayatıma mal olsa da bu kanunu çıkaracağım' dedi ve çıkardı.

Kendisi şimdi bir siyasi mevta olarak Ankara'nın tenha köşelerinde ilahi hesap gününü bekliyor.

Kanunun çıkmaması için halk her Cuma Beyazıt Camii'nde, her Pazar Eyüp Camii'nde, Cuma ve sabah namazlarının ardından gösteri yapardı. Polisin çok sert müdahalelerde bulunduğu, uzun namlulu tüfeklerle Beyazıt Camii'nin avlu revakları arasına konuşlandığı bu gösterilere zaman zaman ben de katılırdım.

Bu gösterilerde taşınan bir bayrak Eyüp Camii avlusunda yere düşmüş bulunuyordu. Ben, yere düşmüş ve biraz da kırışmış bu bayrağı aldım ve üzerine tarih atarak hatıra nevinden sakladım. Hala o bayrak evimde o baskı ve zulüm günlerinin hatırası olarak saklıdır.

Önceki hafta 28 Şubat Mağdurlarının yaptığı bir paylaşımı görünce canım sıkıldı. Mağdurlar “Yeni bir 28 Şubat gelmeden haklarımız ve itibarımız iade edilsin” diyorlardı. Aklıma Eyüp Camii avlusunda yere düşmüş bayrak geldi. Aradım, koyduğum yerde buldum. Üzerindeki tarihe bakınca hüzünlendim. Çünkü aradan tam 22 yıl geçmişti. Yani Darbeciler ve onun taşeronu Mesut Yılmaz bu ülkenin tam 22 yılını çalmıştı.

Bu 22 yılın 5 yılı Darbe hükümetleriyle, 17 yılı Darbe mağduru insanların iktidarıyla geçti. Ne kadar manidardır ki Ak Parti aradan 22 geçmesine rağmen 28 Şubat mağdurlarının hakkını ve itibarını bir türlü hakkıyla iade edemedi.

Öfkesi iyice birikmiş bu mağdurlar kendi kronik sorunları bir türlü çözülmezken,

 bazı kişilerin ve ailelerin el üstünde tutulmasına, makam üzerine makama garkolmalarına hayretler içinde şahitlik ediyorlar.

Ezilenlerin aynı kaldığı, imtiyazlıların isim ve  kisvelerinin değiştiği bu trajik türbülans, maşeri vicdanları kanatıyor.

Ne büyük bir  hüzündür ki; 28 Şubat Darbe Düzenini bozsun diye devlet makamlarına getirilen 28 şubat mağduru şahıslar, adaletin tecellisini sağlamak yerine şahsi saltanatlarını kuvvetlendirecek faaliyetlerin içine dalıyorlar.

28 Şubat Darbe Mağdurlarının hakları ve itibarları yeni bir 28 Şubat gelmeden artık çözülmeli!

Çünkü bir fıkrada anlatıldığı üzere; hem uzadı, hem de tadı kaçtı bu işin...

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  391911

-