8 AĞUSTOS 2020 CUMARTESİ

Tarık Ziya Gücüm

ABD VE BATIDAKİ SANCILAR, TARİHİN ŞAHİTLİK EDEBİLECEĞİ EN BÜYÜK DEVRİMLERİ YAZACAK..

Tarık Ziya Gücüm

ABD; Maddi çıkarları önceleyen bir toplumdur, bu toplumda, Maddi gelişmişlikle, insani değerler arasında sosyolojinin açıklamakta aciz kaldığı bir tezat vardır.  Değerlerin, insan haklarının onlar için bir değeri yoktur.

Beyaz adamın geldiği batı- Avrupa kültürü, 16. Yüz yıla kadar, kendi içinde çatışmaların, savaş ve barbar bir kültürün yaşandığı çalkantılı bir dönem yaşamıştır.

Bu çalkantılı dönemin dışa vurulduğu, Coğrafi keşiflerle başlayan hareketlenme, Amerika'nın keşfi ile sonuçlanmıştı. Bu keşif yeni bir dönemin ve yeni bir dünyanın da sessiz habercisi olmuştu aslında,

Dünya tarihi boyunca, hareketli toplumların, yerleşik güçlere egemen oldukları gerçeği,  her zaman söz konusu olmuştur.

Avrupa, Nereye ulaştıysa, ulaştıkları yerlerde, başta değerli madenler olmak üzere, yeraltı ve yerüstü varlıklarına el koymakla yetinmemiş, barbarlıklarının bir sonucu, tarihin en büyük soykırım ve katliamlarına da imza atmıştır.

Sömürgecilikleri; sadece maddi varlıklar üzerinde değil, oradaki yapı ve kültürler üzerinde de sosyal bir soykırım ve katliama sebep olmuştur.

Amerika'nın keşfine gelince, Avrupa da ne kadar kanun kaçağı, eğitimsiz, katil, hırsız ve kaybedecek hiçbir şeyi olmayan kişi varsa,  yeni Dünyaya göç etti.

Bu yeni, barbar ve katiller ordusu, Amerika kültürü ve sisteminin genetik alt yapısı demek olacaktı.

Amerikalı için maddi güç kutsaldı artık.

Bu beşeri kutsallık, ABD tarihini kan, gözyaşı ve kavgalar tarihi yapmıştır.

George Floyd'un öldürülmesi ve ardından, ABD'nin hemen hemen bütün şehirlerinde başlayan protesto gösterileri, Dünya genelinde bir katalizör etkisi yapar mı?

Yüzyıllardır ABD ve batı kültürünün, dünyaya tanıttığı ve yaşattığı baskı, şiddet, kan ve gözyaşı bu sistemin merkezine karşı yeni bir uyanış, bilinç ve tepkisel bir atmosfer oluşturur mu bilinmez.

ABD de zaten var olan, ırkçılık ve buna karşı yıllardır biriken öfke, zaman zaman lokal patlamalara sebep olsa da, bu seferki, kaçınılmaz sonu getirecek büyük depremin habercisi mi olacak?

Dünya üzerinde biriken, siyasi ve sosyal enerjinin, salgın sonrası bir şekilde ortaya çıkacağı, kitlelerin devlete inancının sarsılacağı, toplumsal isyan ve çatışmaların çıkacağı tahmin ediliyordu.

Küresel iktidarlar, bunu da, bu güne kadar yaptıkları gibi kendi lehlerine kullanıp, yeni bir sömürü kuşağı oluşturacaklarını düşünürken, bu enerjinin küresel mekanizmanın, makina odasında patlak vermesi, düşündürücü dür.

Evet, ABD de toplum, hızla kamplaşıyor, çözülüyor ve şiddet kültürüne doğru gitmektedir. Ama yıkılacak mı? Bunun cevabını vermek şu an için çok erken.

Zira, bu enerjinin son günlerde, Hindistan ve Çin arasında da farklı bir çatışma şeklinde ortaya çıkması önümüzdeki zaman dilimini tüm yönleri ile analiz etmeyi gerekli kılmaktadır.

Dünya yeni bir küresel Dizaynın sancılarını çekiyor, bu sancıların, yeni bir doğum getireceği muhakkak.

Ve bilinmelidir ki, bu sancılar, sanıldığı gibi sadece ırkçılıkla, ABD'nin alışıla gelmiş toplumsal çatışmasıyla sınırlı değildir.

İki yüz elli yıldır, siyahlara yaşatılan ayrımcılık üzerinden çok daha derin, çok daha kırılgan bir şey yaşanıyor şimdi. O da ABD'nin kendi içinde yaşadığı sosyal bölünme, kamplaşma ve şiddettir.

Evet; Trump ın bir dönem daha iktidarda kalması ABD eksenli, küresel aklın ikamesi ve çıkarları açısından gerekli dir.

Fakat şu bilinmelidir ki; ırkçılığa karşı yükselen tepki, daha geniş, daha derin ve bütün Avrupa'yı, okyanus ötesini vuracak, birikmiş bir duyguyu harekete geçirecektir.

Köle taciri ve ırkçı liderlerin heykellerine saldırı, birikmiş bu tarihsel öfkenin yansımasıdır aslında.

Afrika da ki, sömürgeciliğin kara tarihi, bu coğrafyalarda yeniden anlamlandırılabilecek, dedelerinin boyunlarına ve ayaklarına vurulmuş zincirler, torunları tarafından özgür bir dünya adına sökülecektir.   

1997 yılında, Senegalli yazar ve yönetmen Ousmane Sembène, İngiltere kraliyet ailesi tarafından kendisine verilen ödülü almamıştı ve  ‘'Sizi Afrika'dan silene kadar savaşacağız'' ifadesiyle batılı sömürgecilere meydan okumuştu.

Kendisine verilen, Kraliyet Onur ödülü için düzenlenen törende, ön koltukta oturan, kraliçenin gözlerinin içine bakarak, “İnsan onurlu doğar. Ve hiç bir insanın Kraliçelerin vereceği onura ihtiyacı yoktur” demiş, boyunlarındaki zincirlerle, gözyaşlarını silmek zorunda kalan atalarının haykırışını seslendirmişti, Ousmane Sembène.

Ve Senegal, bugün, köle taciri ve sömürgeci heykelleri kaldırma kararı aldı. Bu, Afrika genelinde büyük bir özgürleşme hareketi nin startı olabilir.

Senegal'de, Cezayir'de, Güney Afrika'da, Ruanda'da, bütün Afrika ülkelerinde Avrupalı sömürgecilik tarihi yeniden okunacak.

Bu sancılar, tarihin şahitlik edebileceği en büyük devrimleri yazacaktır.

Coğrafi Keşifler yalanının, aslında kanlı bir sömürgecilik tarihi olduğu, batının yüzüne çarpılmalıdır artık.

Bu gün, Batı'nın küresel ve sömürüye dayalı düzeni ilk kez sarsılıyor. Birinci ve İkinci Dünya savaşları, Dünyada bu anlamda hiçbir şey değiştirmemiş, Sadece Batı'nın iktidar gücünü daha da pekiştirmişti.

ABD nin ‘' Biz artık dünyanın jandarması değiliz'' açıklaması, batı ve ABD için, denizin bittiğinin ilanıdır.

Okyanus ötesi, bir daha Dünyanın Hakim'i olamayacaktır.

Ve 21. Yüzyıl, Türkiye'nin de aralarında olacağı, yeni güçlerin yükselişine, tanıklık edileceği bir yüzyıl olacaktır.

Vesselam.

TARIK ZİYA GÜCÜM - TERCÜMEİHÂL

TARIK ZİYA GÜCÜM DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  436487

-