19 EYLÜL 2020 CUMARTESİ

Bülent Acun

DAHA NİCE KIRKLARA

Bülent Acun

 

Benim gönül ve zihin dünyamda dergilerin apayrı bir yeri vardır. Okur yazar olduğum günden bugüne dergilerden hiç kopamadım. Gemilerini bekleyen limanlar gibi takip ettiğim dergilerin yeni sayılarını hasretle ve özlemle bekledim durdum. Dergilerin çocuğu olduğumu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Dergiler beni derbilerden kat be kat daha fazla heyecanlandırır. Benim için dergiler hem bir ekol hem de bir okuldur. Üstad Cemil Meriç'in hür tefekkürün kalesi olarak gördüğü dergileri ortak aklın hasılası olarak değerlendirir, irfan hazinemizin hafızası olarak muhafaza ederim.

Dün meraklı bir okur olarak sayfaları arasında seyahat ettiğim dergilerde, hamd olsun bugün  bir yazar olarak bulunmanın tarifsiz hazzını yaşıyorum. Dergilerin var olma sebep ve felsefelerinin zihnimdeki özetiyle ilgili şu cümleyi kurabilirim: “Bir derdimiz var ki bir dergimiz var, derdimiz olmasaydı dergimiz olur muydu?”

Din ve Hayat dergisinin 40. sayısını incelerken işte bunları düşündüm.

Bundan 13 yıl önce raflarda bana da yer açın diyerek yayın hayatının besmelesini çeken Din ve Hayat dergisi, kemal sayısında Adap diyerek, kırkıncı sayısıyla okurlarına merhaba dedi.

TDV İstanbul Müftülüğünün hamiliğinde, İl Müftülerinin rehberliğinde ve İstanbul Müftülüğünün kalem ve kelam erbabı personelinin hatırı sayılır gayretleriyle bugünlere gelen Din ve Hayat dergisi, dergiler arasında özgün bir yerde duruyor. Vakti geçmeyen temel konu, kavram ve meseleleri kapak konusu yapan dergi, masaya yatırdığı mevzu ile ilgili alanında ehil kalemlerin uzun soluklu yazılarıyla, okuyucuyu ilim ve irfan sofrasında doyurmayı vaad ediyor. Her sayı da kamuoyunda hatırı sayılır bir yer edinmiş, ilim, fikir ve gönül insanlarıyla yapılan muhabbet dolu söyleşiler dergiye bambaşka bir derinlik ve zenginlik katıyor. Dikkatle takip edildiğinde yayın politikası itibariyle Diyanet ilmi dergi ile aylık dergi arasında bir yerde duran Din ve Hayat dergisi, akademik arka planı ihmal etmemekle birlikte, herkesin istifade edebileceği ölçüde anlaşılır bir üslup benimseyerek, akademik düşüncenin halka açılan bir kapısı olmakla vasıflanmayı hak ediyor.

Gelin şimdi biraz da kemâl sayısının sayfaları arasında biraz seyahat edelim. Dergi usta editör Kâmil Büyüker'in tanıtım yazısıyla bismillah diyor.  İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Mehmet Emin Maşalı “Edep Dini İslam” başlıklı başyazısında İbn-i Kayyım El Cevziyye'nin Edep tasnifinden hareket ederek Allah'a, Peygamber'e ve halka karşı edeb'in usul ve esaslarını nazara veriyor.

Prof. Dr. Adem Apak'ın “Hz. Peygamber'in (s.a.s.) Terbiye Adab'ı” başlıklı yazısını, Prof. Dr. İbrahim Yılmaz'ın “Edep Kavramının Semantiği ve Edebiyatımız” yazısı takip ediyor. Dr. İshak Kızılarslan'ın İmam Maverdi'nin Edebü'd Dünya ve Din kitabını etraflıca tanıttığı dergide, Sümeyye Sav iki nur sahibi sahabi Hz. Osman'ın (r.a.) portresini kaleme aldığı yazı yer alıyor. İmam-ı Gazali'nin birlikte yaşama âdâb-ı ve Hz. Peygamber'in ahlakı konulu görüşleri ihyasından Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı tercümesiyle okurun istifadesine sunulduğu dergide, bu tercümenin hemen ardından Prof. Dr. Cafer Karadaş'ın “Kendini Tanıma Kulluk Edebi ve İman Bilinci” başlıklı yazısına yer veriliyor.

Fakirin sözün adabına dair “Üslubu Beyan Ayniyle İnsandır” başlıklı yazısını, Dr. Ülker Aytekin'in “Mesnevi'de Âdâb – Hz. Adem'in Tevbesindeki Edep Örneği” başlıklı yazısı izliyor. Prof. Dr. Mehmet Erdoğan'ın “İnsan İlişkilerinde Hukukun Tamamlayıcısı Olarak Adab” başlıklı yazısına, Dr. Fatma Tunç Yaşar'ın “Osmanlı Modernleşme Sürecinde Âdâb-ı Muâşeret” konulu yazısı komşuluk ediyor.

Din ve Hayat dergisinin 40. Sayısının misafirhanesinde Hattat Hüseyin Kutlu ve Yavuz Bülent Bakiler ağırlanıyor. Dr. Emine Keskiner'in ilim geleneğimizde öğretme ve öğrenme adabını ele aldığı dergide, Nevin Meriç'te din hizmetlerinde âdâb-ı muâşeret'a değiniyor. Dr. Kamil Yaşaroğlu'nun “Cami Adabı”nı işleyen yazısını, Doç Dr. Ömer Başkan'ın “Âdâb-ı Tilavet” yazısı takip ediyor.

Dergideki seyahati sabırla sürdüren okuyuculara Prof. Dr. Ümit Meriç, Dr. Ayşenur Kurtoğlu ve M. Cafer Veyni İstanbul'da yaşama adabının 34 altın anahtarını sunuyorlar. Bu yazının hemen arkasında yer alan derginin yazı işleri müdürü ve yayın koordinatörü Ömer Erdem'in “İstanbul'u Ayrıntılardan Sevmek” başlıklı yazısı konu bütünlüğü açısından mütemmim bir cüz olarak göze çarpıyor.

“Mehmet Akif Ersoy Bir Yığın Söz ki Samimiyeti Ancak Hüneri” başlıklı yazısının altına Sema Bayar imza koyarken, “Edep Bir Taç İmiş Edebe Dair Bir Hasbihal” yazısının altında da Prof. Dr. Bilal Kemikli'nin imzası görülüyor.

  1. sayısında okuyucuyu adeta âdâb bahçesinin rengarenk çiçekleri arasında dolaştıran bu dopdolu dergi, Muhammet Kasım Gültekin'in yazma halindeki âdâp klasiklerimiz ve Dr. Kamil Coştu'nun “Âdâb-ı Muâşeret Kitapları” yazılarıyla Allah'a ısmarladık diyor.

Din ve Hayat dergisi ile birlikte bu toprağın irfanıyla bu toprağın insanını buluşturan bütün dergilere nice kırk sayılar, nice kırk yaşlar inşallah.  

BÜLENT ACUN - TERCÜMEİHÂL

BÜLENT ACUN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  754935

-