30 KASIM 2020 PAZARTESİ

Can Kemal Özer

CIA Mİ FETÖ’CÜ, FETÖ MÜ CIA’Cİ?

Can Kemal Özer

İkisi de bir birine hizmet ettiği için CIA'in mi FETÖ'cü, FETÖ'nün mü CIA'ci olduğunun bir ehemmiyeti yok.

İki ayaklı şeytanlardan oluşan hannasın hedeflediği tek dünya devleti projesinde -tek Hak din olan İslam başta olmak üzere-, dinleri kendi istedikleri şekilde yozlaştırabilme ve bu role uyum gösteremeyenleri tasfiye etme projesinde en önemli görev Gülen'e düşer.

İşbirliklerin adı Türkiye'de FETÖ, başka ülkelerde Dalay Lama, Kesnizani, Hasena, Moon olmuş fark eder mi?

Yıl 1999'du. Halen sağ olan iki arkadaş, Aytunç Altındal ile yanıma geldiler.

Birkaç yıl öncesinde Bosna Hersek'te, Gülen'le ilgili bir şey duymuştum. Yeri gelmişken sorunun tam muhatabı olan Altındal'a sordum bunu.

Kendisi çantasından daha önce benzerini hiç görmediğim etkileyici ciltli bir defter/kitap çıkarıp, sayfa 157'yi açtı. Gülen'in gençlik resmi yer alıyordu sayfada. Bir gün yazarız nasipse, uzunca konuştuk.

O, 3 VE 3 BİN KİŞİDEN BİRİ

FETÖ liderinin, dünyadaki 3 bin hizmetkârdan biri olduğundan söz etti. Bu kişilerden üçünün, Türkiye'den olduğunu söyledi. Daha sonraları teyit edebildiğim ve her ikisi de ölmüş olan iki meşhur siyasetçi de, Gülen'le aynı yapının mensupları olduğunu söyledi. Derin ve karanlık bir yapıya işaret ediyorlardı.

İki binli yılların başında Çamlıca tepesinde bunu anlattığım bir arkadaş, kendini açık edip bana karşı hırçınlaşmıştı.

Bir başka zamanda benzer bir konu konuştuğumuz başka bir arkadaş “aman dikkatli ol” diye uyardı. “Neden” dediğimde “bunların düşmanlığını kazanırsan, herkesi inandıracak öyle bir iftira atararak sokağa bile çıkamaz hâle getirirler” dedi.

Tüm Müslümanları kavgacı, başkalarına hayat hakkı tanımayan, kan döken, kafa kesen kimseler olarak gösteren CIA başta olmak üzere propaganda sahipleri, FETÖ lideri Gülen'i ise sevgi ve barış elçisi olarak takdim ediyorlardı.

BUSH'UN PRENSESİ ‘HİZMET'İNDE

Bunu sağlamak için uluslararası yardımlar sağlandı. George W. Bush'un seçim kampanyasını yöneten Karen Hughes, Gülen'in hizmetine verilir. Paris doğumlu olan Hughes, Presbiteryen Kilisesi mensubu Protestan. Görevi hem Gülen'in dünya çapında PR'ını yapmak, hem de sözüm ona “ılımlı İslam” imajını pekiştirmek

Bushların yanı sıra, Reagan ve Dick Cheney'in kampanyalarında da önemli rol üstlenen Hughes'la ilgili CNN şunları söyler: "Bush'un siyasi hayatının en etkili kişisi. Zamanın Beyaz Saray'ının en güçlü ve etkili kadını.”

Hughes, Gülen'in hizmetine verilenlerden sadece biri. Din ve devlet teslim edilecek birine, üç beş Hughes verilmiş çok değil ya. Gülen ve karanlık yapının adamları, neden derin Amerika'nın koruması altında anlaşılmıyor mu?

ABD'nin Gülen'i Türkiye'ye iade edeceği veya başka bir ülkeye göndereceğini düşünenler fena halde yanılıyorlar.

BATIYA MUTİ TEHLİKESİZ MÜSLÜMAN

Gülen'in CIA ile olan ilişkilerini, MİT'çi Osman Nuri Gündeş, eski FBI çalışanı Sibel Edmonds gibi isimler defaten açıklamıştı. Kaldı ki, geçen hafta Yeni Söz'e konuşan CIA şeflerinden Graham Fuller, Gülen ve ekibiyle ilişkilerini kabul etmiş ve Türkiye hakkında Gülen'in elemanlarının sürekli kendisini bilgilendirdiğini söylemişti.

Gülen'in ABD'ye yerleşmesini ve daha sonraki süreçte kefil olmayı sürdürenler CIA yöneticilerinden Fuller'in yanısıra, yine CIA'ci George Fidas ve Ankara Büyükelçisi CIA'ci Morton Abramovitz'di.

Kimi çevreler Gülen'in bir şekilde CIA'ı kullandığı gibi komik bir tez ileri sürüyor. “Sıradan” bir vaaz CIA'ı kullanıyor, CIA de buna göz yumuyor demek ki.

Siyaset bilimci gazeteci William Engdahl, Gülen'in okullarının, CIA tarafından istihbarat ve uyuşturucu kaçakçılığı için kullanıldığını, Gülen'in ise bir yandan İslam'ın içini boşaltmak ve batıya karşı muti “tehlikesiz” Müslüman tipolojisi oluşturmak, diğer yandan da Türk devleti başta olmak üzere, ABD'nin nüfuzda zorladığı İslam coğrafyasında devletlerin derinlerine nüfuz etmek için kullanılan bir yapılanma içinde olduğunu söylüyor.

ABD/CIA'in bir yandan DAEŞ, Boko Haram ve El Kaide tipi örgütlerle işbirliği yaptığını belirten Engdahl, diğer yandan da Gülen tipi yapıları kullandığını kaydediyor. Engdahl'a şunu da eklemek gerekir: DAEŞ, Boko Haram ve El Kaide tipi yapılanmalar ile FETÖ arasında şekilsel fark varmış ve birbirlerinden nefret ediyor gibi gözükseler de pratikte aynı amaca hizmet eden maşalar.

Öte yandan FETÖ tipi örgütlenmeler, DAEŞ türü örgütlerden çok daha tehlikeli. Zira bunlar, tipik sığır tenyası modeli bukalemun yapılanmalar olduğundan “düşmanı” tespit etmek çok daha güç. Çoğu kez tespit ettiğinizde iş işten geçmiş olabilir. Kaldı ki, Türkiye hem henüz yeterince tespit edebilmiş değil, hem de kurtulmak için önce kendi teşkilatını temizlemesi ve de yetkili kadrolarda zihinsel temizlik yapması şart.

FETÖ bugün hilafsız bir şekilde Türkiye'nin her kurumunda ve devlete nüfuz açısından AK Parti'den fersah fersah ileride. İktidar partisinin bakan seviyesinden başlamak üzere aşağı doğru bilmediği şey işte bu.

 

CAN KEMAL ÖZER - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, yazar… Yeni Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Gıda Hareketi Başkanı. Yayınlanmış kitapları: Deccal Tabakta, Şeytan ye Diyor, Şeytan Çıplak, Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler, Müslüman'ın Diyeti, Yediklerimizin İçinde N(E) Var, Hangi Suyu İçmeli, Ramazan Kitabı, İyi Gıda Kötü Gıda, Gülen Şeytanlar Tarihi

CAN KEMAL ÖZER DİĞER YAZILARI

  1. Allah beni ve bunların hainliğinden şüphe edenleri affetsin,onlarıda kahretsin. özellikle malum beddua sonrası art niyet olduğuna inanmıştım ama hainliklerinin bu boyutta olduğunu anlamadım.Not:önceden gönderdiğim ilk yorumu yayınlamamışsınız, 'Kendisi çantasından ........ etkileyici ciltli bir defter/kitap çıkarıp, sayfa 157'yi açtı. Gülen'in gençlik resmi yer alıyordu sayfada. ' bunu yayınlarsanız aklımızda hiç şüphe kalmayacağını yazmıştım.Şimdi tam sırası bu kaynak için,geç olsa da bilerin şüphesi kalmadı artık ancak,kendi içlerindekilerdeki halen kör olanlar da artık inansın..

  2. Sonuç olarak ben ve benim gibi birçok kişi cemaate yapılan bu ithamlara inanmamaktadır, müspet delillerin kamuoyu ile paylaşılması, bizlerin kendimizin de yanlış bir tutum içerisinde olduğumuzu düşündürtecektir.Saygılarımla,3/3not:karakter sınırlaması nedeniyle yanlış birleştirmeler yapmış olabilirim,kusuruma bakmayın :).

  3. bence eğer gerçekten kullanıyor olsalar, sonu Usame Bin Ladin gibi olur,bi anda öldü bitti denilip ortadan kaybolurdu . Bir dönem ben de dersane yurt gibi yapılarında bulundum, bizim çağımızın neredeyse tüm Türkiye gençliği gibi, bir gram art niyet görmedim,benim gördüğüm yanlışları var ama bunların içerisinde devlete ihanet kapsamına girebilecek birşey görmedim duymadım. Şuan içlerinde değilim ama halen görüştüğüm bir çok arkadaşım var. Açıkçası hükümetin gündem değiştirip mazlum rolü için bulduğu bir hedeften başka birşey olmadığını düşünüyorum 2/3.

Yorum Yaz

  976066

-