13 TEMMUZ 2020 PAZARTESİ

Selim Sözer

CHARLES DARWİN MÜSLÜMAN OLSAYDI?

Selim Sözer

Ansiklopediler hakkında şöyle kayıt düşmüşler: Charles Robert Darwin, İngiliz biyolog ve doğa tarihçisi. Doğumu 12 Şubat 1809, ölümü 19 Nisan 1882. Hakkında şu ilgilere de rastla­mak mümkün: İnsan dahil tüm canlı türlerinin doğal seçilim yoluyla bir ya da birkaç ortak atadan evrildiğini öne sürmüş ve o günün şartlarına göre bu teoriyi destekleyen pek çok ka­nıt sunmuştur. Darwin'in fikirleri üzerine inşa edilen modern evrim teorisi, bugün biyoloji biliminin temeli ve birleştirici ögesidir. Evrimin gerçekleştiği olgusu Darwin hayattayken, doğal seçilim teorisinin evrimin ana açıklaması olması ise 1930'lu yıllarda bilim dünyası tara­fından kabul görmüştür. Darwin'in orijinal teorileri modern evrimsel biyolojinin temelini oluşturmakta, hayatın çeşitliliği üzerine birleştirici bir mantıksal açıklama sunmaktadır. 

Darwin'in doğa tarihine duyduğu ilgi, önce Edinburgh Üniversitesi'nde tıp, sonra Cambridge Üniversitesi'nde teoloji okurken gelişti.Beagle gemisinde yaptığı beş senelik yolculuk sırasında, zamanın meşhur jeoloğu Charles Lyell'ın ortaya attığı, geçmişteki jeolojik süreçlerin bugünkülerle aynı olduğunu savunan teoriyi destekleyecek pek çok gözlem yaptı ve iyi bir jeolog olarak ünlendi.Aynı yolculukta, canlıların coğrafi dağılımı ve fosiller üze­rine yaptığı dikkatli gözlemler sonucunda, türlerin birbirine dönüşümüyle ilgilenmeye başladı ve 1838'de doğal seçilim fikrini geliştirdi. Daha önce benzer fikirlerin "sapkınlık" ola­rak nitelendirildiğini ve bastırıldığını görmüş olduğundan, uzun süre fikirlerini en yakın arkadaşları dışında kimseye açmadı.

Neymiş efendim. Darwin önce tabip olmuş. Ardından İlahiyat okumuş.( Darwin gibi birisini yetiştiren İlahiyat Fakültesi Türkiye'de de elbette pek çok sapığın! Barınağı olacaktır.) Sonra jeolog olmuş. Ardından da nebatat ve hayvanat ile ilgilenmeye başlamış ve bu alem nasıl oluştu acaba sorusuna cevap olmak üzere “Türlerin Kökeni Üzerine” kitabını yazmış ve ünlü evrim kuramının temellerini atmıştır.

Buraya kadar tamam da şu cümleler ilginç değil mi? “Daha önce benzer fikirlerin ‘sapkınlık' olarak nitelendirildiğini ve bastırıldığını görmüş olduğundan, uzun süre fikirlerini en yakın arkadaş­ları dışında kimseye açmadı.” Demek ki daha önceleri de bu fikirler ortaya atılmış ve sapkınca fikirler olarak görüldüğü için sahipleri zor zamanlar geçirmişlerdi. İlk kez MÖ 6. yüzyılda İyonyalı filozoflar evrimden söz etmişlerdir. Thales, Anaksimandros, Heraklitos, Aristoteles, İhvan-ı Safa düşünürleri ve İbn-i Haldun gibi bir çok bilgin ve düşünür canlılığın oluşumu ve gelişimi konusunda fikirler ortaya attığı bilinmektedir.

Buraya kadar ansiklopedik bilgi.

Burası ise biraz teolojik ve ideolojik bazı sorular olacak: Darwin kuramı sadece bir teori iken ve kanunlaşması mümkün değilken neden aksi düşünülemez bir yasa şekline sokularak teolo­jinin konusu haline getirilmiştir?

Müslümanlar evrenin var oluşuyla ilgili sayısız teori üretmek mümkünken neden evrim teo­risini imanî bir konu haline getirmişlerdir?

Bilimsel bilgi denenmiş ve tekrar denenebilenin bilgisi iken tecrübe edilmesi mümkün olma­yan bir bilgi için bilimsel! bilgi denilmekte ve bilim insanları evrim teorisine bilim muamelesi yapmaktadırlar?

Burada başka sorulara geçelim:

Diyelim ki başka bir bilim insanları grubu çıktı başka bir paradigma üzerinden (Khun'un paradigma kuramını hatırlayalım.) evrenin var oluşuyla ilgili daha doğru diyebileceğimiz, daha tutarlı bir açıklama getirdiler. O zaman evrimcilere “şiştiniz mi” mi diyeceğiz?

Peki, Müslümanların âlemin nasıl var olduğuyla ilgili bir tezleri mevcut mudur? Bu âlem nasıl teşekkül etmiştir. Allah ol dedi oda oluverdi mi? Ona amenna. Allah'ın ol demesiyle nasıl oluverdi? Bu dağlar, ovalar, nehirler, çöller, hayvanat ve milyonlarca çeşit nebatat nasıl oluverdi? Aniden şıpın diye mi? Bir açıklamamız yoksa niçindir bu evrim telaşımız ve feryadı­mız. Evrime en fazla karşı olanların Adnan Locacıların olduğunu da hafızamızın bir köşesine nakşedelim. Tabi bu arada bu karşı çıkış tezlerinin de pahalı ve bedava dağıtılan kitapların da doküman ve maddi kaynağının arkasında üç beş kıtipiyozun değil kilisenin[1] olduğunu da unutmayalım.

Başlıktaki soruya geçiyorum. Farzı muhal, Darwin “Türlerin Kökeni Üzerine”yi yazdıktan ve teorisini şekillendirmeye başladıktan sonra hidayet kendisine ulaşsa ve Müslüman olsa ne olurdu?

Mesela araştırmalarını çöp sepetine atar ve evrim fikrinden vaz geçer miydi?

Mesela “Türlerin Kökeni Üzerine” kitabını yakar ve ben yazmadım, bu düşüncelerimin hepsi sahte ve yalan mı derdi?

Mesela Darwin Efendi bunları dedi diye diğer araştırıcılar kâinatın oluşumuyla ilgili araştır­malarını keser ve biz de araştırmıyoruz mu derlerdi? Hatta onlar da Darwin hidayete ulaştı, biz de onun yolunu takip edelim mi derlerdi?

Evet, doğru, Kuran bize varoluştan haber veriyor. Ne diyor? “Ben yarattım”, “Sudan yarattım”, “Ol dedim”. Dini bilgi açıklayıcı bilgi sunmaz. O ne biyoloji, ne jeoloji, ne zooloji, ne sosyoloji, ne fizik, ne kimya kitabıdır. O hitabı ilahidir. O insanın dünyaya geliş amacını ve yaşama gaye­sini haber verir. Niçini söyler, nasılı değil. Açıklama yapmaz, anlamlandırır.

Bu takdirde bize iki şey yapmak kalır. Bir, teori ortaya koymak. (Maçamız sıkıyor mu?) İki, teori ufukta belirinceye kadar evrime iman talim ettirmek. Darwin olamadı ama belki evrim Müslüman olabilir. Bu ikisi de mümkün gözükmüyorsa ebede kadar susmak.

Bu yazım üzerine bazıları bana Rodin'in çakma düşünen adam heykelinin yanında terapi ol­mamı salık verebilirler. ( Bu heykel malum u âliniz Bakırköy tımar (bîmar mıydı yoksa?) hanesinin bahçesindedir efendim.

Sağlık olsun.

Allah'a emanet olun.

 

[1] https://www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/2055028-bilmeyenler-icin-adnan-oktar-kilavuzu

SELİM SÖZER - TERCÜMEİHÂL

SELİM SÖZER DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  163223

-