10 TEMMUZ 2020 CUMA

Hüseyin Adalan

CEVDET SARAL’IN FETÖ RAPORU

Hüseyin Adalan

Ankara 4. Ağır ceza mahkemesi tarafından yürütülen “FETÖ Çatı Davası” dosyasında bulunan en önemli tespitlerde bulunan Dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral'ın Fetullah Gülen ve Işık Tarikatı raporundan kısaca özetler;

“Gülen cemaatinde ( haşa ) güya Kuranı Kerim'deki ayetlerde ahir zamanda bir cemaatin geleceği, İslam'ı cihat ile tekrar dirilteceği ve dünyaya hâkim kılacağı, bu cemaatin sözde peygamberlerin gözetiminde Allah'ın gözünün de üzerinde olduğu, çok ayrıcalıklı bir topluluk olduğu konuları işlenerek ikna yoluyla beyin yıkanmaktadır.

Gülen'e göre başlangıcı hedef ve niyet gerektiğinde gizlenmelidir. Bu tedbir olarak geliştirilmiş bir yöntemdir. Muhataba ılımlı yaklaşılması, güven telkin edilmesi, takiye ve tedbir yöntemlerindendir.

Cemaat üyesi muhatabın gönlüne öyle girmeli ve ona her dediğini yaptırabilmelidir. Cemaatin prototip insan yetiştirmek istediği “koyun gibi ol, süt ver” demekle herhalde ordu haline getirmek istediği bu tiplerin çobanı olmak ve böylece bu zümrenin lideri konumunda devleti ele geçirme hayali ile çalıştığı ortadır.

Kendini hoş görü abidesi haline getiren bir tarikat lideri, barıştan söz ederken karşı tarafa rehabet sunmakta ama kendi taraftarlarını cihat ve kavgaya hazırlamaktadır.

Türkçenin bir dünya dili olması gerektiğini savunan Gülen'in dilini anlamak pek o kadar kolay değildir. Türkçe diye adlandırdığı dili anlamak için özel lügatlere ihtiyaç vardır. Kullandığı dil daha ziyade Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi etkisi altındadır.

Gülen bu tür ifadelerle kendini ispat peşinde mi koşuyor ya da bilgi hazinesini mi ortaya sergiliyor aksi takdirde Türkçeyi bir dünya dili yapma gibi düşüncesi ifadelerine bakılırsa ciddiyetten çok uzak gözüküyor. 

Gülen “bir meseleyi bizim anlatmamız vicdanlarda reaksiyon ve tepkiye sebep olacaksa o meseleyi bir başkasına anlattırmak hoşumuza gitmelidir” diyerek başka kanal ve gazetelere ya da kişilere cemaatin fikrini söylettirilmesini amacı için uygun buluyor.

Bu taktik son zamanlarda Gülen ve cemaatinin kendini kamuoyuna anlatmak için başvurduğu en etkili yöntemlerdendir. Bazı yazarlar ve medya organları methiyeler altında Gülen'in faaliyetlerini anlatıp mevsim şartlarına başkalarını hazırlamaktadır.

Örgüt için himmet toplantıları ile para toplamanın temel mantığı esnaf ve tüccar kazanç seviyesi ne olursa olsun bütün cömertlere seslenilerek cemaatin giderlerini karşılamada bu kesimi ikna ederek silkelemektir.

Gülen, kitle ruh halinden istifade ile kitlelerin irtihakını kolaylaştırıcı metot ve usullerin tatbikini irşat ve tebliğ adına çok mühim kabul edip propaganda yöntemi ile hedeflenen güce ulaşmak için etkinliğin arttırılmasını istemektedir.

Örgütlenme tarzı bilinen dar örgütlenme yöntemlerinin dışına çıkmaktadır. Daha ziyade eğitim kurumları ve rant çevresi ve devletin önemli kurumları ile siyasetçi ve bürokrat çevreleri hedef kapsamına alınmaktadır.

Özlem duyduğu düzene geçilebilmesi için mühendislerin subayların hukukçuların yöneticilerin toplum bilimcilerin mutlaka kendi ışık ordusunda yetiştirilmesi için gayret sarf etmektedir.

Gülen, rejim için muhalif bir güç yetiştirmekte olup onları süvarileri olarak görüp ışık evlerini süvarilerinin kışlaları olarak kabul etmektedir. Gülen'e göre; ab-ı hayatın ancak ışık evlerinde bulunacağını cenneti yeryüzünde yarattığını iddia eder mahiyette bu evlere övgüler yağdırıp bir anlamda Hasan Sabbah olduğunu örtülü olarak itiraf etmektedir.

Müslümanlığın ortaya çıkışı ve daha sonraki aşamalarda gelişmelerden zaman zaman bilgilendirme yaparak sanki bunlar benim düşüncelerim değil Müslümanlık böyle gerektiriyor dercesine telkinlerde bulunmaktadır.

Gerçek gaye örtülerek tarikat olgusu içerisinde doğru yolu gösterme ve uyarma amaçlı insan tefriki yapılmadan sadece İslamiyet ve Müslümanlık konuları ele alınması gerekirken örgütlenme için faaliyet yürütüldüğü anlaşılmaktadır.

Işık Evlerinde her birisi ayrı ayrı araştırma merkezi olan bu evlerde Gülen'in kitaplarının okunması ile mucizeler yaratılacak kendi tabiri ile muhalif bir rüzgâr esmez ise ne olduğunu bir türlü açıklamadığı meçhul hedefe ulaşılacaktır.

Gülen, şeriat yerine İslam, cumhuriyet dönemi yerine talihsiz dönem, karanlık dönem cemaat mensupları yerine hizmet evleri, davet yerine dava, cemaatin dışındaki bütün kesimler için karşı cephe kelimelerini kullanmaktadır. Hizmet erleri ve hizmet kelimesini cemaate ve davaya hizmet anlamında kullanmaktadır.

Tarikatın idare edilebilmesi için çok gizli kimsenin bilmemesinin mümkün olamayacağı istişare grubu oluşturulmuş, en üst karar verme organı haline getirilmiştir. Dava adamının şahsi hayatı yoktur. Bu hizmette askeri disiplin çok önemlidir. “Ruhen askeriz, öyle olmalıyız, öyle olmaya mecburuz” diyerek cemaat üyelerini askerlere benzetmiştir.

Gülen'in cihadı şimdilik ışık ordularının yetiştirilmesi için ilan edilmiş bir cihattır. Karşı cephe tabirini kullanmakta kendisinden olmayan kişilerle hesaplaşma yapılamadığını, karşı cepheye küsüldüğünü, bu cepheye kin ve nefret duymakla kadrolaşmada geri kalındığı tespitine yer vermektedir.

Hasım Cepheyi “mükemmel işleyen haber alma teşkilatı ile içinden tanırken, öte yandan hasım cephenin aynı faaliyetleri kendi içimizde sürdürmesine müsaade etmemeli ve imkân tanımamalıyız” emrini vermiştir. “Bilhassa haber alma hususunda her zaman hasım cephenin çok önünde olunmalıdır” demektedir.

Hasım cephe ile ilgili ne bilgiler alıp, karşı tedbir geliştirmek için istihbarat faaliyetinde bulunmayı ihmal etmemektedir. Emniyet teşkilatında en çok istihbarat, bilgi işlem ve personel birimleri hedef alınmıştır.

“Gündem belirlemek, hadiselerin nabzını elinde tutabilmek için devamlı fikir ve düşünce üreten bir kadroya ve bu düşünceleri pratiğe dökebilecek dinamik insanlara ihtiyaç vardır. Bütün bunlar plan ve program gerektiren işlerdir. Sonra bu düşüncelerin hayata geçirilmesi için vasat ortamın müsait hale gelmesi de şarttır. Meselenin bir düşünce ve fikir olarak hazırlanması bir de bu fikir ve düşüncelerin hayata geçirilmesi yönleri var.

Biz bunların bütününe plan ve program diyoruz.” Işık Evlerini devletin kilit mevkilerine, hassas noktalarına yerleştirmek ve bu suretle devletin üst düzeyindeki kadroları ele geçirmek cemaatin temel felsefesidir. Cemaat aynı duygu ve düşünceyi paylaşan fertlerden meydana gelmektedir.

Cemaatteki beraberlik belli bir disiplin ve programla gerçekleşir. Cemaatteki ülkü birliğinin yerini cemiyette menfaat birliği alır. Raporun sonuç kısmında bu hareket içerisinde yer alan cemaat bir özenti cemaatidir.

Allah'tan kendilerine lütuf gelmektedir. Türkiye ve dünyayı kurtarma adına kendilerine çok önemli bir misyon yüklenmiştir. Gülen cemaati bir Allah ordusudur. Yeterli kuvvete ulaşıncaya kadar tekniğe ve taktiğe başvurulmalı, aksi takdirde kuvvet olmadan girilebilecek herhangi bir çatışma davaya zarar verebilecektir. Düşüncesine inanarak yaşarlar.

İslam âlemi adına şerefli, haysiyetli herhangi bir devlet bulunmamaktadır. Gülen, bir-bir buçuk yıllık din eğitim ile kendi ifadesine göre yarım yamalak hafız daha açık ifade ile yarım yamalak bir din bilgisine sahip olduğu görülmekte, Hoca Efendi sıfatının bile üzerinde eğrelti durduğu bu kişinin kıyametin kopmaya başladığını bilecek kadar ilim irfan sahibi olduğunu ima edebilmektedir.

Kendi niyet ve hislerini gizleme yönünde bile aklını yeterince kullanmaktan aciz bir kişi olduğu halde kendilerinin Allah'ın ordusu olduğunu kurtuluşun cemaate tabi olmakla ve Işık Evleri yetişmekle mümkün olacağına inanmasıdır.

Türkiye'yi tehlike ve karmaşanın ve çılgınlığın beklediğinin somut işaretleri olduğunu demokratik haklarına dokunulduğunda rejimle savaş yapmaktan çekinmeyeceğini ima ettiği, dini görünümlü isyanların en ciddi, en sinsi, en kapsamlı ve en tehlikelisi olduğu tahmini” ile rapor sona ermektedir.

HÜSEYİN ADALAN - TERCÜMEİHÂL

HÜSEYİN ADALAN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  534809

-