4 TEMMUZ 2020 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

27 MAYIS DARBESİNİN PSİKOLOJİSİ (2)

Hüseyin Yağmur

Ülkenin aydınları da esasen demokrasiyi içine sindirememiş üçüncü dünya aydınları zihniyeti taşıyan insanlar olduğundan DP iktidarının icraatları ‘uydurma bir demokrasi uğruna Mustafa Kemal devrimlerinin yok edilmesine göz yumulması' olarak görülmektedir.

Akis ve CHPli basın kadar dünün Milli Şefi İsmet İnönü'nün içine düştüğü psikoz da ülkeyi darbeye götüren en önemli etken olarak kayıtlara geçmiştir. 27 Mayıs Darbesinin gizli mimarı Milli Şefin bir darbe ortamını nasıl hazırladığı, bugün vesikalarla ortadadır. Çankaya'dan halkı nankörlükle suçlayarak inen İnönü de hep bir hesaplaşma içinde olduğu Bayar'ın Cumhurbaşkanı; dünün parti müfettişi Adnan Menderes'in Başbakan olduğu bir iktidarı hiçbir zaman içinde sindirememiştir.

İçine sindiremediği bu iktidarı devirmek için kendisine bir peygamber gözüyle bakan genç subayların duyguları ve omuzları üzerinde kendisine yeni bir konum inşa etmiş. Darbe sonrası bazı darbecileri yanaklarından öperek kutlayabilmiştir.

Darbecilerin zihin dünyasının renklerini, ruhlarının düğüm noktalarını gösteren işaret taşı söz ve tavırlar sergiledikleri davranışlara ışık tutmaktır.

Darbecilerin başı Cemal Gürsel'e göre İnönü'nün sözleri onlar için bir ‘peygamber buyruğu' niteliğindedir. Anayasa yapmak için oluşturdukları akademik komisyona hitaben yine Darbe liderinin sarf ettiği ‘Biz size sadece inanmakla kalmıyor aynı zamanda iman ediyoruz' sözleri Paşanın iman ve inanç ilkeleri konusunda önemli ipuçları vermektedir.

Metin Toker'e göre bir dönemin subayları ‘Beyaz Zambaklar Ülkesinde' isimli kitapla büyümüş, Polyanna'nın büyülü dünyasında dolaşan insanlardır. Bu dünyanın mensubu olan şahıslar yeni bir rejim kurarken bir devlet geleneğinden ve birikiminden ne kadar yoksun olduklarını ortaya koymuşlardır.

Aradan bunca yıl geçtikten sonra hala çözülemeyen ayrıntı, Darbecilerin ülkenin devrik iktidarına karşı sahip olduğu kin ve nefret duygularının kaynağının ne olduğudur. Çünkü gerek Darbe sırasında gerekse Darbe sürecinde Darbeci subayların dünün valisine, milletvekiline, bakan, başbakan ve Cumhurbaşkanına karşı uyguladığı tavır ve muameleler izah edilebilir şekilde değildir.

Darbeci Subaylar klinik bir tetkikle incelenmesi gereken bir şekilde ülkeyi yöneten mağdurlara 40 yıllık düşman tavırları sergilemişlerdir.

Darbecilerin mağdurlara karşı izledikleri tavır, Darbeyi anlatan tüm kitaplarda yer aldığı gibi, 27 Mayıs'ın sene-i devriyesi münasebetiyle kaleme alınan yazı ve hatıralarda da canlı misalleriyle anlatılmaktadır.

Darbeciler; bir dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ı intihara sürükleyecek kadar tahkir ve tezyif etmişler odasında iç çamaşırını değiştireceği anda bile yalnız bırakmak istememişlerdir. Ülkeyi 10 yıl yönetmiş Başbakan Adnan Menderes'i Darbeciler defalarca darp etmiş, idamdan kurtulma ihtimaline karşı ada tümden havaya uçurulmak için hazırlık yapılmış, İmralı'da infaz edilemezse diye nakledildiği gemiye darağacı kurulmuştur.

Devlet Eski Bakanı Mükerrem Sarol gözaltına alma muamelesi sırasında ‘Bu herif kim' denilerek otomatik silahla dipçiklemiş, eski vali İhsan Sabri Çağlayangil ‘Senin kulaklarını yakında düşüreceğiz' diyerek tahkir edilmiştir.

Mağdurların Harp okuluna götürülmesi sırasında büyükbaş hayvan, alçak, namussuz, hırsız gibi hakaretler yağdırılmış, Milli Eğitim eski Bakanı Tevfik İleri namaz kılarken tekmelenmiş Milletvekilleri havaalanında büyükbaş küçükbaş diye tasnif edilmiş ve dövülmüş tekme tokat küfür ve hakaret altında Yassıada'ya ancak varabilmişlerdir.

İşte tam burada Darbeciler tarafından Yassıada komutanı olarak atanan Yarbay Tarık Güryay başrol oyuncusu olarak devreye girer. ‘Elinde bastonu, ağzında küfür, en basit sebeplerle uyguladığı tokat ve zindan cezasıyla bu ‘Allahsız gardiyan' ülkenin daha dünkü yöneticilerine ‘O…… Çocuğu' şeklinde hitap etmektedir.

Bütün bu söz ve tavırları klinik bir vaka olarak inceleyecek geleceğin Tıp tarihçileri Darbeci Subay İrfan Solmazer'in ‘Bilinmelidir ki bizler gaddar insanlarız' sözünden gerekli ipuçları yakalamalıdır.

Aksi halde ‘Bizi neden burada tutuyorsunuz?' şeklinde soru soran bir eski bakanı ‘İndirin aşağı' diye sille tokat dövdürülmesinin ardından tuvalet ihtiyacının bir gaz tenekesine yapılabildiği bir zindana konulmasının, burada kuru ekmek ve su ile iğne ipliğe dönecek şekilde bekletilmesinin başka bir izah tarzı yoktur.

Darbecilerin Yassıada'da izledikleri tavırlarda cinnet şeklinde ifade edilecek zirve örnek ise eski kuvvet komutanı Tekin Arıburnu'nun eşi Perihan Arıburnu'nu Ada komutanının darp etmesi, hamile olan bir başka bayan vekilin dövülmesi, bir başka vekilin zincire vurulmasıdır.

Bir başka cinnet tavrı ise Başbakan Adnan Menderes'in odasının havalandırılmasına dahi müsaade edilmemesidir. En tabi hak olan hasta olma hakkı dahi azarlama sebebi olmaktadır.

Bu ve benzeri örnekleri çoğaltmak mümkündür. Yazımızın başında Darbecileri gerek darbeye ve gerekse mağdurlara karşı kin ve şiddete sevk eden psikolojik faktörlerin başında vatan kurtarma saplantısı geldiği belirtilmişti.

Darbe sonrası ortaya çıkan şiddet tavırlarında ise daha ziyade kişisel kalmış yarım hesaplaşmalar önplandadır. En kutsal mazeretlerin ardında bile insan malzemesinin nasıl sırıttığının tarihi vesikalarıdır bunlar.

Balmumcu'da mağdurlara, şiddet içinde muamele eden Pekos Bill lakaplı Binbaşı, bir yıl içinde iki kere  tayinin çıkarıldığını bunun intikamını aldığını belirtmektedir.

Mahkeme Başkanı ve savcısı DP den aday olmak istemiş, bu talepleri kabul olmamıştır. Onların gaddar tavırlarının ardında ise işte bu hınç gizlidir.

Başbakanı idam ettiği ipi birkaç kez sallandıran çingene de Üsküdar'da bekçi başı iken görevi suistimalinden dolayı görevinden alınmış bir şahıstır. Bundan dolayı çok kinli ve öfkelidir.

Darbe sonrası cinnetin boyutları Başbakan Menderes'in evinin kapısına kadar uzanmış Darbeciler ip ve gömlek parasını ödemesi için ailesine icra emri gönderebilmişlerdir.

Tarih, bir laboratuar gibi insan malzemesini elden geçirmekte, tarihe tanıklık eden şahıslarla ilgili ortaya veriler koymaktadır.

Bugün gelinen nokta odur ki Darbecilerin bizatihi kendileri de yaptıklarından zaman içersinde pişmanlık duymuş, hatıralarına alamadıkları söz ve tavırlar sergilemişlerdir.

Tarih bu yönüyle ibret alınan bir manzume olursa, ülkenin yeni nesilleri gözlerini daha aydınlık bir geleceğe açabilecekler, aksi halde ülkenin ufku çeşitli vehim ve psikolojilerle hep kararıp duracaktır.

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  102787

-