29 KASIM 2020 PAZAR

Can Kemal Özer

DEVLET FETÖ İLE MÜCADELE ETMİYOR

Can Kemal Özer

İlan edilen verilere göre şu ana kadar 75 bin dolayında kişi açığa alınmış. Bunların çok azı da işten çıkarılmış. İşten çıkarılanların neredeyse yüzde 98'i asker ve yargı mensubu. Bu 75 bin kişinin yarısını FETÖ'nün okul ve üniversitelerinin kapatılması nedeniyle kanun gereği işini kaybedenler oluşturuyor. Geri kalanın 10 bin kadarı öğretmen, 10 bin kadarı asker ve yargı mensubu. 8 bin kadarı ise polis mensubu.

Milli Eğitim, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları toplam 30 bin dolayında FETÖ'cüyü açığa alırken, geriye kalan 2 milyon kamu çalışanından açığa alınanın sayısı 15 bini bulmuyor. FETÖ'cü olduğu ileri sürülen kişi FETÖ'cü inceleme komisyonu üyesi. Kamuda en iyimser rakamla 500 bin FETÖ'cü varken açıklanan veriler bize devleti yöneten seçilmiş ve atanmışların hâlâ FETÖ konusunda ciddi olmadığını, bakanların, bürokratların, belediye başkanlarının, üniversitelerin ciddiyetsiz olduğunu, canına kast edilen Reis-i Cumhur Tayyip Erdoğan ile milletin aldatıldığını gösteriyor.

Reis'e düşen savsaklayan kim varsa (ki bunlar yüzde 95'den az değiller) derhal açığa alıp işbirlikçi olarak hesap sormak. Bize acı gerçeği hatırlatmak düşer. Başkomutan ve millet gereğini yapacaktır.

VETERİNERDEN TIP DEKANI OLUR MU?

Bir teröristten general olur da veterinerden neden tıp dekanı olmasın? Bal gibi olur. Son yıllara kadar bu ülke üniversitelerinin rektörlerinin tümü tıpçı idi.

Bugün “veterinerden tıpa dekan mı olur” diyenler bugüne kadar “tıpçıdan başka adam mı yok ki hep doktorlar idare ediyor üniversiteleri, bunların yönetimle ne ilgileri var, bunlar doktor olmak için okumadılar mı?” demediler.

Şimdi car car bağırıyorlar.

Bağırmanızın deneni devrinizin bitmiş olmasındandır.

Bağırmalarının nedeni Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığına Veterinerlik Prof. Dr. Erol Ayaz'ın vekâleten atanması.

Bu vesileyle Türk halkını büyük bir faciadan kurtartmış olan yiğit bir veterinerin hikâyesini nakledelim.

1954'de Batı Almanya'da ‘Chemie Grünenthal' ilaç firması tarafından Thalidomide adlı bir ilaç üretilir.

1 Ekim 1957 yılından itibaren bu ilaç 46 farklı ülkede de mucize ilaç olarak pazarlanır.

Doktorlar gebelik bulantı ve kusmalarına karşı bu ilacı reçete ederler. Ardından aynı formülle Distaval, Asmaval, Distaval Forte, Tensival, Valgis, Valgraine isimli ilaçlar çıkar.

Thalidomide Türkiye'de onay aşamasındayken Veteriner Ord. Prof. Dr. Süreyya Tahsin Aygün, bu ilaçın riskleri konusunda Sağlık Bakanlığı uyararak ABD'nin yanı sıra Türkiye'de de satışına engel olur.

Gebelik kusma ve bulantıları önlediği ileri sürülen bu sözde ilaç, dünya çapında normalden kısa, malforme, yüzgeç benzeri kol ve bacaklar, kafası büyük, eli ayağı olmayan, gelişimini tamamlayamamış parmaklar, sağırlık, körlük, yarık damak ve kalpte, sinirlerde, cinsel organlarda, böbreklerde, sindirim sisteminde malformasyonla doğumlara yol açar. Ardından dünya çapında yasaklanır.

Tek doz kullanan kadınlarda bile ayı sonuçlar ortaya çıkar. 10.000'in üzerinde bebek ilacın yan etkisi nedeniyle sakat olarak dünyaya gelir, bir yarısı kısa sürede ölür.

Bu kadar tıpçı bu kabus sözde ilaç hakkında hiçbir çalışma yapmak şöyle dursun, aksine Türkiye'deki kadınların da kullanması için onay hazırlığı yaparken bir veteriner bu ilacın Türkiye'de kullanılmasını engeller.  ABD'de bu ilacın satışı engelleyen kişi Kennedy tarafından devlet nişanı ile ödüllendirilir. Türkiye'de ise kuru bir teşekkürler geçiştirilir.

Demek ki mesele şu, ne okuduğunuz değil, ne olduğunuzdur. Bugünkü tıp fakültelerini bir lise mezunu bile idare edebilir. Türkiye'de İbn-i Sina'nın Kanun El Tıbb'ını baştan sona okumuş tek bir tıpçı yoktur. Bu eserden habersiz bir adamdan doktor olur ama hekim / tabip olmaz. Hekim olamadıktan sonra doktor olsan neye yarar.

İŞTE ONLARDAN İKİ ÖRNEK

 

‘15 TEMMUZ ŞEHİTLERİ'NE TBMM NİŞANI

Ne zamandır 15 Temmuz şehitlerine TBMM nişanı verilmesi teklifini yazmak istiyordum. Gündem yoğunluğundan nasip olmadı. Kennedy'nin ilacın satışını engelleyen ABD'liye devlet nişanı vermesinden söz etmişken tekrar bu konuyu hatırladım.

TBMM Nişanını 15 Temmuz şehitlerine vermeyeceksek kime vereceğiz? TBMM Başkanı İsmail Kahraman Bey'in ivedilikle gündemine alıp 15 Nişan şehid ve hatta gazilerine TBMM nişanı vermesini teklif ediyoruz. Bunu hak eden yegâne kişiler bu yiğit, kahraman, şehid ve gazilerdir. Ayrıca tüm şehidlerin ad ve resimleri TBMM koridorlarına asılmalıdır.

TOPBAŞ'A JET HIZIYLA VİZE İDDİASI

Kadir Topbaş'ın oğlunun 15 Temmuz sonrasında babası ile ilgili haberler çıkması üzerine ABD konsolosluğuna gittiği, kimse araçla içeri alınmaz iken arabası ile içeri alındığı, yarım saatten kısa bir sürede vize verildiği iddia ediliyor. ABD'den vize almak herkesin hakkı elbette de ABD'ye sormak gerekiyor bre bu ne hız böyle? Arkadaş Mars trenine mi yetişecek?

 

CAN KEMAL ÖZER - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, yazar… Yeni Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Gıda Hareketi Başkanı. Yayınlanmış kitapları: Deccal Tabakta, Şeytan ye Diyor, Şeytan Çıplak, Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler, Müslüman'ın Diyeti, Yediklerimizin İçinde N(E) Var, Hangi Suyu İçmeli, Ramazan Kitabı, İyi Gıda Kötü Gıda, Gülen Şeytanlar Tarihi

CAN KEMAL ÖZER DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  594535

-