19 EYLÜL 2020 CUMARTESİ

Bülent Acun

EVDE VERİMLİ ZAMAN GEÇİRMEK İÇİN BİRKAÇ TAVSİYE

Bülent Acun

Küresel bir salgın olması münasebetiyle bütün insanlığı tehdit eden yeni tip koronavirüs hastalığı adeta her şeyi altüst etti.

Küçülen dünyanın büyüyen felaketi mesabesindeki küresel salgının en önemli etkilerinden birisi de hiç kuşkusuz bütün insanlığı evlerine kilitlemiş olması.

Modern yaşam tarzının inan ile evi arasına  kalın duvarlar ördüğü bir dünyada haftalarca gün boyu evde kalmak hayli zor olsa gerek.

Hele bizim gibi son derece sosyal milletler için durum biraz daha zorlaşıyor. Komşusuz, misafirsiz, arkadaşsız, sohbetsiz, muhabbetsiz geçen günlerin her biri bir asır  kadar uzun.

Fakat neylersiniz ki sağlıkta her şeyin başı. Sağlık olmadan hiçbir şeyin tadı tuzu yok. işte bundan dolayı  önce sağlık ve afiyet.

Şimdi vakit yetkililere kulak verip gerekli tedbirleri alıp, tevekkül ederek, takdire rıza vakti. Bugünlerde insanlığa musallat olan küresel salgından korunmak için alınacak tedbirlerin en başında evde kalıp ,sokağa çıkmamak geliyor. Bu zaviyeden bakıldığında bugünlerde iyice yükselen ‘'evde kal Türkiye'' çağrısı son derece önem arz ediyor.

Evet, sağlığımız ve iyiliğimiz için yükselen bu çağrıyı duyuyor, kemal-i ciddiyetle uyuyoruz.

Çarşıdan Pazardan  sokaktan elimizi ayağımızı çektik. Şimdi evdeyiz.

Peki şimdi ne olacak?

Bu kadar zaman, evde nasıl geçecek?

Gün boyu evde ne yapacağız? Madem ki yazmak, sorunlar karşısında sorumluluk üstlenmektir. Bizler de bu sorumluluğu yerine getirme  talebinde bir adım atalım ve evde verimli ve huzurlu zaman geçirmeyle ilgili birkaç tavsiyede bulunalım.

Evlerimizi, etkin ve verimli kullanma noktasında hayli eksiğimiz var.

Hatta etrafımızda yaşanan birçok problemin temelinde evlerimizi etkin ve verimli kullanamayışımız yatıyor. Evimiz neyimiz olur? sorusu her geçen gün biraz daha hayatımızdaki yerini derinleştiriyor. Evlerimiz üzerine düşünmenin vakti çoktan gelmiş hatta geçiyor bile.

Bu küresel salgın  felaketi vesilesi ile bile olsa evlerimizi hayatımızda hakettiği yerlere getirmenin ve onlar üzerine yetkin düşünceler üretmenin vaktidir.

Bütün bunları yapabilmenin yolu evde olmanın ve evde kalmanın farkına varmakla başlar.

İşte evde olma ve evde kalma farkındalığına mütevazi bir katkı denemesi.

 

1- Öncelikle eviniz ile ilgili bakışınızı kontrol edip, yanlışsa düzeltin. Sokağa çıkamıyorum diye evinizi bir zindan görmeyin. Bilakis zindanlara bakarak evinizin aslında ne büyük bir saray olduğunun farkına varıp, rabbinize şükredin.

2- Ayakkabısı olmadığı için üzülüp ayağı olmayanı görünce, ayakkabısızlığını unutan adam gibi. Savaşların, göçlerin, fakirlik ve yoksulluğun ortada bıraktığı zavallı evsizlere bakarak hiç olmazsa başınızı sokacağınız bir eviniz olduğu için ferahlayın, rahatlayın, şükredin.

3- Ne kadar küçük olursa olsun, evinizin kabirden ve bir hapishane hücresinden çok daha geniş olduğunu unutmayın.

4- “Hay Allah bu koca gün şu evde nasıl geçecek?” diye hayıflanmayı bırakın, günü planlayın, bir dakikanızı bile boş geçirmeyin. Gününüzü boş geçirmeyecek  bir şeyler yapmaya bakın.

5-  Her sabah müezzinin “namaz uykudan hayırlıdır” davetine  yatağınızdan ok gibi fırlayarak icabet edin. Her seherde kutlu bir sefere çıkarak Rabbimize ibadet edin. Kıblenizle aranızdaki bütün putları devirin. Her dem, huzur ve  sürur için evinizi mescide çevirin.

6- Bu vakte kadar belki işten güçten vakit bulamadın, Rabbinin sana göndermiş bulunduğu o ilahi mektubu açıp okuyamadın. Haydi bak bütün engeller kalktı. Şimdi o Kerim kitap ile buluşma , tanışma, kaynaşma vakti.

7- Günün belli bir bölümünü Kerim kitabı okumaya, ezberlemeye, anlamaya ve düşünmeye ayır.  Gününün tamamını tarifsiz bir bereketle dolduğunu göreceksin.

8- Ailenin bütün fertlerinin bir araya geldiği şöyle geniş bir sofra kurun. Etrafına oturun. Bir taraftan karnınızı doyururken, diğer taraftan o sofra etrafında gerçekleştireceğiniz sohbet ve muhabbetle kalbinizi doyurun.

9- Evde ailenin bütün fertlerinin içtenlikle iştirak edecekleri sosyal ve kültürel etkinlikler bulup yapın.

10- Tek bir kitle iletişim aracına mahkum olarak farklılıklarda da mahrum olmayın . Günün bir kısmında televizyon izleyin, bir kısmında gazete okuyun, bir kısmın da radyo dinleyin, bir kısmında da sosyal medya hesaplarınızla meşgul olun.

11- Bütün aile fertlerinin hünerlerini ortaya koyacakları yemekler yapın. Emin olun lezzetine doyamayacaksınız.

12- Gününüzü boş işlerle değil, hoş işlerle doldurun. Ev içinde mutlaka bir şeylerle uğraşın. Kendinizi yorun. Unutmayın, yorulmazsanız dinlenemezsiniz. Yorgunluğunuzu atmanız için şöyle köpüklü bir Türk kahvesi ve yanında güzel bir Neşet Ertaş Türküsü tarafımızca tavsiye olunur.

13-  Şöyle bir ikindi vakti evinizin balkonunda ailece bir çay keyfi yapın. Temiz hava, sıcak çay ve hoş sohbet, işte huzur, işte muhabbet.

14- Canınızı sıkacak bütün alışkanlıklarınızı değiştirmeye ve kendinizi olabildiğince geliştirmeye çalışın.

15- Said-i Nursi'nin insan ve  kainat metaforundan hareketle dünyayı büyük eviniz , evinizi de küçük bir dünyanız görün.

16- Evinizin en müstesna yerine “Bu da geçer yahu” levhasını yazın. O levhaya bakarak, bu da gelir, bu da geçer türküsünü dinleyerek mest olun,Teselli bulun.

 

Evet, bugünlerde geçecek. İnşaallah aydınlık güzel günler gelecek...

 

BÜLENT ACUN - TERCÜMEİHÂL

BÜLENT ACUN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  998250

-