2 ARALIK 2020 ÇARŞAMBA

Can Kemal Özer

AŞI, KEDİ, İNSAN, VİCDAN, SEZARYEN VE SAĞLIK BAKANLIĞI

Can Kemal Özer

Torbaların içi karanlıktır, içinden ne çıkacağı belli olmaz. Bu nedenle “torba yasa” denilen şeylerden hep korkarım. Ondan da ne çıkacağı belli olmaz. Sağlık Bakanlığı da bu torba yasalardan birinin daha hazırlığını yapıyormuş.

Vicdanlı doktor/insan yetiştirerek eşi az görülür bir soygun ve soykırım türü olan sezaryeni engellemek iddiasıyla normal doğum için sigorta hazırlığı yapıyorlarmış. Neymiş efendim, kadın normal doğumda ölürse ailesine tazminat ödenecekmiş. Böylece doktorlar da korkmayacakmış.

TIP KENDİNİ AŞTI KEDİLERE BİLE SEZARYEN

Önceki gün kedinin sezaryen yapıldığı haberi vardı ekranda. Bu gidişle veterinerlerimiz de ormanlara dadanıp, devlet desteği ile tüm hayvanları “doğum azabından” kurtarma hareketi başlatırsa şaşmayız. “İyilik hareketi” işte bunlar. Para pul umurlarında değil iyi biliriz!

Paraya tapan Avrupa'da bile sezaryenle doğum yüzde 20'lerden az iken, bizde yüzde 60'ları zorluyormuş. Avrupalılar paraya taptıkları hâlde yapmıyorsa, bizdekiler neye tapmış olurlar acaba?

ARTIK ANNE KARNINDA ÖL(DÜRÜL)ÜYORUZ

TÜİK'in verisine göre 2014'de 1.345.286 bebek doğmuş Türkiye'de. 2015'de ise bu sayı 1.325.783'e gerilemiş. TÜİK'e göre 2015'de 2014'e oranla daha fazla çocuk daha anne karnında ölmüş. Bu sayıdaki artış 19.503 imiş. Yani Türkiye'de son bir yılda anne karnındaki ölüm oranı yüzde 1,4 artmış. Rakam korkunç. Ürpertici, ümit kırıcı, ülkenin geleceği için büyük bir kriz.

Abartmıyorum gerçekten böyle. Hani çocuk ölümlerini azalttık diyorlar ya. Bunlar doğmadan öldükleri/öldürüldükleri için, çocuk ölümleri istatistiğinde bile kendine yer bulamaz. 19.503 bir yılda anne karnında ölenlerin toplamı değil, sadece 2015'de bir önceki yıla oranla yaşanan artış.

Bu ülkenin başında nüfuzun önemini çok iyi bilen, nüfusun nüfuz olduğunun farkında olan Recep Tayyip Erdoğan isimli bir lider var. Bu verilerden kendisinin bu yoğun mücadele içinde haberi olur mu? Sanmam. Belki bu yazıyı okur da haberdar olur.

Artış 20 bini bulmuş ise, Allah aşkına söyleyin, anne karnında ölen çocuk sayısı kaç adet? 100 bin mi?

İşte bizim Sağlık Bakanlığı bununla meşgul olmak, nedenleri üzerinde çalışmak ve ortadan kaldırmak yerine, belki de bunlara yol açan aşıları yaşatmak için aşı torbası hazırlamış. Yüzlerce mahkeme ve Anaya Mahkemesi'nin zorla aşı yapmanın insan hakları ihlali olduğu yönünde kararı olmasına rağmen, Sağlık Bakanlığı zorla aşı için canhıraş çalışıyormuş.

TÜRKİYE'DEKİ SİSTEMİN ADI BÜROKRATİK DİKTATÖRLÜK

Bu hususta kaç yazı yazdık bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Bu bürokratik diktatörlükle, Türkiye daha fazla gidemez.

Bu ülkenin bürokrasisinde aşının zararlı etkilerini araştırabilecek bir yapının olduğunu kimse söyleyemez. Oysa dünyada ilk aşı üreten, aşıya ilk patent veren, batılılar aşıyı şeytan işi derken, biz aşı ihraç eden bir ülke idik. Şimdi hiç ihtiyacımız olmadığı halde gavurun aşısına muhtacız. Muhtaçlık ne kelime, muhtevası tüm dünyayı ayağa kaldıran aşılarını zorla uygulamak için kanun bile çıkarıyoruz.

‘Aşıyı neden biz üretmiyoruz' falan demiyoruz. Zira bu ülkede aşı ve ilaç üretseniz Sağlık Bakanlığı'nın ilgili birimleri size emin olun asla lisans vermez. Gavurunki için elinizden tutarlar da, size destek olmazlar. Ne desteği engel olmak için üstünüze abanırlar. Hükümet “yerli aşı üretmek” istiyormuş. Bu işler tıpkı Almanların serumunu “yerli” diye üreterek devletten büyük destek alan firmalar gibi bir batılı gelir Türkiye'de şirket kurar, bizim bakanlıklar ve kurumlarımız bunlara büyük kaynak aktarır, biz de “yerli aşı” ürettik edebiyatı yaparız.

Mesele yerli yabancı meselesi değil. Mesele ilaç, aşı ve tohumun en az tank ve top kadar, insansız hava aracı ve uçak kadar stratejik ve tehlikeli olduğunu, bunun da içimizdeki TC kimlikli yabancılarca engellendiğini görebilmektir. Görsek ne olacak? ‘Geleneksel Tıp Dairesi' kurduk işe yaramaz bir yönetmelik çıkardık da ne oldu?

Hâlâ bakanlık Tayyip Beyin ve Emine Erdoğan Hanımefendinin hassasiyetle üzerinde durduğu meseleyi yapıyormuş gibi yapıp, bu işle iştigal edenlere terörist muamelesi yapmaya devam edildiğini hepimiz biliyoruz.

DOKTORLARA AŞI BASKISI

İsmi bizde mahfuz ve hep mahfuz kalacak olan bir aile hekimi iki mektup gönderdi. Orada özetle şunları söylemiş: “Merhaba, ben aile hekimliği uzmanı bir doktorum. Aile hekimliği sisteminde, yer yarılıp içine de girse çocukları bulup aşılarını yapmamız isteniyor. Yoksa performans sistemi ile maaşımız kesiliyor. Bu aşılarla ilgili bilgileri sayın bakanımız Müezzinoğlu ile paylaşsanız… Devlet, Suriyelileri bahane ederek devamlı aşıları diretiyor. Aşı üreten firmalar tarafından doktorlara bilgi verilmiyor, devlet de zaten mesaimizden kesme tehdidiyle herkese zorla defalarca aratarak, gerekirse evine giderek muhakkak aşılamamızı istiyor. Bana bir yol gösterin! Şimdi hastalara ‘aşı yaptırmayın' desem, beni hemen 184'e şikâyet ederler. ‘Yaptırın' desem, gerçekleri bilmeden kendi oğluma yaptırdım. Nasıl vicdanım rahat olur? Bugüne dek oğluma kaç tane aşı yapıldı, ya zarar verdiyse...

DÖRT TEMEL SORUN

Burada dört karmaşık durum var. İlki, tek işi aile ve doktorlara zorla aşı yatırmayı iş sanan, gelenek, tıp tarihi, küresel şeytanlıklar ve vebalden habersiz, İbn-i Sina'nın, Akşemseddin gibi büyüklerin mezarında ağlatan Sağlık Bakanlığı'nın yürek yakan hâli.

İkincisi, Samimiyet ve hassasiyetinden zerre şüphemiz olmayan, hatta olumlu adımları onun baskısı ile atılan Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yanlış bilgiler verilmesi.

Üçüncüsü, doktorların önemli bir kısmının vebali çok büyük olan ilaç, aşı ve beslenme gibi konularda dünyada kurulan kirli ağ hakkında malumat sahibi olmamaları, hiçbir keşfe imza atmamaları, atsalar da sistem tarafından kösteklenmeleri.

Son olarak da dindar ailelerin bile Allah'ın insanı nakıs yarattığı vehmine/zannına kapılarak, ‘aşı olmazsa çocuğumun başına bir şey gelir mi' korkusu. Sahi ne demek istiyorsunuz? Allah insanı nakıs mı yarattı? Batılı aşı firmaları olmasaydı, hepimiz bulaşan veya bulaşmayan hastalıklardan ölüp gidecek miydik?

Bu aşıların muhtevasında neler var, aşıları kim üretiyor, maksatları ne, mahkeme kararlarını bile hiçe sayarak bürokrasi neden bu kadar cebir uyguluyor? Abdülhamid Han hazretlerinin kurduğu aşı tesisleri neden kapatıldı? Aşı olmazsa çocuğum hasta olur, ya engelli doğar veya engelli kalırsa? Dünyada neler olup bitiyor? Bize dayatanlar bu hususta ne kadar bilgili ve kimlerle ne tür irtibatları var? Şeklinde uzayıp giden soruları cevaplayabilen insanlar var mı? Kuşkusuz var ama sayıları o kadar az ki..

Ezcümle diyoruz ki, başımıza gelenler yapıp ettiklerimiz yüzündendir. Kimse suçu başkasına atmasın! Ömrümün önemli bir kısmını sıra dışı meselelere ayırarak geçirdim ve hiç yorulmayacağımı sanırdım, ama dindar kitleler beni bitkin düşürdü. Para, çocuk, ev, araba, diploma sevgisi ve Allah'a olan itimatsızlıkları bitap düşürdü. Dileyen dilediğine inansın, dileyen hesabını verebileceği her şeyi yapsın! Ama bilin ki, inansanız da inanmasanız da yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan hesaba çekileceğiz.

La ğalibe illallah!

La mevcude illahu!

 

CAN KEMAL ÖZER - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, yazar… Yeni Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Gıda Hareketi Başkanı. Yayınlanmış kitapları: Deccal Tabakta, Şeytan ye Diyor, Şeytan Çıplak, Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler, Müslüman'ın Diyeti, Yediklerimizin İçinde N(E) Var, Hangi Suyu İçmeli, Ramazan Kitabı, İyi Gıda Kötü Gıda, Gülen Şeytanlar Tarihi

CAN KEMAL ÖZER DİĞER YAZILARI

  1. Hasan SARI

    Müslümanın ümitli olması lazım biliyorum. Ama Cumhurbaşkanımız bile bu bürokratik diktatörlüğü yıkamadıysa gelecek pek parlak değil. Bir de neden kişi olarak bukadar vatanını seven ve bu vatan için mücadele veren cumhurbaşkanımız ve başbakanımız, milli eğitim, tarım, gibi kritik alanlara şuurlu ve cesur insanları getirmiyorlar, neden ak parti iktidarında bile bu meselelerde ciddi adımlar atılamıyor anlayamıyorum bir türlü.Kemal bey bu konuda da yazılar yazabilir misiniz? Bu bakanlıklara ne zaman sizin gibi şuurlu ve cesur insanlar gelecek :( Daha ne kadar bekleyeceğiz.?.

  2. Fatih Alkan

    Anne karnında ölen çocuk sayısı 19500 artmışsa toplamda ölen çocuk sayısının 1.400.000 civarında olması gerekir ki korkunç bir rakam. Her yıl yaklaşık olarak Balıkesir büyüklüğünde bir şehrin toplam nüfusu kadar..

  3. ilk doğumum özel bir hastanede son derece lüks otel hizmeti verilerek fakat normal doğum diye hastaneye yatıp , suni sancı ile başlayıp bütün müdahalelerden geçerek doğumu sezeyanle bitenlerdenim. Ve mecburiymiş gibi gösterilen bütün aşılar..oğlumhiperaktivitesi vb. gelişim bozuklukları sebebiyle işimi bırakmak zorunda kaldım , dışarıya beraber çıkamadım, 2.gebeliğimi planlayamadım ve erteledim .tipik şehirli ve sistemin içinde döngüde debelenen insanlarız.aşı denilen , ne olduğu belli olmayan müdahaleye ve zorla yapılmasına karşıyım.biz sadece milyonlarca insanlardan biriyiz ..

  4. DR MUAMMER YILDIZ

    Eski puta tapanlarla yeni moda puta tapanlar arasındaki fark: İlkel ehl-i küfür ağaca tapıyordu yeni moda ehl-i küfür anatomisine tapıyor. Kudret eseri olan muhteşem san'atı görüyor anatominin teferruatında boğuluyor. Halbuki kısaca; ağaç kudret eseri, anatomisi yaratıcının ilminin tecellisi. Eser;ilim, irade, kudretin tecellisiyle vücuda geliyor. Hazreti Bediüzzaman diyor:'Basar masnu'u görüp basiret Sani'i görmezse,çok garip ve pek aciptir.'.

  5. DR MUAMMER YILDIZ

    Tabiat prestlik heyulası, esbab perestlik şirki gibi.(*) yani yani tağıt bilim adı verilen şey ! İnsanlar bilime tapıyor!İşin sırrı ne biliyormusum ?Ot bitki ilaçtan ziyade ! Biz bu yöntemi alternatif var ! Bilime tapmayın diyerek ve başka yöntemler ile hastanın iyileşmesine vesile olarak ispat ediyoruz ki !taptığınız bilim bir kurgudur ALLAH A dönün ! Yakın Zaman'da ilaçsız insanların tedavi olduğunu olabileceğini ve aslında bunun sürekli var olduğuna Allah'ın rahmetinin çok daha net göreceğiz inşallah! İyileştiren bitki sanan da aldanır! Sebepler perde olur o gözü de kör eder!.

  6. DR MUAMMER YILDIZ

    Biz asıl mes'elemiz asırlardan beri küfür ve dalalet hurafeler üzerine bina edile gelmiştir. Mesela ağaca tapmışlar, taşa tapmışlar,güneşe tapmışlar vs... Bu son asırda ise bir derece BİLİM sureti verilmeye çalışılmıştır..

  7. Iki kızım var ikisinede aşı yaptırmadım çok uğraştilar neler neler Sonunda onlar pes etti devlet Kapina gelir çocuğunu alir dediler gelsin alsin bakayim.

  8. Nurettin Tahir

    2- Bu aşı meselesi bu hükumetin hatta ve hatta Allah göstermesin devletin yıkılışına kadar gider. 'Ah alan onmaz' derler. Dünya beşten büyüktür dersiniz, bütün küfre kafa tutarsınız. Eyvallah. Gönüller feth edildi de nedir bu muhafazakar cenahın bilim tapınması, batı kompleksi. Onlar ne derse o. Benim oğlum var. Bu aşı meselesi yüzünden bir nesli bitirirseniz ah gök kubbeyi yarar da başımıza yıkılıverir. HafazanAllah.

  9. Nurettin Tahir

    1- Osmanlının yıkılışını bazıları bir ada da toplatılan köpeklerin ahına bağlarlar: Bilirsiniz toplatılıp hayırsız adaya bırakılan köpekler açlıktan bir birlerini yemeye başlamışlar da acı ulumalar özellikle geceleri İstanbul’dan bile duyulurmuş. Ben deyivereyim de iş yapmayı büyük büyük binalar, köprüler, barajlar hatta camiler yapmak sanan devlet ricalinden birileri bu yazdığımı işitir;.

Yorum Yaz

  102124

-