20 KASIM 2019 ÇARŞAMBA

Fahri Sarrafoğlu

YIKILMASI İÇİN ÇOK UĞRAŞILAN, AMA DİMDİK AYAKTA DURAN HAMAM

Fahri Sarrafoğlu

Bir hamam düşünün ki sırf orada çalışan tellak yüzünden yıktırılmak isteniyor. Basında sık sık hamamın yolun geçişi engellediği haber yapılarak biran önce yıktırılması yazılıp, çiziliyor. O hamamın tarihi özelliği, ecdat yadigarı olup olmadığı önemli değil. İşte 2.Beyazıt Hamamı'nın başından geçen tarih serüven:

ÇOK DEĞERLİ VE ÇOK GÖSTERİŞLİ BİR HAMAM

Şehrin merkezinde Sultan II. Beyazıt Camii'nin biraz uzağında (Edebiyat Fakültesi yanında) bulunmakla beraber külliyenin bir parçası olarak kabul edilmektedir. Başbakanlık Arşivi'ndeki XVI. yüzyıla ait bir tapu tahrir defterinde, Yavuz Sultan Selim'in annesi Gülbahar Hatun'un (ö. 911/1505-1506) Trabzon'daki imareti evkafına gelir sağlamak üzere inşa ettirilmiştir

Beyazıt Hamamı, benzeri yapılar arasında en gösterişli ve büyüklerinden biri olduğundan Hamâm-ı Kebîr olarak da adlandırılmıştır.

 

ALLAH'IN VELİ KULLARININ YIKANDIĞI HAMAM

Evliya Çelebi eserinin hamamlar bölümünde bunun hakkında, kendi üslubunca açıklama yapar. Çelebi, Beyazıt Hamamı'nın “velî”lere mahsus olduğunu bildirir. Allah dostlarının burada buluştuğunu, buranın farklı ve manevi bir atmosfer olduğunu yazar. Binanın İstanbul'un geniş bölgelerini tahrip eden yangınlardan zarar gördüğü dış cephelerindeki izlerden bellidir.

 

PATRONA HALİL BURADA TELLAKLIK YAPTI MI?

Kurtarılmayı bekleyen tarihi Beyazıt Hamamı, uzun yıllar ilginç bir isimle hatırlandı. Osmanlı'da Lale Devri'ni sona erdiren ayaklanmanın elebaşısı Arnavut kökenli Patrona Halil, hamamın tellaklarındandı. III. Ahmet döneminde 500 bin nüfuslu İstanbul'da Eyüp, Galata, Üsküdar ve Beyazıt semtlerinde 408 hamamda 2 bin 321 tellak çalışıyordu. 1730'da bir grup tellak devletin kendi başına bırakıldığını, ekonominin kötüye gittiğini öne sürerek Patrona Halil'in önderliğinde ayaklandı. Sokağa dökülen gruba yeniçeriler de katılınca ayaklanma büyüdü. Yeniçeriler saraya yürüyüp III. Ahmet'i tahttan indirdi. 29 gün süren ve çok sayıda kişinin öldüğü ayaklanmanın ardından Birinci Mahmut tahta geçti. İsyanın elebaşısı Patrona Halil'i bir baskınla ortadan kaldıran Birinci Mahmut'un talimatıyla hamamlarda Arnavut kökenli tellakların çalıştırılması yasaklandı. Tarihi bilgiler her ne kadar bu şekilde yazsa da Patrona Halil'in bu hamamda çalıştığı nedense daha sonra sık sık dile getirilmeye başlandı ki hamam belki de böylece biran önce yıkılabilsin.

 

İSTANBUL'DA İLK DEFA O GÜN EZAN OKUNMADI

 

Tarihçi yazar Murat Bardakçının yazısına göre; 29 Eylül 1730'da Patrona Halil İsyanının 2. günü ezan okunmadı ve camiler kapatıldı. İşte Murat Bardakçı'nın köşesinde kaleme aldığı o ilginç yazısı; İstanbul'da, şehrin fethedildiği 1453'ün 29 Mayıs'ından bugüne kadar ezan sesi hiç eksik olmadı. Müezzinler asırlar boyunca günde beş vakit ezan okudular, işgal günlerinde bile ezan kesintiye uğramadı ama tek bir gün hariç: 1730'un 29 Eylül'ünde İstanbul'da ezan yasaklandı, hatta camilerde namaz kılınmadı. Şehirde ne kadar cami varsa, o gün kapalı kaldı. Deli İbrahim” adında bir softa çıktı. Patrona Halil ile yeniçeri ağalarının önüne geldi ve ”Mübarek bir davaya kalktınız. Zalimlerden hesap soruyorsunuz. Böyle büyük bir günde ezan okunmaz, namaz kılınmaz” dedi, derken bir de fetva verdi.

 

VE HAMAMIN HAZİN KADERİ BAŞLIYOR: DERİ DEPOSU OLUYOR

1930 yıllarına kadar çalışan Beyazıt Hamamı bu tarihlerden sonra caddeye komşu büyük kubbeli soyunma yerleri (camekânlar) bir şahsın mülkiyetine geçince deri deposu olarak kiraya verilmiş, arkadaki sıcaklık bölümleri ise kısmen demirci atölyesi olmuş, kısmen de kendi haline terkedilmiştir. Bu arada hamamı tahrip eden müdahaleler devam etmiş, kurşunları soyulmuş, tepe camları kırılmış, mermerler ve kurnalar götürülmüş, duvarlarda delikler ve geçitler açılmıştır. 1950-1960 arasında yıktırılması için gösterilen büyük gayretler başarılı olamayınca hamamın büyük mekânlarının İstanbul Üniversitesi tarafından alınması yoluna gidilmiştir. Rektör Nâzım Terzioğlu, cadde üzerindeki kubbeli iki soyunma yerini kütüphane ve okuma salonuna dönüştürülmek üzere tamir ettirmiş, fakat onun rektörlükten ayrılması, arkasından da vefatı üzerine bu proje gerçekleşmeden kalmıştır. Bugün hamamın içi eskisinden daha beter bir harabe haline gelmiş bulunmaktadır.

 

KADIN –ERKEK İYİ AYRI HAMAM

Beyazıt Hamamı erkekler ve kadınlar kısımlarına sahip bir çifte hamamdır. Yan yana olan kısmen taştan inşa edilmiş bu iki bölümün büyük kubbeli soyunma yerleri cadde kenarında olmakla beraber erkekler kısmının yüksek sivri kemerli bir taçkapı karakterinde olan girişi caddeye açılır. Çifte hamamlarda usulden olduğu gibi kadınlar kısmının kapısı ise yan sokak (Derviş Paşa sokağı) ile bağlantılıdır. Her iki kısım da aynı planda yaptırılmıştır. Yalnız kadınlar kısmının camekân bölümü diğerinden biraz ufak ölçüdedir. Soğukluk bölümlerinde giriş eyvanlarının iki yanlarında kubbeli hücreler vardır. Esas soğukluklar (ılıklık) ise üçer kubbelidir. Sıcaklık bölümleri dört eyvanlı tipte olup köşelerde halvet hücreleri bulunur. Arkada ise boydan boya külhan uzanır. Beyazıt Hamamı'nın bir diğer özelliği, suyunun aynı yerdeki çok derin ve geniş bir kuyudan dolapla çekilmesidir. 1920'lere kadar duran bu ağaç dolap bugün ortadan kalkmışsa da bu muazzam kuyu hamamın külhanı ile Hasan Paşa Medresesi arasında kurumuş olarak durmaktadır. Beyazıt Hamamı önünden geçen cadde 1955-1957 yıllarında genişletildiğinde zemin seviyesi de çok indirildiğinden, bu husus bilhassa cadde üzerindeki cephesinde belirlidir. Aynı zamanda şehrin en büyük ve âbidevî karakterde hamamı olan Beyazıt Hamamı, Türkleşen İstanbul'da yeni bir şehircilik anlayışına göre kurulan Beyazıt Külliyesi'nin bir parçası ve onu tamamlayan bir eleman olarak da değerlidir.

GÜNÜMÜZDE MÜZE OLARAK KULLANILMAKTADIR

İstanbul'daki 16. yüzyıl Osmanlı hamamları içinde gösterişli mimarisi, boyutu ve çifte hamam oluşu ile dikkati çeken II. Bayezid Hamamı, 1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültürel Miras Listesi'ne alınan “İstanbul Tarihi Alanları” içinde yer alır. İstanbul Üniversitesi mülkiyetinde olan II. Bayezid Hamamı'nda, restorasyon sonrasında özgün kullanımına uygun olarak Türk Hamam Kültürü Müzesi olarak kullanılmaktadır. Giriş ücretsiz olup ziyaret edilebilir.

http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=060054

http://muzeyum.istanbul.edu.tr/?page_id=6591

FAHRİ SARRAFOĞLU - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, Yazar, Manevi Şahsiyet Eğitim Uzmanı1966 yılında Aksaray’da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini Aksaray’da tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Bir yıl Londra’da dil eğitimi aldı. Daha sonra Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesini de bitirdi ve “Din Psikolojisi” alanında çalışmalar yaptı. Bu alanda İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öncelikli olmak üzere birçok psikolojik eğitimlere katılarak Psikologlar ve Psikiyatristler Derneği’nin sertifkalarını aldı.Gazeteciliğe 1990 yılında İhlas Holding’de “Turkey” İngilizce ekonomi gazetesinde başladı. Aynı yayın grubu ile bir de dergi çalışmalarını yürüttü. İstanbul Kuyumcular Odası ile birlikte Gold News kuyumcu dergisini çıkardı. İHA’da Ekonomi Müdürü olarak çalışmaya devam etti. Çeşitli radyolarda haftalık programlar yaptı. Gazetecilik ve yazarlık mesleğine ara vermeden MÜSİAD basın danışmanlığı ve Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü görevini yürüttü. Aynı zamanda Akit Gazetesinde ekonomi yazıları yazdı ve röportajlar yaptı. 1998 yılından 2013 yılına kadar ise Yeni Şafak gazetesi ekonomi servisinde çalışmalarını sürdürdü.Bu süre içerisinde çeşitli internet sitelerinde sanat,iş, ekonomi ve akademik çevrelerle özel röportajlar yapmıştır. Aynı zamanda farklı dergilerde kişisel gelişim, İstanbul gibi konular başta olmak üzere çeşitli yazı ve röportajları yayınlanmıştır.Sarrafoğlu aynı zamanda İSTANBUL’un SIRLARI adıyla İstanbul’u tanıtan ve sevdiren sunumlar yapmakta, İstanbul’u farklı bir gözle gezmekte ve gezdirmektedir.Yine kişisel gelişim konusunda D.K.D (Düşün Konuş Dinle) eğitim seminerleri- Basın ve Halkla İlişkiler Semineri –Morİnek(Farkındalık) adıyla çeşitli eğitim seminerleri de vermektedir. Sarrafoğlu, evli ve dört çocuk babasıdır.Röportaj dalında MÜSİAD ödülü sahibidir.

FAHRİ SARRAFOĞLU DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  063140

-