4 TEMMUZ 2020 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

27 MAYIS DARBESİNİN PSİKOLOJİSİ (1)

Hüseyin Yağmur

27 Mayıs Darbesinin Psikolojik Tahliline Giriş

‘Medeniyetler Çatışması' Teorisinin sahibi Samuel Huntington, ‘Geri kalmış ülkelerde ordunun rahminden çıkmayan iktidarlar meşruiyet görmez' tesbitiyle sosyal bir olguya parmak basar. Ülkemizde de her ne kadar demokrasi şeklen kabul görmüşse de, bu demokrasinin doğal sonucu olan ‘halk iktidarı'na bürokratik oligarşi hiç bir zaman sıcak bakmamıştır.

Bu yüzden sistemi elinde tutan ‘çelik çekirdek' ile halkın taleplerini iktidara taşımak isteyen siyasi kadrolar arasında süregelen bir iktidar çatışması ülkemiz gündeminden hiç düşmemiştir. Bu çatışmanın temelinde şüphesiz Prof. Dr. Nilüfer Göle'nin ‘Eskiler, yenileri istemezler' tespitindeki sosyolojik sebeplerin de belirgin tesiri vardır.

1950 yılında ‘Yeter artık söz milletin!' sloganıyla iktidara gelen ve ülkede halkı, yönetim tarzının bir belirleyicisi haline getiren Demokrat Parti, uzun yıllardır yönetimi elinde bulunduran ve halkı sadece ‘güdülmesi gereken kitleler' olarak gören bürokratik oligarşinin şimşeklerini üzerine çekmiştir.

10 yıl boyunca bu iktidar mücadelesi çeşitli maskeler ve gündemler altında devam etmiş, 27 Mayıs 1960 yılında siyasi hayatımızın ilk kırılması, bir daha asla tamir edilemeyecek bir şekilde siyasi bünyeyi tahrip etmiştir.

Feroz Ahmad, Modern Türkiye'nin Oluşumu isimli eserinde 27 Mayıs'ın ardından başlayan sürecin ‘Türkiye Acaba Askeri Bir Toplum mu?' sorusunu yabancı araştırmacılara sordurduğunu vurgular.

27 Mayıs 1960 da Halk partisi ve onun lideri İnönü'nün tahrik ve teşvikiyle bazı subayların gerçekleştirdiği darbeden sonra siyasi şirazesinden bir kez çıkmış, ondan sonra bir daha da yerine oturmamıştır.

Biz bu incelememizde 27 Mayıs Darbesine bugüne kadar bakılmamış farklı bir perspektifden bakarak yeni bir boyut kazandırmak istiyoruz. 27 Mayıs Darbesinin bizatihi kendisi sosyolojik bir inceleme konusu olduğu kadar Darbeyi yapan, Darbeci subayların psikolojileri, bir başka ifadeyle ‘halet-i ruhiyeleri' önemli bir araştırma konusudur. Şüphesiz ki ülkenin siyasi tarihine damgasını vuran 27 Mayıs Darbesi, Darbeci subayların psikolojilerinden bağımsız olarak irdelenemez.

En kutsal mazeret ve söylemlerin biraz kazındığında arkasında insan gerçeğinin çıktığı analitik bir gerçektir. Bu gerçeklikten hareketle 27 Mayıs Darbesini Kemalizm, Atatürkçülük, Demokrasi, İnsan Hakları vs. gibi çeşitli dünyevi kutsalları ileri sürerek gerçekleştiren insan unsurunun ardında projektörü dikkatlice tutunca çeşitli ve yarım kalmış hesaplaşmaların olduğu görülür.

27 Mayıs Darbecilerinin zihni arka planlarına ortaya koydukları çeşitli söylem, tavır ve davranışları takip ederek ulaşmak mümkündür. Bu söylem ve tavırlar bir ülkenin meşrû iktidarının hangi duygu ve düşüncelerle yıkıldığının vesikalarıdır.

Darbecilerin zihin dünyasını meşgul eden 1. unsur resmi ideoloji vasıtasıyla sahip oldukları ülke iktidarının (cahil!) halk iktidarına dönüştüğü endişesidir. Esasen Doç. Dr. Fikret Başkaya'nın da vurguladığı gibi ‘Resmi ideoloji, hakim sınıfların iktidar aracıdır.'

27 Mayıs Darbecilerinin kendi tekellerinde gördükleri ülke iktidarının başka (yabancı) ellere doğru kaydığına dair söylem ve endişeleri 10 yıllık DP iktidarınca çeşitli kişi ve mahfillerce ifade edilmiştir. Dönemin Harp Akademileri Komutanı Tümgeneral Necati Tacan tarafından ifade edilen ‘Bu bir karşı devrimdir' sözü Bürokratik oligarşinin DP iktidarına, bir başka ifadeyle çok partili hayata bakış açılarının simgesel bir örneğidir.

Darbenin kurmay kadrosundan Binbaşı Dündar Seyhan'ın 1956 Ekim'inde İstanbul'da bir cunta toplantısında sarfettiği  ‘Memleketi kurtarmak lazım' cümlesi Darbecilerin ‘karşı devrim' endişesi içerisinde hangi duygulara saplandıklarını gösteren anlamlı bir ifadedir.

‘Karşı Devrim' saplantısı içerisinde ortaya çıkan ‘memleketi kurtarma' çaresi bir dönemin subayları arasında o kadar yaygındır ki, harp okulundan mezun olup askeri göreve adım atan bazı subayların görevi adeta subaylık değil ‘memleketi kurtarmak için ihtilal planlamak' şeklindedir.

‘Harp okulları ve akademilerinden mezun olan subayların içinde devleti ve milleti geri kalmışlıktan kurtarmak için özel bir çaba içinde işleri yapmak hırs ve hevesi zaman içerisinde masum bir vatansever duygu olmaktan çıkıyor, ‘cuntacı subay' şeklinde tezahür ediyordu.

Darbeci subaylara göre ülkedeki siyasi iktidar, genç subayların tasavvur ettikleri dünya emeline Türkiye'yi kavuşturacak vizyonda değildir. ‘Ülke halkı yarı feodalite ile yönetilmekte,  bir ortaçağ karanlığı ülkenin üzerinde dolaşmaya devam etmektedir.' Yakın tarihimizde cereyan eden bir çok olayın gerisinde yatan işte bu ülke kurtarma psikolojisidir.

Darbeci Subayların sahip oldukları bu fikirlerin bir kısmı ait oldukları kültürel kodlardan kaynaklanırken önemli kısmı, DP iktidarına karşı amansız bir muhalefet kampanyası yürüten CHP li basının ‘iğva' larından neşet etmektedir.

14 Mayıs 1950 günü bir halk iktidarının soğuk şokunu bütün hücrelerinde hissederek ‘Nankörler' içlenmesiyle Pembe köşkünden ve dünyasından ayrılmak zorunda kalan Milli şef ve onun biriktirdiği kalemşörler DP iktidarını ilk günden g. meşru ilan etmişlerdir. Süre gelen yıllar içerisinde Milli şefin koordinatörlüğünde avını tuzağına düşürmek için büyük bir sabır ve özenle ağ ören bir örümcek gibi DP iktidarının altını oymuşlardır.

Nitekim yine Darbenin Kurmaylarından Binbaşı Orhan Erkanlı kendilerini ülkenin meşru iktidarını yıkarak yerine yeni bir rejim tesis etmeye iten muharrik gücü ‘Biz ihtilali Akis dergisini okuyarak yaptık' sözüyle ifşa etmektedir.

Darbeci subayın bahsettiği dergi, Milli şef İsmet İnönü'nün damadı Metin Toker'in neşrettiği bir yayından başkası değildir ve yayın iktidara karşı adeta bir psikolojik harp sürdürmektedir. 

Dönemin Darbeci subaylarının ellerinden düşürmedikleri, zihin dünyalarını ördükleri kaynak olan Akis dergisinde yer alan bir haber, ‘iğva'nın geldiği boyutları gösteren manidar bir örnektir.

Sabık Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Darbe sonrası Harp Okulu'na getirildiğinde ‘Sivaslı bir teğmen kendisine niçin Harp Okulu'nu içindeki subaylarla birlikte top yekun imha etmek istediğini sorar.

Akis, DP iktidarına karşı sürdürülen mücadelenin koçbaşı görevini üstlenirken, sair CHP' li basının yayınları da aynı tezvirat ve iğva bombardımanı şeklinde tecelli etmekte, ‘gösterilere katılan gençlerin iktidar tarafından hayvan yemi yapıldığına' dair haberler her gün gazetelerin manşetlerinde yer alabilmektedir.

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  494107

-