17 EKİM 2019 PERŞEMBE

Can Kemal Özer

YİNE YENİ BİR DOMUZLUK

Can Kemal Özer

3 Haziran 2009 Vakit Gazetesi'ne verdiğimiz mülakatta, domuz gribinin ABD'nin biyo-terörürü olduğunu belirterek, “Burada iyi bir niyetten değil, derin bir plandan söz edilmesi gerekir. ABD önce virüs ihraç ediyor, sonra ilaç” diyerek uyarmıştık.

Bir gün sonra yani 4 Haziran 2009 günkü Sabah gazetesinde Rus Jeopolitik Araştırmalar Merkezi Başkanı General Leonid Ivachov'un, “Domuz gribine yol açan virüs, ABD tarafından laboratuarda üretildi” ifadeleri yer aldı.

Bu süreçte filmlere konu olacak maceralar yaşadık. TBMM kürsüsünden adımız zikredilerek tehdit edildik. Toplum sağlığını tehdit ettiğimiz ileri sürüldü. Ellerinden gelse ipe çekeceklerdi. Şükür ki, onlar değil –yine- biz haklı çıktık.

Biz midemizden ve cüzdanımızdan batıya bağlı olmadığımız için, Hakk'ı haykırmakta beis görmezken, böyle olmayanlar o gün söyledikleri yalanları bugün de söylemeye devam ediyorlar.

Ekranlar ve gazete sayfalarına bakacak olursanız, Suriye'den beteriz. Domuz gribi denilen domuzluk salgını, 79 milyonluk Türkiye'yi yok etti edecek.

Bu medya balık hafızalı bile değil. Basbayağı batının oyuncağı. İlaç ve aşı şirketlerinin maskarası. Sağlık Bakanı kısık sesle de olsa “abartmayın, ölümlerin nedeni domuz gribi değil” diyor. Lakin kim dinler bakanı.

Kadın cinayetlerini teşvik eden medya, elinden gelse herkesi domuz gribinden temizleyecek.

Gelin birlikte 2009'a gidelim ve medyada yer alan haberlere bakalım. Dönemin Sağlık Bakanının domuz gribi, aşı ve ölümlerle ilgili tutturamadığı kehanetleri hatırlayalım.

İŞTE 2009 ‘DOMUZ GRİBİ' PALAVRA VE KEHANETLERİ

30 Nisan 2009: “Domuz gribinin ortaya çıkmasından sonra, gece çok geç saatlere kadar yatmıyorum.

11 Haziran 2009: “Biz aşıyı satın alma konusunda masaya oturmuş, önde gelen ülkelerden biriyiz. Domuz gribine yönelik aşı birkaç ay içerisinde geliştirilebilecek ve aşı üretimi yaklaşık 3-4 ay sürebilecek.”

(İtirafa bakar mısınız, daha aşı üretilmemiş, ne üretimi daha geliştirilmemiş bile. Buna rağmen biz olmayan aşıların alımı için masaya oturmuşuz. Bitti mi hayır, Haziran'da aşı almak için masadayız, lakin Eylül olmuş henüz aşı yok… İşte itirafı:)

08 Eylül 2009: “Hastalığın aşı ile ilgili gelişmeleri henüz tamamlanmamıştır…”

08 Eylül 2009: “Bu hastalık bütün dünyada önümüzdeki aylarda çok hızlı bir şekilde yayılacak. Burada önemli olan kendi ülkemiz açısından bu yayılmayı yavaşlatmak, riskli grupları iyi korumak, onları aşılamaktır. Ne yapacağımızı bilmektir. Çok insan hastalanacaktır, buna hazırlıklı olalım…”

18 Eylül 2009: “Domuz Gribi hastalığı, bütün dünyada önümüzdeki aylarda hızla yayılacak…”

08 Ekim 2009: ''3 ayrı firmadan aşı alıyoruz. Bu firmalardan biriyle anlaşmamız bitti. 25 milyon doz aşıyla ilgili sözleşmemizi bitirdik, tamamladık…''

10 Ekim 2009: “Ekim ayında ilk partide alınması planlanan aşıda ciddi yan etki tespit edildiği takdirde aşılamadan vazgeçilebiliriz. Gerekli görülürse okulları kapatırız”

10 Ekim 2009: “Türkiye'de hiç aşı yapılmazsa, nüfusun tahminen 3'te biri (21 milyon kişi) hastalanacak, 5 bin kişi hayatını kaybedecek. Dolaylı kayıplar hariç, salgının toplam maliyeti 1.1 milyar TL olacak. Ama biz önlemimizi aldık. 1 milyon 800 bin kişinin hastalığa yakalanacağını ve 400 ölümünün gerçekleşeceğini öngörüyoruz

10 Ekim 2009: “2,5 milyon kutu antiviral ilaç ve 400 bin adet sağlık personeli koruyucu kiti stoklandı”

10 Ekim 2009: “Aşılar üç ayrı firmadan temin edilecek. Ocak başına kadar 48 milyon aşı siparişinin yüzde 35'i teslim edilecek ve aşılar ücretsiz yapılacak. Okullar kapatılabilecek, yarıyıl tatili uzatılabilecek”

13 Ekim 2009: “Domuz gribi aşısı, Ekim ayının 3. haftasında Türkiye'ye ulaşacak. Siparişimiz de 20 milyon dozdan, 48 milyon doza çıkarıldı…”

21 Ekim 2009: Sağlık Bakanı: “Başbakanımız da aşı olacak

25 Ekim 2009: Sağlık Bakanı "Domuz gribi aşısı yaptırmayın diyenler bunun hesabını verirler! Domuz gribi aşısını yaptırmayın diyenler, bir takım hukuki sonuçlarla karşı karşıya kalacaklar" diye tehdit etti.

25 Ekim 2009: Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi olarak açıkça ilan ediyoruz ki: Şayet ülkemizde bu kadar kişi domuz gribine yakalanmaz ve bu kadar kişi ölmezse, halkı gereksiz yere tedirgin etmek, kendisi gibi düşünmeyenleri tehdit etmek ve ülke kaynaklarını gereksiz yere israf etmekten dolayı, biz de kendisi hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunacağız.

3 Kasım 2009: Sağlık Bakanı: “Cumhurbaşkanı ve Başbakan da aşı olacak”

5 Kasım 2009: Sağlık Bakanlığı Pandemi Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan “En az 30 milyon kişi aşılanmalı. Domuz gribi eğer bu şekilde ilerlerse, 2 bin kişi hayatını kaybeder”

5 Kasım 2009: Başbakan Erdoğan, TBMM'de Sağlık Bakanına “Benden izin almadan ismimi kullanmışsın, bunun hemen düzeltilmesini istiyorum. Ben aşı olmayı düşünmüyorum.

O günkü başbakan Recep Tayyip Erdoğan büyük bir sağduyu örneği sergilemiş, bu sayede milyonlarca insan gereksiz ve meçhul aşılama macerasından kurtulmuştu.

BİZDE BUNLAR OLURKEN, DÜNYADA DA ŞUNLAR YAŞANIYORDU:

14 Mayıs 2009: CIA'in gizli denemelerinin yoğun olduğu Meksika'da gizli laboratuarların olabileceğini kaydeden Rus politolog Sergey Markelov: "Ben o bölgede doktor olarak bulundum. Ormanların derinliklerinde yüzlerce laboratuar vardı. Şimdi onların bir kısmı otel olarak kullanılıyor. Böyle bir otelde de kaldım. Bölgede bulunan laboratuarlara baktığınızda, dışarıdan odundan bir baraka gibi görünüyor. Ancak içerisi son derece teknolojik donatılmış. Ben domuz gribinin bu şekilde gizli çalışan laboratuarlardan bir sızıntı olarak görüyorum. Gizli laboratuarlarda öldürücü domuz gribi üzerine çalışılıyor. Şimdi bu gizleniyor. Biyolojik silahlar sürekli olarak geliştiriliyor. Kuş gribinin de, ilk kez Çin'de ortaya çıkmasını düşünmek gerekiyor."

1 Ekim 2009: Domuz gribi ve aşı kararının 14-15 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Bilderberg toplantısında alındığını belirten Finlandiya Eski Sağlık Müdürü Dr. Rauni Kilde, domuz gribi hakkında şu çok çarpıcı cümleyi söylemişti: “Dünya nüfusunun yarısını öldürmek istiyorlar…”

19 Ekim 2009: New York'da domuz gribi (H1N1) aşısı olmaları ve aşı yapmaları zorunlu kılınan sağlık görevlileri, aşıların yeterince test edilmediğini belirterek, aşı kampanyasını durdurmak için dava açtı.

20 Ekim 2009: Londra Sağlık Koruma Ajansı: “Londra'daki üç okulda Tamiflu ilacı verilen 103 çocuktan, yüzde 53'ünde yan etkilere rastlanmış.”

20 Ekim 2009: Hastalarda dalgınlık ve kâbus görme gibi yüksek orandaki ‘nöropiskiyatrik yan etkiler' görüldüğü için Japonya Sağlık Bakanlığı, 10-19 yaş arasındaki hastalara Tamiflu verilmesini yasakladı.

20 Ekim 2009: Tamiflu verilen kişilerde yüzde 29 bulantı, yüzde 20 mide ağrısı ya da kramplar ve yüzde 12 uyku problemleri görüldü.

5 Kasım 2009: İngiltere Toplum Bilimi Enstitüsü (ISIS) Başkanı Dr. Mae-Wan ve ISIS genetik uzmanı Prof. Joe Cummins ortak açıklama yaptı: “Toplu aşılar, felakete çıkarılan bir davetiyedir.”

5 Kasım 2009: Amerika'nın 7 milyar dolarlık aşı anlaşması yapmasına isyan eden Amerika Ulusal Aşı Bilgi Merkezi (NVIC), Obama'ya mektup yazarak ‘bu sürecin güvenirliğinin sorgulanması' çağrısı yaptı.

31 Aralık 2009: Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Margaret Chan, domuz gribi aşısı olmayı reddetti.

09 Ocak 2010: Ankara Ü. Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalından Prof. Dr. Recep Akdur: “DSÖ domuz gribini bilerek abarttı. Gerçekçi olmayan salgın panikleri, dünyaya ve insanlığa çok pahalıya mal oldu. Kuş gribi dünyaya 2.2 trilyon dolara mal oldu, domuz gribinin ise 4.4 trilyon dolara mal olacağı hesaplanıyor. Bu paniklerden bazı ülke ve firmalar büyük rantlar elde ederken, diğer bir kısmı da büyük zarar görüyor.''

11 Ocak 2010: Avrupa Konseyi Sağlık Birimi Şefi Wolfgand Wogard: “Domuz gribi salgını, dünya çapındaki panikten faydalanmak isteyen ilaç firmalarının başlattığı sahte bir salgın. Domuz gribi çok ama çok abartıldı, bunu soruşturmamız lazım.”

5 Şubat 2010: Domuz gribi aşısı üretimi için 4 milyar ruble harcayan Rusya, Dünya Sağlık Örgütü'nü (DSÖ) ilaç firmalarının lobiciliğini yapmakla suçladı. Rusya milletvekilleri, ‘Dünya Sağlık Örgütü'nden çıkalım' teklifinde bulundu.

2009 ve 2010 domuz gribinden öldüğü ilan edilenlerin hiçbirinin domuz gribinden ölmediği öğrenildi. Hepsinin ölüm nedeni farklıydı. Ama domuz gribinden öldüğü anonsu pek çok kişi için ekmek kapısıydı.

Sonuç ortadaydı. Kriz ne dünyada, ne Türkiye'de pompalandığı gibi olmadı. Domuz gribinden ölenlerin sayısı, soğukta donarak ölenlerin onda biri bile değildi. Hele ki, açlıktan ölenlere oranla bir hiçti. Ama dünyaya yüz milyarlarca dolara mal olmuştu. Türkiye ise toplam 1 milyar dolara yaklaşan harcama yaptı. Domuz gribinden öldüğü iddia edilenler de domuz gribinden değil, diğer hastalıklarından dolayı ölmüşlerdi.

Ama bundan hiç ders almadık, aynı tezgâha yine geliyoruz. Medya yangına körükle gidiyor. Bakanlık masaya yumruğunu vurmak yerine, cılız bir sesle konuşuyor. Ama Bakanlığın bu kez medyadan daha sağduyulu olduğu kesin. Peki, soru şu: Medya bu haberleri nereden alıyor? Doktorlardan. Doktorlar bunu neden abartıyor? Bunun cevabını da siz verin.

İlaç ve aşı firmaları milyarlar harcasalar da, medyanın köpürttüğü gibi reklam yapamazlar.

Biz neden öldüğü bilinmeyen birkaç ölümü milleti panikletecek şekilde aktarırken, dünya yanıyor kimsenin umurunda değil. Bu süreçte terörden onlarca insan öldü. Kazalarda yüzlerce can gitti. Binler kansere, on binler diyabete yakalandı. Bu aşılar, ilaçlar, kimyasallar, tabiîliği / fıtratıyla oynanan kötü gıdalar ve bizim aymazlığımız yüzünden yeni doğan 5 çocuktan biri yine engelli dünyaya geldi. Çile ve acı dolu bir hayat sürecekler. Kimin umurunda…

Sağlık Bakanı, ‘tamiflu stokumuz var ve her yere ücretsiz gönderdik' diyor. ‘Önce zarar verme' ilkesini unutan tıp dünyasından birkaç vicdanlı kişi dışında yine ses yok. Haklı çıkmaktan yorulduk. Yazık çok yazık...

Sizi o ilacın hikâyesini anlatan tablo ile baş başa bırakalım. Biraz düşünün bakalım, bu şeytanlığın içinden bu kafayla çıkabilir miyiz? Ama kimse kimseyi suçlamasın, herkes kendine baksın bir hele.

Son iki not: Sağlık Bakanlığı önceki gün şu açıklamayı yaptı: "Grip hastalığı bu kış sezonunda Aralık ayının sonundan itibaren görülmeye başlanmıştır. Takip çalışmalarında bu sezonda 2.905 solunum semptomu olan hastadan alınan örneklerden 1.261'inde bir solunum yolu virüsü tespit edilmiştir. Bunlardan 595'inde Rhino, RSV gibi diğer solunum yolu virüsleri, 463'ünde İnfluenza A H1N1 (domuz gribi), 134'ünde İnfluenza A H3N2 ve 38'inde influenza B virüsü bulunmuştur.”

Gördüğünüz gibi kaç kişinin domuz gribinden öldüğü bilgisi yok. Çünkü hiçbirinin ölüm nedeni domuz gribi değil, başka hastalıklar. Bu süreçte diğer griplerden kaç kişi öldü? Bu sayı en az binlerle ifade edilir. Neden onlardan söz edilmez? Çünkü korkutucu değil ve kimse buna inanmaz. Ama domuz gribi korkutucu. Açıklamaya tekrar bakınız: Hastalarda 595 Rhino, RVS, 172 influenza A-B tespit edilmiş. Haberlerde bundan da kimse söz etmiyor. Domuz gribinden daha tehlikeli olmalarına rağmen neden acaba? Çünkü bu da korkutucu ve ikna edici değil.

Domuz gribinden çok domuzluklardan korkmak gerekmez mi? “Başınıza gelenler yapıp ettikleriniz yüzündendir” (Şûrâ Suresi 30)

Merhum Prof Dr Ahmet Aydın hoca şunları söylemişti:

“Grip mikrobu bir virüs olduğundan antibiyotik tedavisinden etkilenmiyor. Her yıl on milyonlarca insan gribe yakalanıyor. Yüz binlercesi de ölüyor. Kuş gribini herhalde unutmadınız. O zaman yine korku tüneline girmiştik.

Kuş gribi salgını köy tavukçuluğunu bitirdi. Yetkililer “biz zamanında önlem almadığımız için hastalık yayıldı” diyemedikleri için, tavukların hemen hepsini (hastalıklı-hastalıksız) ayrımsız bir biçimde öldürdüler, itlaf ettiler/katlettiler.

Çeşitli akademisyenler, uzmanlar medyada halka entegre tesislerde üretilen tavukları tüketmenin uygun olacağını öğütlediler vatandaşa. Bu durum milyonlarca köylünün gelir kaybına ve beslenme yetersizliğine neden oldu. Jandarma “kaçak” kümesleri takibe aldı. Geliri azalan köylünün şehre göçü hızlandı.

Kuş gribi aşısı hiç çıkmadı. Tavuklar öldürülünce ülkeyi keneler sardı. Kırım-Kongo kanamalı ateşinden onlarca kişi öldü…”

Önceki akşam kötü bir haber aldım. Uzaktan akrabam olan 30'lu yaşlarda bir genç, Konya'da domuz gribi aşısı olmuş. Aşıdan sonra kol ve bacaklarını kullanamaz hâle gelmiş (felç) ve şu an Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi altında. Geçmiş olsun…

Anlayana bu kadar yeter, anlamayana domuz gribi aşısı!

1_5

CAN KEMAL ÖZER - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, yazar… Yeni Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Gıda Hareketi Başkanı. Yayınlanmış kitapları: Deccal Tabakta, Şeytan ye Diyor, Şeytan Çıplak, Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler, Müslüman'ın Diyeti, Yediklerimizin İçinde N(E) Var, Hangi Suyu İçmeli, Ramazan Kitabı, İyi Gıda Kötü Gıda, Gülen Şeytanlar Tarihi

CAN KEMAL ÖZER DİĞER YAZILARI

  1. Teşekkürler Kemal Bey. hallere düştüğümüz resmidir.

  2. cengiz ayvaz

    Allah razı olsun hocam.bilgilendik.aydinlandik.

  3. Mücahit Ustaoğlu

    Bu değerli haberi sosyal medyada olabildiğince paylaşalım ki oynanan oyunun büyüklüğü ve zararları anlaşılsın...

  4. Allah razıolsun hocam.

  5. çiğdem yıldırım

    Hocam ALLAH Razı Olsun Sizden Bu kadar iç rahatlatıcı....GERÇEKLERİ.... paylaşmanız...bizler şanslıyız...böylesi paylaşımlarla bilgileniyoruz....!RABBİM İLMİNİZİ ARTTIRSIN....! SAYGILAR.

  6. Kemal Bey ALLAH sizden razı olsun, çok değerli çıkarsız doğru bilgiler paylaşıyorsunuz..

  7. Kemal bey,bu güzel bilgilendirmeler, uyarılar için Allah sizden ve ekibinizden razı olsun. Kıytırık bir habere bile dünyanın yorumunu yazan kardeşlerimiz bu haberleri neden es geçerler. Sonra biz neden böyleyiz diye hayıflanıyoruz. etme bulma dünyası işte. Her toplum hak ettiği üzere yaşıyor..

Yorum Yaz

  612035

-