19 EYLÜL 2020 CUMARTESİ

'ENDÜSTRİYEL GIDALARI ÇOCUKLARDAN UZAK TUTUN!'

Yaptığı cesur açıklamalarla modern tıp kilisesi mensuplarını kızdıran, halk kahramanı Prof. Dr. Canan Karatay, Yeni Söz’e çarpıcı açıklamalarda bulundu. Meslek odalarından şekere, modern tıptan insanlığın geleceğine dair pek çok konunun yer aldığı mülâkat dizisinin ilk bölümünde Karatay, yeni hükümete sağlık reçeteleri sunarken Cumhurbaşkanı’na da çağrıda bulunuyor. İşte çarpıcı mülâkatın ilk bölümü:


'ENDÜSTRİYEL GIDALARI ÇOCUKLARDAN UZAK TUTUN!'

 Mülâkat: Kemal Özer – Furkan Hasdemir

Kemal Özer: Malum yeni bir hükümet kuruluyor, bu hükümet sizce sağlık ve gıda konusunda ivedilikli olarak neler yapmalıdır? Toplumun sağlıklı gıda ve beslenme sorunlarıyla alakalı ana omurga sorunları nelerdir?

Canan Karatay: Bunları şu şekilde sıralamakta yarar var:IMG_0896

  • En büyük ağırlığı hastalanmamak için gerekli olan faaliyetlere vermesi lazım.
  • Bütün okullarda beslenmenin çok sıkı denetlenmesi lazım
  • İlköğretim-ortaöğretim düzeylerinde sağlıklı hayat, sağlıklı beslenme derslerinin konulması lazım.
  • Çocuklara insan vücudunu çok iyi tanıtacak dersler konulmalı. Sağlıklı beslenme için çok önemli çünkü beslenme sadece midenin ve bağırsağın işi değil beyin de ona bağlı. Ben “Beslenme ve Davranış Araştırma Gurubu”nun üyesiyim Oxford Üniversitesi'nde. Orada deniliyor ki ‘çocuklara ne yedirirseniz çocuklar odur' Yine Hipokrat diyor ki ” Yiyecekler ilacınız olsun, ilacınız yiyeceğiniz olsun” çok önemli bir laf.
  • Çocukların doğal beslenmesine önem verilmeli. Sağlıklı bir nesil istiyorsak çocukların doğal beslenmesi lazım. Doğal beslenme çocuklara sevdirilmeli, doğallık cazip hâle getirilmeli. Bu mümkün. Mesela bütün çocuklar bana hayran, ben çocukların Canan Teyzesiyim, görür görmez ‘Canan Teyze, Canan Teyze' diye koşa koşa geliyorlar yanıma, imza günlerinde kendi adlarına kitap imzalatmak istiyorlar, anne babalarının sağlıksız alışkanlıklarını şikayet ediyorlar...
  • Haziran'ın son haftasında katıldığım mesleğimizin küresel çaptaki otoritelerinin de bulunduğu toplantıda bir soru soruldu “Çocuklara ne vermeyelim, beslenme bakımından?” ABD'de California devletine şekerli içecekleri yasaklayın diye kanun teklifi veren, şeker ve insülin mekanizmasının inceliklerini ortaya çıkaran, California Üniversitesi'nde, Çocuk Hastalıkları Endokrinoloji ve Metabolizma Profesörü Robert Lustig dedi ki: “Çocuklara pakete girmiş ve reklamı yapılan hiçbir şey verilmemeli”. Devletimiz de işte bunu yapmalı. Endüstriyel ürünlerin çocuklara yönelik reklamlarını kaldırsınlar.

Çünkü pakete giren hiçbir şey hakiki değil, hepsi fabrikada üretilmiş, aldatıcı, bağımlılık yapıcı, kimyasal dolu, besinler. Hem çocuklar hem de büyükler için tehdit. Kimse doğal tereyağının reklamını yapmıyor, köy yumurtasının reklamını yapmıyor. Hep pakete girmiş margarin reklamı yapılıyor nedense.

Artık bütün dünya margarinin insan sağlığına zarar veren bir madde olduğunu, içinin trans yağlarla dolu olduğunu biliyor. Kansere neden oluyor, hastalıkların artmasına sebep oluyor, hâlâ bunun reklamı yapılıyor.

Hükümetimiz, toplum sağlığını korumak için bu konuları dikkate almalı ve sağlıklı yeni nesiller için kalıcı çözümler uygulamaya koymalıdır.

Osmanlı Sultanlarının Hekim Başları vardı. Sultanlar hastalandıklarında, Hekim Başına ‘bana iyi bakamadığın için hastalandım' diyerek işlerine son verilirdi! ÖNEMLİ OLAN HASTA OLMAMAK, ÇÜNKÜ...

Okul kantinleri kaldırılıp, okul mutfakları getirilmeli

Furkan Hasdemir: Sağlıklı, tabiî, geleneksel gıdaları çocuklara cazip hale getirme konusunda neler yapılabilir?

Canan Karatay: Okullarda doğru düzgün bir sabah kahvaltısı verilmeli çocuklara, evde anneler veremiyorlarsa okullarda bunu temin etsinler. Senin mutfağın var yap yumurtanı ver çocuklara, peynirini, zeytinini… Kantinleri olmayan okullar var.

IMG_0926

”Yeni hastane açmak yerine hastalığı önle!”

Bir diğer önemli hususta şudur ki gelişmiş ülkelerde artık tedaviye yönelik değil hastalığı önlemeye yönelik yatırım yapılıyor. Oysa hastalıklar ve tedavileri bir ülkenin bütçesi için en büyük kara delik!

Geçmiş dönem Sayın Sağlık Bakanı “150 tane hastane daha açacağız” diyordu… Programda varmış! Bu kalkınma değil! Önce önle, önlersen bunlara ihtiyaç kalmaz, önlemek daha ucuzdur. O zaman insanlar daha rahat daha mutlu olur. Çünkü hastaneler tıklım tıklım, herkes de şikâyetçi…

Eskiden genelde yetişkinlerde gördüğümüz kalp hastalığı, karaciğer yağlanması, şişmanlık, şeker hastalığı gibi hastalıklar artık çocuklarda görülmeye başlandı. Bugün 3 yaşındaki bir çocukta yetişkin tipi şeker görüyoruz. Yeni doğan ünitelerinde o kadar çok hasta bebek var ki yeni doğan ünitelerinin sayısı arttırılacakmış.

Tabi ki yeni doğanda sağlık sorunları varsa tedavi edilecek, eğer karaciğer ya da başka bir organ nakli gerekirse yapılacak ama neden 6 aylık bir bebeğe karaciğer nakli gereksin, şimdiye kadar böyle sık görülen organ nakli gerektirecekler sorunlar yoktu. İşte asıl bu sorunun üzerine gidilmesi lazım! Niye yeni doğanlarda gelişim bozuklukları arttı, neden organ nakli gerektirecek düzeyde vakalarda artış var, neden yeni doğanlarda yoğun bakım ihtiyacından artış var bunların sorgulanıp araştırılması lazım.

IMG_0906

Bakana sesleniyorum: Ekmek meselesi çözülmeli!

  • Şeker hastasının en büyük düşmanı glisemik indeksi yüksek karbonhidratlar yani şekerler ve unlardır. 1800'lü yıllardan beri bu tespit edilmiştir ve uygulanmaktadır. Ancak bugün bazı diyet listelerinde bir şeker hastasına dokuz on dilim ekmek veriliyor ve bu bakanlığın da listesinde var. Devlet hastanelerinden gelen listelerde de var. Ana ve ara öğün bir iki dilim ekmek, sayıyorsun sekiz dokuz dilim ekmek. Böyle bir şey olabilir mi? Bir dilim tam buğday kepekli ekmek bile, kan şekerini bir çorba kaşığı toz şekerden daha fazla yükseltiyor.
  • Onun için her kim olacaksa yeni bakanımıza sesleniyorum. Ekmek ve karbonhidrat meselesi çözülmeli. Ekmek, bilhassa modern buğdaydaki kromozom bozukluğundan ve içine ilave edilen kimyasal katkı maddelerinden dolayı şeker hastalığını tetikleyen bir gıda. Bununla birlikte karaciğer yağlanması, insülin direncinin artması, obezite, şeker hastalığı gibi birçok sağlık sorununun ana kaynağı bugün her türlü ekmek. Kepekli olması şeker ya da nişastasını azaltmıyor! Bizleri kandırıyor! Aynen light sigara ve light ürünler gibi...
  • Tohum meselesi var bir de… İthal edilen tohumların büyük kısmı hem GDO'lu hem de hibrit, ama bunu söyleyince kızıyorlar. 130 ülkeden ithalat yapıyormuş bu memleket… Ayıptır, günahtır, yazıktır. Biz 130 ülkenin çiftçisini veya endüstrisini desteklemek mecburiyetinde değiliz. Kendi köylümüze doğru dürüst yardım etmek mecburiyetindeyiz. Biz Siyez, Kavılca, Karakılçık buğdaylarının ana vatanıyız. Bunlar dünyada altın değerinde, az bulunan türler. Bunlar genetiği bozulmamış, vitamin ve mineral değeri yüksek, insan vücudunun hazmedebileceği buğdaylar. Yeni gelen hükümetin bu buğdayların ülkemizde üretimini desteklemesi lazım.

Biz Kanada'dan mercimek ithal edemeyiz, Çin'den sarımsak ithal edemeyiz! Hadi Hindistan cevizi burada yetişmeyen bir meyve ithal edilir ama sarımsak bu kardeşim Kastamonu'nun Taşköprü sarımsağı varken olur mu?

Karatay'ın meyve-sebze satıcısıyla imtihanı

IMG_0890_1Bende Çin'den ithal edilen bir sarımsak var onun hikâyesini anlatayım size; yol kenarında yaşlı bir satıcı var meyve-sebze satıyor. Hakiki limon satar, oradan hep limon alırım.

 Sarımsağı gördüm ve “Bu Çin'den geliyor sen bunu nasıl satarsın” dedim.

Yok Çin'den gelmiyor, halden aldım” dedi. Bilmiyor da… Biz beyefendi ile birbirimize girdik. Ben ‘Çin'den geldi' diyorum o doğal bu halden aldım diyor. Doğal değil sen bunu satma dedim. Derken bütün hanımlar etrafıma toplandı ve ”Haklısınız Canan Hanım” dedi. O da utandı bu sefer ve dedim ki; “Sen bunu kaça satıyorsun?” “Beş lira” dedi.” Sen bunu bana ver, senin zarara girmeni istemiyorum ama sen bundan sonra bu tür sarımsağı satma, bu Çin'den geliyor” dedim ve zarar görmemesi için bir tane aldım. Tabi ki yemek için değil, tamamen yardım için! Zaten sonra yemedim, gelenlere örnek olarak gösteriyorum. Sonra da atacağım.

Devlet tüm bu sorunları ivedilikle halletmeli.

Canan Karatay'dan Cumhurbaşkanı'na çağrı

Kemal Özer: Cumhurbaşkanımız Tayyip Bey Türkiye'de güçlü bir tabanı olan, pek çok sorunu çözebilecek irade ve güce sahip bir lider. Siz bu ülkenin Cumhurbaşkanından ne istersiniz? Sağlığımız ve tohumlarımız, gıdalarımız hakkında ne yapsın istersiniz? Ona bir çağrıda bulunmak ister misiniz?

Canan Karatay: Bakanlıklar tarafından köylünün yetiştirdiği, yetiştireceği doğal besinlerin teşvik edilmesini istiyorum. Geçici bakanlar kurulu 7 Haziran'dan sonra ithalat kanunu çıkardı. Yüksek mısır şurubu, şekerin ithalatını %15 arttırdı. Bu kotalara dikkatli bakılması lazım...

Toplum sağlığını bozan gıdalarla ilgili ne varsa devletin mücadele etmesi lazım. Devlet mücadele etmezse olmuyor, 76'dan beri ben sigarayla mücadele ettim ama Tayyip Bey Başbakan olduğunda konuya el attığı zaman kanun geldi, onun dışındakilerin hepsi sümenaltı yaptı. 76'dan beri uğraşıyoruz, Sağlık Bakanlığı da uğraştı ama olmamıştı. Başta benim meslektaşlarım olmak üzere herkes sigara içiyordu, otobüslerde, hastanelerde… Bu konularda yüksek irade ve uygulama lazım. Şimdi oldu ve herkes ‘Allah sizden razı olsun' diyor.

Mülakat dizisinin ikinci bölümü; ‘Sağlık sektörünün ‘ikna odası':  İstanbul Tabipler Odası' yarın Yeni Söz'de.

Yorum Yaz

  847786

-