9 TEMMUZ 2020 PERŞEMBE

Hüseyin Adalan

FETÖ ÇATI DAVASI ÖRGÜTÜN TERMİNOLOJİSİ

Hüseyin Adalan

Örgüt, kendince bir terminoloji geliştirmiştir. Bazı kavramlar örgütü anlamak için ayrıca izaha muhtaçtır.

Cemaat, Camia, Hizmet Hareketi; Gülen, örgütü ve cemaati, hiç bir sıfatı veya isimi kullanmayı tercih etmemektedir. Bu grup kamuoyunda, Fetullahçılar, Gülen Cemaati, Camia, Hizmet hareketi şeklinde isimlendirilmektedir.

Gülen ve cemaatinin bir isim kullanmamasının nedeni, bu örgütlenmenin hata yapmama, son ilahi ordu olma, ahir zamanda ortaya çıkma ve seçilmiş olma gibi öğretilerinden kaynaklanan olağanüstü bir kibir ve gururun sonucudur.

Çünkü kişi ve kişi gruplarının kendilerini isimlendirecek hiç bir sıfatın içine sığdıramaması ve olağanüstü görmesinin altında yatan olağanüstü bir kibirdir. Ülkeler, milletler, devletler hep kendilerine bir isim seçerek birbirlerini tanımışlardır.

Bir dini cemaat olduğunu sıkıştığında her defasında ileri süren grubun kendilerini isimlendirmeyerek sıfat kabul etmemek üzere olağanüstü görmesindeki kibir ve büyüklenme ilk dikkat çeken özelliktir.

Gülen Cemaati, kendilerine eskiden “cemaat” derken yakın dönemde “camia”, “hizmet hareketi” gibi muğlak isim olmayan ve kendilerini sempatik göstermeye çalışan bazı ibareler kullanmaktadır.

Bu ifadeler karanlık bir amacın karanlık ilişkilerinin muğlak ifadesidir. Bir bakıma bu örgütlenme gerçekte isimsiz bir örgütlenmedir.

“Cemaat”, Gülen tarafından 1965 yılından itibaren oluşturulmaya başlanıp 1971 askeri muhtırası sonrası müstakil kimlik kazanıp dini, ekonomik, sosyal, siyasi örgütlenmenin adıdır. Bu teşkilat içerisindeki kişiler kendilerini, "Camia" veya "hizmet hareketi" olarak ta adlandırmaktadırlar.

Gülenin başında bulunduğu örgüt kendisini “hizmet hareketi” kavramıyla ifade etmektedir. Naziler, "parti" yerine "hareket" ifadesini kullanmayı tercih ettiler. Parti kavramının kendilerini tam olarak ifade edemediğini ileri sürdüler.

Cemaat olmadığını ve kendilerini tam olarak ifade etmediğini onlara paralel şekilde düşünmeleri tesadüf değildir. Hizmet hareketi, muğlak bir ifadedir.

Hareketin ne hizmeti yaptığını ifade etmemektedir. Dileyen dilediği gibi bu ifadeyi kullanabilir. Mesela başkasına uşaklıkta bir hizmet hareketidir, yabancı dilde eğitim öğretim, yabancı devletler veya istihbarat örgütleriyle işbirliği, kişilerin gizli çekim görüntülerin servis edilmesi hep hizmet hareketi kavramına dâhildir.

Hizmet hareketi ifadesi ile algı yönetimi kurgusu, amacın gizlenmesi, masum gösterilmesi çalışması hemen sezilmektedir. Gülen ve örgütleri dini bir hizmetin yapılmasından oldukça uzaktır. Hiçbir düşünce hem kendisini ve ilkelerini inkâr eden hem de hizmet ettiğini iddia eden örgütler üzerinden isimlendirilemez.

Bu bakımdan artık suç ve terör örgütüne dönüşen bu yapının yararlı değil zararlı hizmetlerinden bahsedilebilir.

FETULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ (YA DA) PARALEL (DEVLET) YAPILANMASI ÖRGÜTÜ;

Demokratik Hukuk Devletinin özelliklerini ortadan kaldırmak amacıyla kurulmuş en geniş ve en büyük katılımlı silahlı terör örgütlenmesidir.

Amaçlarını gerçekleştirmek için silahlı terör örgütlerini kullanabilen-kiralayan, devletin silahlı unsurlarını emelleri için kullanabilen, devlet kademelerindeki silahlı güçler aracılığı ile operasyonel sonuçlar elde edebilen bir örgütlenmedir.

Cemaatin saf, samimi, masum tarafı ile derin, mücrim ve kirli tarafı arasındaki kesin sınır çizgileri net bir biçimde ortaya koymak kolay olmadığından kirli, derin ve kötü olan tarafı paralel yapılanma şeklinde ifade edilmiştir.

Cemaat hiç bir zaman paralel yapılanmayı kabul etmemiş ve içinde böyle bir yapılanma olmadığını iddia etmiştir. Cemaat bu tutumu ile paralel devlet yapılanması örgütü ile cemaatin mensuplarının ayrımını bu tutumu nedeniyle oldukça güçleştirilmiştir.

Şu halde birbirine geçmiş "cemaat" ve "terör paralel yapılanması" olmak üzere iki farklı sosyolojik vakıa bulunmaktadır. Gülen Cemaatine bağlı herkes paralel yapının içinde ve onun bir üyesi değildir.

Buna karşılık camia, paralel terörist üst yapı tarafından yönlendirilip yönetilmektedir.

Mahrem Yerler; Örgüt dilinde Askeri Harp Okulları, GATA, bütün TSK, Polis Kolejleri, Adalet Akademisi, Yargı Kurumları, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teşkilatını ve bazı özel kurumları (TİB, ÖSYM, Tübitak) ifade eder. Özel mahrem yerler ise silah bulunduran TSK, Emniyet, MİT'tir.

Mahrem Hizmet; Mahrem yer sayılan devletin en önemli kurumlarında örgütün kendi hesabına yürüttüğü hizmete verilen isimdir. Mahrem hizmet örgüt adına kurumlarda kadrolaşma, abinin veya imamın emrine göre organize hareket etme ve örgüt amacına yönelik verilen görevleri ifa etmektir.

İmam; Örgütün sorumlu yöneticisi olan erkek kişiyi ifade eder. Din bilgisine sahip olması aranmaz. Hiyerarşi içerisinde yer alan örgütün yöneticisi ve raporları toplayan emirleri veren kişidir. Kâinat İmamı, Kıta İmamı, Ülke İmamı, Bölge İmamı, Şehir İmamı, Semt ve Mahalle İmamı, Kurum İmamı, gibi birçok değişik pozisyonu vardır. Cemaatin organizasyon yapılanması;

Arş İmamı: Aslında kâinat imamından bile en üst makamdır. Yani Gülen aslında Kâinat imamı değil en üstüdür. Sözde Mesih/Mehdi Gülen isimli terörist başıdır.

Kâinat imamı: Gülen Kâinat imamı değil aksine tam dört kişiden oluşan en kıdemli hususi kökenli kişilerdir. Ömür boyu Gülen'in yanından ayrılmayacak kişilerdir. Dünya imamları bunlara bağlıdır.

Yani kamuoyunda bilindiği gibi Gülen aslında Kâinat imamı değil Nirvana ulaşan megaloman kronik hasta kendisini “Arşın imamı” olarak görmektedir.

İstişare/Danışma Kurulu; On altı kişiden oluşur. Bunlara hususiler de denilebilir.

Dünya İmamı: Tam yedi kişidir. Gülen bütün sekretaryasını özel hizmetlerini yürütür. Bütün mahrem yerler doğrudan ona bağlıdır. Bütün emirler onun tarafından hazırlanır ve gelen raporlar da onun tarafından Gülen'e ulaştırılır.

Kıta İmamları, Ülke İmamları, Bölge İmamı, Şehir İmamı, Semt Mahalle İmamı, Işık Evi Sorumlu İmamı/Ablası gibi derecelendirme mevcuttur. Coğrafi imam dışında her kurumun bir imamı bulunuyor. Ordu, emniyet, yargı ve Mit imamı gibi, Bunlar ülke imamına bağlı çalışır.

Tedbir;

Gülen soruşturma ve takibata uğramamak ve zarar görmemek için kendince bir görüş geliştirerek; yalan söylemeyi, inandığı ve olduğundan farklı görünmeyi, yaptığı bir işi başkasına yüklemeyi, dini emir ve yasaklarla kendini bağlı saymamayı, hukuku dolanmayı, ahlaki kural kabul etmemeyi, çevresine öğreterek adına tedbir (takiyye) demiştir.

Ona göre, örgüte/cemaate zarar gelmemesi için yalan söylemek, iftira etmek, hırsızlık yapmak, suç işlemek, dinen haram sayılan içki, kumar, fuhuş gibi günahları işlemek mubahtır.

Onun verdiği emre göre "gerekirse Allah'ı bile inkâr etmek (haşa)" mümkündür. Kısaca örgütün işlediği her günah veya kusurun, ayıbın, suçun kılıfına tedbir denilmektedir.

Namaz kılmamak, oruç tutmamak, top sakal bırakmak, küpe takmak, tesettür giyinmemek, dini bir gruptan olduğu imajını verecek her türlü hareket ve davranıştan uzak durmak ve kendini milliyetçi, sosyal demokrat gibi göstermek en çok kullandıkları yöntemdir.

Eğer sıkışılmışsa diğer dindar kişileri Fetullahçı diyerek ihbar edip ceza almalarını sağlamak ve hem Fetullahçı olduğunu gizlemek ve hem de itimat sağlamak hep tedbir adıyla meşrulaştırılmıştır.

Örgüt ne olduğu gibi görünmüş, ne de göründüğü gibi olmuştur.

Takiyye-tedbir;

Yalan söylemek, muhatabı aldatmaktır. Yalan münafıklığın sebebidir. Küçük yaştaki çocukları, tedbir adıyla yalan söylemeye alıştırmak onların gelişimine ve pedagojik açıdan zararlıdır. Askeri ve polis okullarına hazırlamak üzere seçilen çocuklara daha ilköğretimde yalan ve gizlenme muhatabı kandırma eğitimi verilerek zihinleri bulandırılmaktadır.

 

HÜSEYİN ADALAN - TERCÜMEİHÂL

HÜSEYİN ADALAN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  034240

-