1 HAZİRAN 2020 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

YILDIZLI SEMALARDA SİYASET ETMEK NE GÜZEL!

Hüseyin Yağmur

Efendi Hayrettin, ülkemizin önemli bürokratlarından biriydi. Aynı zamanda akademisyen. Memurluk, şeflik, müdürlük yaparken akademik kariyerini de güzelce tamamlamıştı. Çocukluğundan beri siyasete çok meraklıydı. O yüzden geçen seçimlerde iktidar partisinden milletvekili aday adayı olmuştu.

 O güne kadar siyaseti akşamları evden pijamasıyla izlerdi. O yüzden televizyonda siyaset izlerken birçok siyaset teorisi geliştirmişti.

 Bir küçük eksiği vardı. Saha ve alan tecrübesi yoktu. İl ve İlçe teşkilatının adresini pek bilmezdi. Mahalle teşkilatını rüyasında görse korkardı. Partisinin mitinglerini ertesi gün gazetelerden okurdu.

 Milletvekili seçimlerinde bu tecrübesizliğini biraz giderme fırsatı buldu. İl ve İlçe teşkilatlarına uğradı. O günden sonra her fırsatta söze başladığından ‘İl Başkanlığında ve İlçe Başkanlığında geçirdiği anları' ballandıra ballandıra anlatırdı.

 Dava Delisi Bekir ise siyasete İktidar Partisinin gençlik kollarından başlamıştı. Direklere, ağaçlara tırmanıp parti bayrak ve flamalarını en yükseğe asma çalışmalarını sürdürdükten beş yıl sonra, İlçe Yönetim Kuruluna girdi. “Gençlik Kolları” zor diyordu ama burası ondan daha zordu. İlçe Teşkilatı, Genel Merkez gibi çalışıyor, iki akşam yönetim kurulu, bir akşam mahalle yönetimi, bir akşam haftalık faaliyet organizesi derken her hafta asgari dört günü partide geçiyordu.

 Zaten daha ilk gün İlçe Başkanı peşin peşin söylemişti: Vakti ve nakdi olan gelsin diye.

 Bir yandan nakit bir yandan vakit harcayarak beş yıl sonra Belediye Meclis Üyeliğine aday oldu Dava Delisi Bekir…

 Milletvekili adayı olamayan Efendi Hayrettin de bu kez Belediye Meclis Üyeliğini gözüne kestirmişti. Zaten partinin birçok üst düzey yetkilisini eskiden beri tanıyordu.

 Listeler açıklandı. Efendi hayrettin 1. sırada, Dava Delisi Bekir 45. sıradaydı. Listeler açıklandıktan sonra İlçe Başkanı yaptığı ilk toplantıda herkesi seçimler için çokça çalışmaya davet ederken “Ben inanıyorum ki 1. sıradaki adayımız da 45. sıradaki adayımız da aynı gayretle çalışacak” dedi.

 Öyle de oldu. Dava Delisi Bekir haftada dört olan çalışma temposunu haftada 6-7'ye çıkardı. İlçe Başkanının sözü onu çok onore etmişti.

 Efendi Hayrettin ise 1. sırada olduğu için yeri Garanti Bankası gibiydi. O akşamları yine rutin bir şekilde evine gidiyor, pijamasını giyiyor, ‘Yıldızlı semalarda siyaset etmek ne güzel!' şarkısını mırıldanarak siyasi haberleri izliyordu.

 Ayrı vilayetten Büyükşehir için aday adayı olan kişiler de Efendi Hayrettin'in tanıdığı kişilerdi. Büyükşehir için aday adayı olan Efendi Sami, daha önce milletvekili adayı olmuş bir kıdemli bürokrattı.

Aday olup seçilemeyince merkezdeki ilçe belediyelerinin birinde başkan yardımcısı olarak tensip edilmişti. Vatandaşa kalsa görevi sırasında ‘üç kazı güdememişti' ama o kendini çok başarılı sayıyor ve yerel basına ‘çok önemli bir belediyede başkan yardımcılığı yaptım' diye demeç veriyordu.

 Aynı vilayetten ilçe belediye başkanlığı için başvuran akademisyen de Efendi Hayrettin'in tanıdığı idi. Efendi Serkan isimli bu doçent, geçtiğimiz dönem başkan danışmanlığı yaparak altında makam arabası beş yıl boyunca keyif sürmüştü. 5 yıl boyunca akşamları evde ‘Yıldızlı semalarda siyaset etmek ne güzel' şarkısını mırıldanarak pijamasıyla siyaset teorileri üretmişti.

 Başkanlık listeleri açıklanınca beklenen oldu. Efendi Sami Büyükşehir, Efendi Serkan ise ilçe başkan adaylığına uygun görülmüştü.

 Dava Delisi Bekir o seçimde hiç çalışmadığı kadar çalıştı. Çalmadık kapı sıkılmadık el bırakmadı. Bürokrat ve akademisyen olan iki başkan adayı kendisine iltifat ettikçe kendini kontrol edemiyor daha fazla çalışıyordu.

 Seçim sonuçları açıklanınca iktidar partisinin oyunun düşmüş olduğu hayretle görüldü. Siyasiler üstten aşağıya doğru birbirlerini azarladılar.

 Kabak Dava Delisi Bekir'in başına patladı. Bütün seçim yenilgisinin faili kendisiymiş gibi, kendini suçlu hissetti.

 Efendi Sami, Efendi Hayrettin ve Efendi Serkan'a ise bu fırçalar hiç ulaşmadı. Zaten hiç üzerlerine de alınmadılar.

 Bir keresinde bir hatta iki akşam üst üste eve gidemeyecek kadar çok çalışmışlardı. Daha ne yapsınlardı?! Zaten onlar kazanacakları yerleri kazanmışlardı.

 Seçimlerden sonra bir akşam üçü, belediyenin sosyal tesisinde mükellef bir akşam yemeğinde bir araya gelip ‘Yıldızlı Semalarda Siyaset Etmek Ne Güzel' şarkısını koro halinde mırıldandılar, geleceğe yönelik yeni siyaset teorileri ürettiler.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  801991

-