26 KASIM 2020 PERŞEMBE

Can Kemal Özer

FETÖ HER ŞEYİMİZİ ÇALDI VE SERVİS ETTİ, PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?

Can Kemal Özer

Gün geçmiyor ki, yeni bir FETÖ ihaneti ile daha karşı karşıya kalmayalım. Devletin sinir uçlarına yerleşmiş olan FETÖ'cüler büyük oranda hâlâ buradalar. Kendilerini ustaca gizliyorlar. ‘Tayip Erdoğan on yıl daha kalır! Sonra biz yine geleceğiz ve bu günlerin hesabını soracağız' şeklinde tehdit ederek bürokratları sindirmeyi sürdürdükleri biliniyor. Ülkeyi değil kişisel geleceğini düşünen bazı korkaklar sayesinde, ne yazık ki Erdoğan önemli ölçüde yalnız.

Cumhurbaşkanı dirayetli, kararlı ve cesaretli olmamış olsaydı, ülke hallaç pamuğuna çevrilirdi şimdiye kadar. Şükür önce Allah (c.c.), sonra Erdoğan buna izin vermedi?

Bugün pek çok FETÖ'cü radikal AK Partili postuna bürünmüş durumda. Bu kılıkla FETÖ'cü olmayanları ihbar ediyorlar. Bu sayede daha da derinleşiyorlar devlette. Bunların bu dünyada giremeyecekleri tek yer Müslümanların kalbi. Öbür âlemde ise cennet. Onun dışında her kılığa ve her yere girerler.

Kendi kirli zulüm düzenlerini kurmak için her yolu meşru gören bu sapkın kafa son olarak da 2013'de SGK'dan çaldıkları verileri, kendileri gibi her kılığa giren hacker grubu Anonymous üzerinden yayınladılar.

Sosyal medya üzerinden yayınlanan ve 17 GB'lık dosyada, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkesin mahrem kişisel verileri yer alıyor. Bunun duyulmasından sonra bir siber güvenlik uzmanı arkadaşımız sanal sunucu oluşturarak verileri indirdi. İndirilen verilerle birlikte birde sorgulama yazılımı çıkıyor. Bu sayede herhangi bir kimse, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir kişinin her türlü bilgisine erişebiliyor.

Veri indirilirken bir kurnazlık daha yapmışlar, kimin indirdiğini izleyerek koydukları solucanla/trojan indiren kişinin bilgisayarındaki verileri ve şifrelerini de çalıyorlar. Bir taşla çok kuş yani.

Servis edilen yalan haberlere göre, hacker grubu Anonymous, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün sistemini hacklemiş. İncelemeler bunu doğru olmadığını gösteriyor. Bilişim uzmanlarının veriler üzerinde yaptığı incelemeler, bilgilerin 2013 sonrasını kapsamadığını ve SGK'nın sucularından kopyalama yoluyla elde edildiğini gösteriyor. Özellikle 2013 17/25 Aralık darbe girişimi de dikkate alındığında bunu yapabilecek tek grup FETÖ'cüler...

Zaten bu ya da daha fazla verinin FETÖ'cüler tarafından çalındığı devlet tarafından bilinmekte idi. Her şeyi tek çatı altında toplama hastalığı yüzünden, kişisel verilerimize noterden bankacıya, sıradan bir memurdan kargocuya herkes ulaşabiliyordu. Zaten verilerimizi koruyacak bir kanun da yoktu.

Kişisel Verilerin Korunmasına Dair Kanun Tasarısı'nın TBMM komisyonlarından geçtiği günlerde bu verilerin bütün dünyaya servis edilmesinin ciddi ve derin anlamları olmalı.

VERİLER ÇALINDI MI YOKSA SATILDI MI?

Geçtiğimiz yıllarda SGK'nin hasta verilerini, eski ANAP milletvekili Burhan İsen'in Datamed adlı firmasına sembolik bir bedelle sattığı ortaya çıkmıştı. ‘SGK'nın satmasak zaten bir şekilde ele geçiriyorlar' diye savunduğu gelişme mahkemeye taşınmıştı. Sayıştay yaptığı denetimde, Genel Sağlık Sigortası (GSS) verilerinin yasal dayanak olmaksızın ücret karşılığı üçüncü kişilerle paylaşıldığını tespit etmişti. Lakin yayınlanan verilerin satılan verilerden daha kapsamlı olduğu ileri sürülüyor.

HERKES TEHDİT ALTINDA

Malum dolandırıcılar hiçbir konuda sınır tanımıyor. Bunu yaparken onları güçlü kılan şey, tuzağa düşürdükleri kişi hakkında kurbandan bile daha fazla bilgiye sahip olmaları. Türkiye Cumhuriyeti'nin 79 milyon vatandaşının verilerinin istihbarat örgütlerinin eline geçmesi tahammülü güç bir sorun. Bu bağlamda, Türkiye büyük riskle karşı karşıya ama sorun bununla da bitmiyor.

Bu verileri ele geçiren dolandırıcıların yapabilecekleri; hukuk, bilişim ve güvenlik çevrelerini büyük bir endişeye sevk ediyor. Bu bilgiler sayesinde adınıza e-devlet şifreleri alınabilir, Türkiye.gov.tr'de sizin adınıza işlem yapılabilir, adınıza şirket kurulabilir, vekalet çıkarılabilir, kredi kartı çıkarılabilir, tapulu mallarınız başkalarına satılabilir, adınıza telefon kaydı yapılabilir, sahte pasaport, sahte kimlik, sahte diploma çıkarılabilir, banka bilgilerinizin ele geçirilip değiştirilmesi diye uzayıp giden işlemler yapılabilir.

BU İŞLERİ BAŞIMIZA KİM AÇTI?

Bürokrasi özellikle de vergi bürokrasisi, her şeyi kayıt altına almak istiyor. Bu sevdası yüzünden her şeyi elektronikleştirmek istiyor. Attığımız her adımın izlenebilmesi için tüm veriler tek merkezde toplanıyor. Bu ilk bakışta son derece masum, lakin büyük tuzaklar içeriyor. Adil bir vergi sitemi getirmek yerine, izleyerek vergi toplamayı marifet sayıyoruz. Gelişmeyi makineleşme ve her şeyi tek tuşla görebilmek zannediyoruz.

Oysa biz donanım üreticisi bir ülke değiliz. Satın aldığımız her cihaz ve yazılımın içine yerleştirilen arka kapılar sayesinde, devletin / milletin bilgileri üretici devletin eline geçiyor. Yani veri güvenliği ve mahremiyet tümüyle ortadan kalkıyor. Buna bir de FETÖ türü ihanet yapılanmalarını eklediğinizde, dünya ile irtibatı sürüsünden ibaret olan dağdaki çoban bile zarar görüyor. Gelmediği, görmediği şehirde şirketler kurup herkesi dolandırmış, adını duymadığı kartların sahibi olarak bankalara milyonlar takmış olabiliyor.

İŞLER NASIL YÜRÜYOR?

Batılılar kendileri veya içerimizdeki adamları sayesinde bürokrasiyi hipnoz ediyor. Kendini uyanık sanan bürokratlar, bunu yukarılara pazarlıyor. Riskleri hiçbir zaman hesaplanmadan projeler başlatılıyor.

Batılı, milyarlarca dolara hem cihaz, hem yazılım, hem de teknik destek hizmeti satıyor. Bürokrasi iyi bir şey yaptığını düşünerek terfi merdivenlerini zorluyor. Pazarlamacılar hem malını satıyor, hem de sizin mahrem verileriniz ve devlet sırlarınıza bedavadan ulaşıyor. Vatandaş işlerin kolay ilerlemesinden çok mutlu. Yani herkes memnun ama bizi mutsuz eden bir sorun var! FETÖ'cü gibi tenyalar bu sistemleri pazarlamak, yönetmek ve verileri çalıp başkalarına servis etmek için varlar.

Kabak milletin başında patladığında ise siyasiler kara kara düşünmeye başlıyor ‘bu işi nasıl çözeceğiz' diye. Bürokratın hiçbir şey umurunda değil. Vatandaş ise devleti ve siyasetçiyi suçluyor.

ÇÖZÜM?

Hükümetin ivedi bir karar alarak, MERNİS sistemini baştan sona yenilemesi gerekiyor. Başka çıkış yolu yok. TC kimlik sisteminin yeni ve daha güvenli bir şekilde tasarlanması ve kriptolanması şart. Yeni kimlik uygulaması, yeni sistem inşası tamamlanana dek ertelenmeli. Mevcut sistemin bütün kodlarını bilmeyen kimse kalmadı. Bu haliyle ilerlenirse, yakın gelecekte iş görme anlamında devlet tümden çökebilir maazallah!

Şu an kendimizi güvende hissetmiyoruz. Devlet kendimizi güvende hissettirecek çözümleri ivedi olarak geliştirmeli. Evler güvenli değil, bankalar hiç değil. Dağlar güvenli değil, şehirler ise hiç güvenli değil!

FETÖ/Anonymous saldırısı bir fırsata çevrilmeli, hem de hemen!

CAN KEMAL ÖZER - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, yazar… Yeni Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Gıda Hareketi Başkanı. Yayınlanmış kitapları: Deccal Tabakta, Şeytan ye Diyor, Şeytan Çıplak, Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler, Müslüman'ın Diyeti, Yediklerimizin İçinde N(E) Var, Hangi Suyu İçmeli, Ramazan Kitabı, İyi Gıda Kötü Gıda, Gülen Şeytanlar Tarihi

CAN KEMAL ÖZER DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  454550

-