28 EYLÜL 2020 PAZARTESİ

Altan Çetin

EĞİTİMDE YETENEK TESPİTİ TABANLI YAKLAŞIM VE İBN HALDUN

Altan Çetin

Eğitim bir millet için beka meselesidir. Geçmişten geleceğe akan millet hayatı bu zeminin verimliliği ile mebsuten mütenasip bir şekilde yön kazanacaktır. Milletinin fertlerini kabiliyetleri doğrultusunda en verimli olacakları ve değer üretecekleri yerde istihdam edebilmek bir devlet ve toplum için fevkalade önemlidir. Bu, bir ülkenin ırmaklarındaki suların en verimli sahalarda kullanılması ile eşdeğerdir. Bu yolda fikir, yöntem ve felsefe üretmek bir milletin aydınları için başlıca vazifelerden biridir. Yetenek nedir ve nasıl ölçülür? Neyi öğrettiğiniz, nasıl öğrettiğiniz kadar kime öğrettiğiniz ve kimle öğrettiğiniz bir o kadar önemli değil midir? Öğretmen meselesine daha önce temas ettiğimizden burada kime ve ne için öğretim meselesine bakmak istiyoruz. Öğrenmeyi öğretemeden, öğretmekle neyi amaçlıyoruz? Okuma alışkanlığı olmayan çocuklara/gençlere öğrenci merkezli yahut uzaktan eğitim yapmak “google bilinci” düzeyinde hayli yaman bir çelişki olmuyor mu? Bu süreçte diploma neye tekabül ediyor? Bu yolda kaynaklarımızı ne kadar biliyor ve geleceğe dair değere ne ölçüde dönüştürecek tefekkürle uğraşıyoruz. Tercüme tabanlı bir milli eğitim ne kadar millidir? İnsanlığın birikimi elbette değerlidir, sarfı nazar da edilmemelidir, lakin kendiliğimiz burada nerededir? İnsanlığa bu yolda bir teklifimiz yoksa medeniyet iddiasının neresindeyizdir? Bu cümleden olarak, İbn Haldun eğitim ile alakalı görüşleri ile de düşüncemize dokunur. Onun eğitim-öğretimde tespit ettiği bazı kurallar bugün hala anlam yüklüdür. Bunlardan yola çıkarak günümüz ve geleceği düşünmekse hayalcilik olmayacaktır.

Öncelikle İbn Haldun'a göre; öğrencide bilgiyi kazanma ve anlama istidadı aşamalı olarak zuhur eder. Öğrenciler başlangıçta öğrendiklerine dair konuları tamamıyla anlamaktan aciz olup yaklaşık, kısa ve örneklerle anlatılanları anlayabilirler. Burada öne çıkan iki önemli kavram öğrenci ve öğretim mefhumunda belirginleşir: İstidat ve tedricilik.

Bilgi kazanma ve anlama istidadı öğrencideki bir potansiyel ise bunun öğretiliş yolu, yöntemi ve aşamalı olarak bilginin kazandırılması ise bu bilkuvvenin bilfiil hale çıkmamasını sağlar. Bu bakımdan eğitim denilen süreç bir milletin çocuklarının istidat/yetenek imkânlarını sahalara göre tespit ve bu sahaların tespiti sonrası bu yeteneklerin bireye ve birey üzerinden toplum ve hatta insanlığa en faydalı olacağı öngörülen sahada ve alanda bilgilerin kazandırılması sürecidir. İstendik davranış değişikliği oluşturma şeklindeki tanımın bunun yanında biraz yavan kaldığı ise aşikârdır.  Bu bakımdan milli eğitimimiz müfredatlar, kitaplar vs kadar ve bunlardan önce ilköğretim yıllarından itibaren öğrencinin saha ilgileri, yetenekleri ve nerelerde başarılı olacağını tespite yoğunlaşmalıdır.  Kendi potansiyeli beslenmeyen bir çocuğu hangi program yahut öğretim yöntemiyle eğitmeye kalkarsanız kalkın bu bir yere kadar sürecek ve sonunda tıkanma yaşanacaktır.  Belki başka bir sahada dahi özelliği olan bir öğrenci doktor olmak saplantısına haiz bir eğitim çerçevesinde vasat ve başarısız olarak nitelenecek, nihayetinde kendisine yabancılaşıp kaybolacaktır. İstidatları/yetenekleri tespit ve bunları tespit bir ülkenin değerli madenlerini, petrol, doğal gaz yataklarını bulup çıkarması kadar hayati ve beka ile alakalıdır.

İbn Haldun'a göre eğitim başladıktan sonra öğrenci bir konuda meleke dediği seviyeyi kazandığında bundan sonrası için daha ileriye ulaşmaya hazırdır. Devamına heves eder, faaliyete geçer ve o konuyu sonuna kadar öğrenir.  Bu bakımdan eğitimde önemli diğer husus öğrencinin kazandığı bilginin melekeye dönüşerek aşamalı olarak yükselmesidir. Burada diğer bir önemli husus müfredatı bu manada kötü hazırlanmış bir program öğrencinin kavramasını zorlaştırdığından usanç gelerek zihin körleşir, öğrenimden ümidi keser ve öğrenmeyi bırakır. Bu bakımdan öğrenicinin bilgilendirilmesi ve bunun ölçülmesinde yeteneklerin geliştirilmesi merkezinde teşkilatlanan bir milli eğitim bunu sağlayacak bir öğretim yapısını muhakkak kazanmalıdır. Melekeler peşpeşelik ve tekrar ile söz konusu olur diyen İbn Haldun yeteneklerin bu suretle açığa çıkıp gelişeceğine işaret eder.  Bu bakımdan öğrencinin zihnini ve kabiliyetini göz önünde tutarak tekrara dayanan tedricilik ve belli kuralarda yoğunlaşmak suretiyle faydalı eğitim söz konusu olacaktır. Burada tekrar etmekte fayda var. Bu yazının da esas gayesi eğitim sistemimizde esas bir eksik olduğunu düşündüğümüz yetenek avcılığı, kabiliyetlerin geliştirilmesi, özel zekâların özel eğitimi gibi konuların önemsendiği bir milli eğitim felsefesine acilen dikkat edilmesi keyfiyetidir.  İbn Haldun ilim almanın peyderpey olan bir husus olduğunu zihne yaklaştırma, özet olarak verme ve somut örneklerle konuyu aktarma gibi yöntemlerle amaçlanan kazanımın söz konusu olacağını ifade eder. Bir mertebeden diğerine çıkılarak aşamalı olarak yetenek azar azar ama sürekli bir şekilde bu suretle gelişir.

İbn Haldun merkezinde gösterilmeye çalışıldığı üzere eğitim felsefemiz belli bir alanda yeteneklilerin zeki diğerlerinin ise vasat olduğu bir tek yolumu tercih ediyor? Yoksa muhtelif alanlardaki yetenekleri tespit ile pek çok sahadaki kabiliyeti bulma ve geliştirme odaklımı hareket ediyor? İstidatlar ilköğretimden itibaren ne kadar takip edilip, dikkate alınıyor. Üniversite sınavına kadar bu konu ne kadar izlenip, incelenip, dikkate alınıyor. Bir öğrencinin yeteneğini 2 saatlik bir sınav ile tespit meseleyi çok daraltmak değil midir? Eğitim sistemimizde belli istidat alanları tespit edilip bunlara göre oluşturulmuş orta öğretim süreci sonunda üniversite artık buna hazır öğrenciye uzmanlığı verecek bir eğitim aşaması olmalı değil midir? Milletimiz devletimizden çocukları için bunu talep ediyor mu? Vatan toprağı nasıl mukaddes, mavi vatan denilen denizler nasıl hayati ise milletin geleceği olan genç zihinler de vatanın parçası ve müstakbeli değil midir? Orayı işgalden kurtarmak bir vatan parçasından kaç kat daha zordur?

Milli Eğitim sistemimiz yapısıyla buna göre mi yani istidatlara göre yönlendirme esasında mı teşkilatlanmıştır? Öğretim yöntemleri bu çok yönlü yeteneklerin anasınıflarından itibaren ölçüldüğü bir zeminde mi gerçekleşmektedir? Öğrenci ve ailesi bu konuda ne kadar takip edilip yönlendirilmektedir? Bilkuvveleri bilfiil haline getirecek şehirlerimiz ve eğitim kurumlarımızla 21. yüzyıla nereden bakıyoruz? Mesele bürokrasi olmanın ötesinde yapıyı kuran felsefede midir?

 

Vesselam

ALTAN ÇETİN - TERCÜMEİHÂL

ALTAN ÇETİN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  969988

-