8 AĞUSTOS 2020 CUMARTESİ

Tarık Ziya Gücüm

650 NOLU TUTUKLU DR.AFİYE SIDDIKİ, SABR ET!

Tarık Ziya Gücüm

Dr.Afiye Sıddıki; bu ismi belki de çoğumuz ilk defa duyuyoruz.

Sıddıki, önde gelen bir Pakistanlı aileden geliyor, ailesi aynı zamanda modern ve dindar, babası cerrah, annesi ev hanımı.

Ailesi, uzun yıllar bir İngiliz şehri olan Manchaster'da ve Zambia'da yaşamış.

Evin, 3 çocuğu da, yurt dışı eğitimli. Erkek kardeş Muhammed, Houston'da yaşayan bir mimar, kız kardeş Feyza, Boston'da yaşayan ve çalışan bir nörolog, Afiye ise, kız kardeşi gibi nöroloji alanında uzman bir doktor.

Amerika'nın ünlü Massachuets Institute of Technology (MIT) üniversitesinin tıp fakültesinden mezun olan Dr.Afiye Sıddıki, 5-7 ve 9 yaşındaki 3 çocuğuyla ABD de yaşıyordu.

Dr. Afiye sıddıki yi farklı kılan, tıbbi nöroloji ve biyomoleküler nöroloji alanında, farklı bilimsel buluşlara imza atması ve biyolojik silahlara karşı, bir aşı formülünü geliştirmiş olması idi.

Buraya kadar, her şey normal, ne zamanki ABD deki malum! Bilimsel kuruluşlar! Kendisine, ABD'de istediği üniversitede çalışıp, geliştirdiği yeni buluş ve formülleri, hükümetle paylaşmasını isteyene kadar.

Bunun için, ABD hükümetinin kendisine sınırsız bir bütçe sunacağını ve bundan sonra, bilimsel ve tıbbi araştırmalarını Amerika'da yapmasını resmen kendisinden istediğinde, Dr.Afiye Sıddıki, bunu hiç düşünmeden ret etmişti.

Bunun sonucunun ne anlama geldiğini o an anlamamıştı.

Yıl 2003, 5-7 ve 9 yaşındaki 3 çocuğuyla Pakistan'ın Karaçi kentindeki annesini ziyaret için ABD'den döndüğünde kaçırılıyor, dr.Afiye

Pakistan hükümeti tarafından, Karaçi havaalanında, çocukları ile kaçırılıp ABD askerlerine veriliyor.

En son hatırladığı, kolundan damar yoluyla bir ilacın enjekte edildiğidir. Onu kaçıranlar, çocukları Ahmet, Meryem ve bebeğini de kendisinden ayırmışlardı.

Kendine geldiğinde, gözlerini bir hapishane hücresinde açar.

O, o anda kendisinin Afganistan'da bir askeri üste olduğuna inanıyor. Çünkü inip kalkan uçak sesleri duyuyormuş. Sıddıki beş yıldan fazla bir zaman bu hapishanedeki hücresinde tek başına kaldığını söylüyor.

Onu, maskesiz ve üniformasız Amerikalılar sorgulamışlar.

Günlerce, ona çocuklarının dehşet dolu çığlıkları dinletilmiş. Ayrıca, bu süre içerisinde o, sadece bebeği Süleyman'ı buzlu bir camın ardından görme fırsatı bulmuş. 7 yaşındaki Ahmet'in ise kanlar içindeki fotoğrafını. Meryem'in ise yakalandığı bir hastalık sonucu öldüğü söylenmiş.

Kendisine zorla, yüzlerce sayfalık, bomba ve virüslerle, biyolojik saldırı silahları planlarının yazılı olduğu ifadeler imzalatılıyor.

 2003 yılında kaçırılan Sıddıki'den ancak 2008 yılında haber alınabilmişti.

Sıddıki ilk kez, 11 Ağustos'ta Manhatten'daki bir mahkemede görülür. Başını örttüğü gözlenen Sıddıki, tekerlekli sandalyede oturmaktadır.

Tüm dünya, 5 yıl aradan sonra Dr. Afiye sıddıki'den, akıbetinden haberdar oldu. bu süre zarfında yapılan işkencelerden, bir böbreği ve bağırsaklarının bir kısmı alınmış, akıl sağlığı ciddi tahrip edilmişti.

ABD'nin elinde esir olan, bir başka mahkum, Muzam (Moazzam) Begg adlı İngiliz vatandaşı, 2002 yılında, Pakistan topraklarında yakalandıktan sonra ABD'ye teslim edilerek Afganistan'daki Bagram üssüne nakledilmiş. Amerikan güçleri nakledildiği üs'de, bu İngiliz vatandaşına olmadık işkenceler yapmış.

Ancak, duyduğu bir çığlıktan sonra kendisine yapılan işkenceleri unutmuş Muzam.

Gecenin karanlığını bir alev topu gibi yaran, ancak, kulak veren kimsenin kulağından çıkmadığı bu çığlığın, nereden geldiğini bir süre sonra öğreniyor.

Çığlığın sahibi, üs'de, çeşitli işkence, tecavüz, dayak, hakarete uğramakta olan tek kadın tutukluymuş. Ayrıca bu kadın tutuklu, tuvalet ihtiyacını herkesin gözü önünde, erkekler tuvaletinde gidermek zorunda kalıyormuş.

Adı: ‘650 no'lu tutuklu'.

Hapishane kayıtlarında 650 nolu tutuklu olarak geçen bu kişi, Dr.Afiye Sıddıki'den Başkası değildi

Avukatlığını üstlenen Talha Mahmud,2009 yılında, Afiye Sıddıki'yi, New York'ta hücresinde ziyaret ettiğinde, sağlık durumunun iyi olmadığını ve Sıddıki'nin her türlü işkence ve tecavüze maruz kaldığını, hücresinde bulunan tuvalet ve banyonun, hapishanedeki diğer tüm erkek mahkumlar tarafından göründüğünü, bununda, Müslüman bir bayan olmasından dolayı, ABD tarafından kasıtlı ve sistematik bir şekilde yapıldığını vurgulamıştı.

Avukat Talha Mahmut, Afiye Sıddıki'nin Kur'an-ı Kerim hafızı olduğunu ve hücresinde, zamanını sık sık Kur'an okuyarak geçirdiğini söylüyor.

Özgürlüğün ve adaletin beşiği zannedilen Amerika'da, senaryo bir mahkeme ile, Dr.Afiye Sıddıki'ye 88 yıl hapis cezası veriliyor ve halen Amerika'daki hücresinde sistematik işkenceye maruz bırakılmaktadır.

Pakistan'ın ünlü fetva konseyi Daru'l Ulum'dan Prof. Dr. Taki Osmani başta olmak üzere bir heyetin yayımladığı ortak fetvada, "Gayri-Müslimlerin elinde esir olan Müslüman bir bayanın kurtarılması tüm Müslümanların üzerine farzdır. Her Müslüman İslam'ın caiz gördüğü ölçüler çerçevesinde esir bayanın kurtarılması için elinden gelen çabayı sarf etmelidir"

Müslüman alimler, Dr. Afiye Sıddıki'nin annesi İsmet Cihan Sıddıki'nin sorduğu bir soru üzerine bu fetvayı veriyorlar.

Evet!

Müslüman bir bilim kadını, kendini, Dünya'nın hakimi olarak ilan eden, haydut bir devlet tarafından, halen akla gelebilecek her türlü işkenceye maruz bırakılıyor.

Sebep ise çok basit, Amerika'nın isteklerini red etmek.

söylenecek çok söz, gırtlağımızı yırtarcasına feryat edecek çok şeyler var.

Fakat. Hey! Hat!

Ey İslamın ve Müslümanların onuru, çağımızın Meryem'i, Aziz kadın.

Biz senden haberdarız, binlerce kilometrede olsa aramızda.

Biz, sesini, çığlıklarını ve yakarışlarını duyuyoruz.

Mümin, masum ve Ümmet'in mazlum kadını.

Sabr et, ey İslam'ın onuru Afiye,

Yasir ailesine, nasıl cennet vaad edildiyse, sanada, Rabbimin izniyle cennet Vaad edildi.

Ve Bekle! Ey Çağımızın Meryem'i!

Yakındır güneşin doğuşu sana!

Vesselam.

 

TARIK ZİYA GÜCÜM - TERCÜMEİHÂL

TARIK ZİYA GÜCÜM DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  852402

-