19 EYLÜL 2020 CUMARTESİ

Altan Çetin

DOSDOĞRU YOL YAHUT SEYYİD NESİMÎ

Altan Çetin

 

Yol yolcusuyla manaya yürür. Yolcunun adımları zamana değen mana izleridir. Yoldaki yolcu mekâna anlam ve geleceğe ilham bırakır. Çınar Ata, yazın yolculuğuna Hocalı Şehitlerine ithaf ettiği, Ötüken yayınlarından neşredilen, son kitabından mana dünyamızın büyük derinliklerinden biriyle devam ediyor. Çınar Ata (Alper Kağan Üçer)'ın yolu bu sefer Seyyid Nesimî ile kesişmiş. Bu büyük mana adamının adeta ağuşunda yazılan bu roman önceki romanlarında olduğu gibi inanç tarihimize yaşanan devir ve Nesimî'nin hikâyesi üzerinden bir roman tadında ışıklı bir pencere açıyor. Eserin içinde yer alan harita ve fotoğraflar roman içindeki kurgu ile tarihi gerçek arasında okuru bir mana ülkesinin içerisinden Nesimî'nin dünyasına taşıyor. Çınar Ata sırrın sonsuz denizinden bir damlayı zihinlerimizin mana denizine bir maya gibi nakşediyor.

Roman, Susamıştı kelimesi ile başlayarak tüm susuzlara bir yoldaşlık vaad ediyor. Hurufiliğin yıkılan Kalesinden Memlûkler hâkimiyetinden Halep'e kadar sürecek bir yola revan olan Nesimî yolda tarihi mekân ve zamanın gerçekliği, manasının aşkınlığı ve mesajının gün kadar taze davetiyle roman bir devrin hikâyesi yahut tarihi çerçevesini de, daha önceki romanlarda da olduğu gibi, çizerek konusunu ele alıyor. Bir acâib şaha düşdü gönlümüz. Bedr yüzlü mâha düşdü gönlümüz. Tâ ki Fazlullâha düşdü gönlümüz. Uş hakîkî râha düşdü gönlümüz, diyen Nesimî hangi çağda yaşamış, siyasi ve sosyal ortam ne şekilde idi gibi hususlarla canlandırılan roman zemininde Nesimî düşüncesi ve inancı renkli sahnelerle ortaya konuluyor. Bu romanı okurken yola revan olanlar kelimeler dünyasından bir gerçekliğin içinde kendilerini yolda bulacaklar.

O bahsettiğin Mesih ve kıyamet mesellerini, bunca sene bizim kilisede çok dinledim.

Her başımıza gelen felâkette, Türklerle çıkan her savaşta, birbirimize her hücum ettiğimizde duyardım adını.

Dedelerimiz de Moğol saldırılarında çok Mesih beklemişler.

Doksan sene var, ne bir Mesih gördüm ne de kıyamet koptu. Ara sıra efsuncular çıkar, hokkabazlar peyda olurlar.

Hepsinin ortak yanı, Tanrılarının bahşettiği ışıltılı altınlarıdır.

Cennet getirir koyarlar önümüze.

Huriler, dereler, bahçeler…

Bizim Mesihi daha hiç görmedim dedim ya.

Bir türlü inmedi gökyüzünden.

Yaptıklarımızdan sonra küstü herhâlde.

Seninki de aha şu karşı dağdaki kalede kapıya çivilenmiş bekliyor.

Bakmaya kıyamadığınız gözlerini kuzgunlar yiyecek birkaç güne, tarzı tenkit ile Nesimî'nin dünyasından zamanımıza kadar ulaşacak olan pek çok uyarı zihnimize bir çuvaldız olarak romanda okurlarını bekliyor. Sefasız sufiyi gör kim haram der dinlemez sazı Ki ehl-i Hak olan kişi ne gam girse kelisaya, benzeri mısralardan bu eleştirinin akisleri romanda içimizdeki riyakâra da zaman zaman bir şeyler fısıldıyor.

Bu roman sadece bir tasvirin değil hala yaşayan bir fikriyatın içinden konuşarak dinamik bir yapı arz ediyor. Bu yolda yürürken kâh Hızır sizinle konuşacak, kâh sizi alıp mekansızlığa götürecek kah kahrın ortasına bazen de safaya alıp gidecek. Yol bu nereye götüreceği, yol azığının neye vesile olacağı bilinmez!

Çınar Ata romanını On iki imam aşkına, on iki pınar aşkına, on iki havâri aşkına, Halep'in on iki kapısından birden çık ki kıyamete kadar unutmasın Yezitler. Yalnız bırakmayın gelin benimle, cümleleriyle bitiriyor. Nesimî, inanç tarihimizin bu önemli siması bu romanla yeniden hayatımıza döndü. Bu roman hem Nesimî'nin çağını gösteren bir tarih tasviri, tasavvuf tarihimizin bir şahsiyetini tanıtmak ve onun düşüncesini aksettirmek bakımından bir irfan kitabı olarak roman çerçevesi içerisinde okuyucusunu yola ve yolculuğa çağırıyor. Aşk olsun Çınar Ata gönlümüze yine bir ışık çalmışsınız; yolunuz daha nice güzelliklerle Hakka vara.

ALTAN ÇETİN - TERCÜMEİHÂL

ALTAN ÇETİN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  889775

-