23 EYLÜL 2019 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

YEREL SEÇİM GÖZLEM VE NOTLARI

Hüseyin Yağmur

“Bu kadar gecikmiş yerel seçim analizi olur mu?” diye sorarsanız haklısınız. Ancak benim bu notlarım 2019 yerel seçimlerine değil,2014 yerel seçimlerine ait. Eski notlarımı karıştırırken 2014 yerel seçimlerinden sonra aldığım notlar karşıma çıkıverdi. Bu gün onları sizlerle paylaşayım dedim. Bakalım Ak Parti 2014 yerel seçimlerinden gerekli dersleri almış mı?

………

İşte 2014 yerel seçimlerinden sonra aldığım bazı notlar:

Çok şükür bir seçimi daha kazasız belasız atlattık. AK Parti'nin ‘yedi düvele' karşı verdiği mücadele başarıyla sonuçlandı. En yakın rakibine 15 puan fark atarak seçimleri tamamladı.

Her seçimin kendine özgü sonuçları ve dersleri var. Ben bugün bu gözlemlerimden bazılarını sizlerle paylaşmak istedim. Bu seçimler bir daha gösterdi ki; bir kısım şehir halkı şehire yapılan hizmete göre değil, ideolojilerine ve partiye göre oy veriyor. Eğer gösterilen aday kendi parti ve ideolojilerinden değilse rakip partinin adayı ağzı ile kuş tutsa bile kendini beğendiremiyor.

Nitekim AK Parti'nin üç bakanı seçimlerde bu tarihi dersi tekrar yaşadılar. İzmir'de AK Parti'nin en popüler ve en başarılı bakanı sayılan Binali Yıldırım aday gösterildi. AK Parti'nin bu ağır hizmet topu İzmir'e getireceği hizmetlerden bahsetti. Hatta o kadar ileri gitti ki “İzmirliler benim hizmetlerimden sonra artık içkilerini burunlarını tıkayarak değil, keyifle içecekler” dedi. İzmirliler 30 Mart'ta Binali Yıldırım'a şu cevabı verdiler: Sen kendi işine bak! Biz, hem burnumuzu tıkarız, hem içkimizi içeriz. İzmir'i senin temizlemene ihtiyacımız yok! Biz partimizden vazgeçmeyiz…

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun özel olarak ilgilendiği, hatta meyhanelerine girip hal hatır sorduğu Edirne'de de halk, gelecek hizmet yerine kendi ideolojilerini ve partilerini tercih ettiler. Benzeri bir muameleyi Hatay'da Adalet eski bakanı Sadullah Ergin görmüş oldu.

Benzeri sahneler İstanbul'da da yaşandı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Abi'nin pozitif ayrımcılık(!) yaparak her türlü hizmeti en önce götürdüğü ilçelerde AK Parti lehine yaprak kımıldamadı. Aksine Kadıköy ve Beşiktaş'ta %70'lere varan oy patlaması oldu.

Üstelik AK Parti Beylikdüzü ilçesini de kaybetti. (Beylikdüzü Belediyesi'nden bana mesaj gelirdi. Sürekli konser  ve şamata programlarına davet şeklinde. Al sana konser!)

AK Parti'nin beyaz Türklere şirin gözükmek için eski ANAP'lı adayla girdiği Sarıyer'de, eski CHP'li adayla girdiği Maltepe'de de sonuç hüsran oldu. Demek ki sen kendin olmadıkça, ancak başkasının maskarası oluyorsun.

Umarız bu sonuçlar AK Parti yönetimleri ve Belediyeleri için bir ders olur da bundan sonra stratejilerini buna göre belirlerler!

…..

Bu seçim bir daha gösterdi ki Türkiye'de insanın ruh terbiyesi için ortaya çıkan cemaatlerin seçimleri ‘etkileyebilecek' bir oy bütünlüğü yok. Nitekim kendilerinde olağanüstü oy ve güç vehmeden Hizmet Hareketi de Cumhuriyet Halk Partisi de birbirlerine güç vermek için sımsıkı sarılmalarına rağmen tam bir hezimete uğradılar. Hatta bu sıkı ittifaktan  dolayı bazıları CHP'ye ‘Cumhuriyet Hizmet Partisi' dediler.

Vatandaş, cemaatini ve hocasını ayrı, partisini ayrı seviyor. Takke düştü, oy göründü. İyi de oldu. Bundan sonra cemaatler partilerle, partiler cemaatlerle politik ilişkilere girmezler. Herkes, kendi işini yapar. Dini olan ruhani görevini, dünyevi olan fani görevini.

…..

İnsanlar neden Belediye Başkanlığına talip olur bilmem? Bir eski arkadaş İstanbul'un Belediyelerinden birinden aday adayı oldu. Cep telefonuma mesaj göndermişti. Arayıp tebrik ettim. Sesi heyecandan titriyordu. Çünkü bu ilçede daha önce kendisi İlçe Başkanıyken seçim kaybedilmişti. Adaylığı kesinleşince arkadaşı yine arayıp tebrik ettim. Sesindeki heyecan bu kez bir özgüvene dönüşmüştü.

Bir hafta sonra ‘Yaşadığı ilçede neden seçim kaybedildiğini, bu seçimin nasıl kazanılacağını' rakamlarla ona anlatmak istedim. Yarım saatlik bir randevu istedim. “Cuma günü görüşelim” dedi. Cuma günü aradığımda, ancak üçüncü aramamda danışmanına ulaşabildim. Artık dostumuz ulaşılamaz bir insan olmuştu.

Vaziyet kötüydü. Çünkü; daha seçimlere 60 gün varken Başkan adayı dostumuza ulaşamıyoruz. Dostumuz ‘dededen kalma yöntemlerle' seçim kampanyasını yürüttü ve seçimi kaybetti. Halbuki doğru strateji izlese kesin kazanılabilecek bir ilçeydi. Arkadaş sonuçlara itiraz etti. Ancak bu itiraz karşı tarafın 400 oy daha almasına sebep oldu.

Dostunun adayken ulaşamadığı adama, halk Başkan olunca nasıl ulaşacaktı ben onu merak ediyordum. Merakıma gerek kalmadı. Dostumuz seçimi kaybetti. Böylece Halk, başına ‘başkan' sıfatlı bir ‘genel müdür' gelmesinden kurtulmuş oldu.

…..

Gazetelerde çıktı. Başbakan Erdoğan'ı yerel seçim başarısından dolayı üç devlet başkanı, iki başbakan arayarak tebrik etmiş. Putin, Aliyev ve Eroğlu, Erdoğan'ı tebrik eden devlet başkanları. Pakistan Başbakanı Şerif, Bosna Başbakanı Begoviç ise Erdoğan'ı tebrik eden iki başbakan.

Çipras'ın Başına Gelenlerin Farkında mısınız?

Yunan Başbakanı Çipras'ın başına gelenlerden haberdar olan var mı ?

Yunanistan 2010 yılında çok büyük bir kriz yaşadı ülke iflas etti. Bir büyük sosyal ve siyasi kriz  ülkeyi sarstı. İşte bu kriz ortamında kendini aşırı solcu olarak niteleyen ve statükonun değerlerine karşı çıkan Çipras siyasete atıldı. Nihayetinde 2015 yılında yapılan  seçimlerde iktidara geldi.

Çipras, Amerikan başkanı Yunanistan'a geldiğinde bu ziyareti protesto eden aşırı solcu gençlerdendi.

Seçim kampanyalarında ABD ve Avrupa Birliği olmak üzere bütün küresel güçlere karşı çıkmış, Yunanistan'ın geleneksel dış politikasını eleştirmiş,  Türkiye'ye dostlukla ilgili mesajlar vermişti. Çipras o kadar radikaldi ki siyasi hayatı boyunca resmi şahıslara benzememek için kravat bile takmamıştı.

İktidara geldikten sonra bir değişim dönüşüm yaşadı. Önce Avrupa Birliği'nin egemenliğini tanıdı, onlarla çeşitli anlaşmalar yaparak Yunanistan'ı ve Yunanistan halkını bir anlamda vesayet altına almış oldu. Söyleminden ayrılınca seçmeninden ayrı düşmeye başladı.

Türkiye ile ilgili dostluk söylemlerinden vazgeçip aşırı sertlik yanlısı söylemler içerisine girdi.

Halk Çipras'ın söylemleriyle eylemlerinin örtüşmediği görünce Çipras ile yollarını ayırdı.

4 yıllık bir aradan sonra bu kez merkez sağın vaatlerini dile getiren şahısı iktidara getirdi.

Yunanistan halkı 4 yıl içinde aşırı solculuktan merkez sağcılığa mı geçti? Elbetteki, hayır..

Çipras'ın söylemleriyle eylemleri arasında uyuşmazlık psikolojik eşiği aşınca halk Çipras'tan vazgeçti. Öbür seçeneği tercih etti.

Halk, İstanbul ve Ankara'da da öbür seçeneği tercih etmedi mi?

 

 

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  268084

-