13 TEMMUZ 2020 PAZARTESİ

M. Mustafa Yıldız

BİR GÜN SOMALİ'DEYİM...

M. Mustafa Yıldız

Uçağa endişeli binmiştim…

Hiçbir zaman “can” korkusu yaşamamama rağmen yıllardır televizyonlarda, gazetelerde gördüklerim beni etkilemiş olacaktı ki Somali'ye inerken içimde bir heyecan vardı.

Algı operasyonu dedikleri şey bu olsa gerekti.

2013 yılının ilkbaharında ayak bastığımız Somali'de Türkiye'yi bir dünya markası haline getiren çalışmaları yerinde görme şansını yakaladık.

Ama gördüğümüz başka şeyler de oldu.

Özellikle kara kıtanın stratejik ülkesinde “üzerinde güneş batmayan İmparatorluğun” etkisi açıkça görülüyordu.

Yabancılar Somali'de yardım, yatırım, anlaşma yaparken “işimize yarayacak mı, yaramayacak mı?” kriterini ön planda tutarlar.

İşe yaramayacaksa hemen kendilerini geri çekerler.

Kraliçe'nin adamları Mogadişu'daki stratejik ihalelere çok istekliydi. Belli ki aldıkları emir havaalanı başta olmak üzere önemli noktaların kontrollerinde olmasını gerektiriyordu. Görünürde ekonomik gerekçeler, arkasındaysa Kraliçe vardı.

Başkent Mogadişu'nun yollarını Türkiye Cumhuriyeti yaptırdı. Hatta buradan gönderilen kamyonun sürücüsü AU yani Afrika Birliği'nin askerleri tarafından sözüm ona yanlışlıkla(!) “Türk” olduğu için aracın içinde tarandı. Görünürde saldırıyı Afrika Birliği askerleri yapmıştı, arkasındaysa Kraliçe vardı.

Ama kabuğunu kıran Türkiye böylesine ucuz oyunlara pabuç bırakmadı. Müslüman kardeşlerine ve de farklı dinlere mensup Somalililer'e “insan” oldukları için yardım etmeye devam etti.

Bu yüzden de çok sevildik.

Sokaktaki insanlar bize karşı inanılmaz bir sempati içindeydiler. Doğal olarak bu, bazılarını rahatsız etmişti.

Somali'nin Türkiye aşığı Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud İngilizlere engel çıkardı. Bir açılış töreninde tanışma fırsatı bulduğum Sayın Cumhurbaşkanı tarihi sözler söylemişti.

“Bir gün siz muhtaç, biz ise güçlü olursak yardımınıza koşacak ilk ülkeyiz” diyordu.

Gözleri yaşartan bu ifade sözde kalmamıştı. Dünyanın büyük ülkelerinin birbirini saf dışı bırakmak için sıraya girdiği Mogadişu Havalimanı'nın TİKA tarafından onarılıp bir Türk firması tarafından işletilmesi onları ziyadesiyle rahatsız etti.

Şeyh Mahmud'un da gücü bir yere kadardı. Somali Cumhurbaşkanı'nın İngiltere ziyaretinin ardından Türk firmasına verilen işletme ruhsatı iptal edildi. Gerekçe olarak Türk firmasının Başbakan'ın eşine rüşvet vermesi öne sürüldü. Görünürde Somalili siyasiler ve bunu Türkiye'de haberleştirip algı oluşturan medya, arkasındaysa Kraliçe vardı.

Bu fırtınadan sonra ne oldu dersiniz?

Yer hizmetleri ise Afganistan ve Kuzey Irak'ta da faaliyette bulunan İngiliz firmasına verildi. Görünürde Somali hükümeti, arkasındaysa Kraliçe vardı.

Düğmeye basılmıştı bir kere. Önce Kızılay ambulansına, daha sonra da Büyükelçiliğimize bombayla saldırdılar.

Görünen Şebab örgütüydü. Arkasında ise Kraliçe'nin adamları vardı.

Kara ülkenin zengin topraklarına dolayısıyla Afrika üzerinden Ortadoğu'ya hükmedecekleri yeni bir alan açtılar kendilerine.

Sonuçta Türkiye, Somali'deki kardeşlerine “insaniyet” namına yardım etmeye devam etti ve edecek.

Orada elinden geldiğince küresel güçlerin oyunlarına rağmen “Ben de varım” demeyi sürdürecek.

Yardımlarıyla, yatırımlarıyla, dualarıyla hep var olacak.

Üstelik bunu yaparken de hiçbir şekilde emperyalistler gibi yakıp yıkmayacak, kırıp dökmeyecek.

Bütün bunları anlatmamın nedeni şu:

Eğer dünyada küresel güçlerin kontrolünde onlara engel çıkarmadan yaşayacaksanız önünüze serilecek zenginliklerin hesabını dahi yapamazsınız.

Bu acımasız dünyada var olmaya çalışan ve “büyükleri” rahatsız edenlereyse yer yok. En ağır şekilde cezalandırılırlar.

Dünyada bunun tersini ispat edebilecek tek ülke ise Türkiye'dir.

Ancak iki şartla… Güçlü ekonomi ve güçlü siyaset ile…

İşte “büyüklerin” istemediği de bu.

M. MUSTAFA YILDIZ - TERCÜMEİHÂL

M. MUSTAFA YILDIZ DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  697326

-