9 TEMMUZ 2020 PERŞEMBE

Hüseyin Adalan

FETÖ’NÜN EGM’DE İŞLEDİĞİ SUÇLAR ( 3 )

Hüseyin Adalan

Yıllarca örgüt hiyerarşisindeki üstlerine mutlak itaat ve teslimiyet anlayışıyla yetiştirilen FETÖ mensuplarının ister emniyet teşkilatında görevli personel, ister örgüte müzahir medya çalışanı olmak üzere hangi konumda olurlarsa olsunlar örgüt liderinin sözlerini emir telakki ederek hareket ettikleridir.

Örgüt liderinin bir sözüyle, örgüte müzahir medyanın algı operasyonlarına başlayıp kamuoyunu hazırlamasından sonra on altı ilde örgütsel işbirliğiyle polis, operasyonlar yapmıştır.

Örgütün, sızarak EGM birimlerini etkin olarak kullandığı operasyonlardan bir diğeri ise kamuoyunda Selam-Tevhid olarak bilinen olaydır.  

( İstanbul C. Başsavcılığının 2014/133596 soruşturma sayılı iddianamesinden alınmıştır. Bu iddianame Deliller-1 Klasörü 15 Nolu Delilde kayıtlıdır. )

"Ülkemizin siyasi hayatını derinden etkileyen farklı siyasi partilerin mensuplarının da hedef alınmıştır.

Kaset skandalları değerlendirilirken, hedef adres ve kişilerin günlük rutinleri bilinmeksizin bu eylemlerin gerçekleştirilemeyeceğidir.

Kişilerin özel hayatına, zaaflarına ve günlük rutinlerine dair ön bilgilerin ise iletişim araçlarının sinyal bilgilerine ulaşma ve değerlendirme yetkisine sahip kamu kurumlarının imkânlarının dışında derlenmesinin mümkün olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır"

"Örgüt lideri Fetullah Gülen'in 17 Aralıktan yaklaşık iki ay kadar önce 14 Ekim 2013 tarihinde yaptığı konuşmada 'Selam Çakmak' (Soruşturma şüpheliler tarafından Selam Tevhid Kudüs Ordusu olarak adlandırılmaktadır) söylemini kullanarak sözde soruşturmayı yürüten örgüt üyelerine talimat verdiği anlaşılmıştır.

Örgüt liderinin talimatı ile örgüt üyelerinin çalışmalarını hızlandırdıkları, operasyona dönüştürmeye çalıştıkları, ilerleyen süreçte 17-25 Aralık girişiminin sonuçsuz kalması üzerine yürüttükleri sözde soruşturmanın hukuksuz olduğunu bildiklerinden emniyet arşivinde bulunması gereken soruşturma dosyasının bir nüshasını yangın merdiveninden kaçırarak gizlemeye çalıştıkları anlaşılmıştır."

"Devlet Yetkililerinin telefonlarının soruşturmada dinlendiği;

Sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütüne yönelik olduğu gerekçesiyle kurgu soruşturmayı başlatan şüpheliler, dinlemeler için mahkemelerden talep ettikleri iletişimin tespiti ve takip kararı taleplerine Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Bakanları, Milletvekilleri MİT Müsteşarı ve Büyükelçileri başta olmak üzere devlet yetkilerinin isimlerini yazmayacak kurgusal tecrübe ve birikime sahip" oldukları tespitine yer verilmiştir.

( İstanbul C. Başsavcılığının 2014/133596 soruşturma sayılı iddianamesinden alınmıştır. Bu iddianame Deliller-1 Klasörü 15 Nolu Delilde kayıtlıdır. )

Bu usulsüzlükler, FETÖ'nün terörle mücadele gibi hassas bir konuyu dahi örgütsel menfaatleri doğrultusunda istismar ettiği, diğer olaylarda olduğu gibi örgüt çıkarlarını ülke çıkarlarından daha üst ve önce gördüğü, örgüt bağını Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlık bağından ve kamu görevlilerinin resmi sıfatlarından üstün gördüğünü göstermektedir.

FETÖ'nün Türkiye Cumhuriyetinin tüm anayasal kurumlarını ele geçirme stratejisi, Fetullah Gülen'in de belirttiği gibi "bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimseye varlığını fark ettirmeden" yani gizlilik, takiyye ile "Türkiye'deki güç ve kuvvetin örgüt cephesine çekileceği ana kadar" büyük bir sabır ve planlı çalışmayla uygulanmıştır.

Örgüt tarafından bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar atılacak adımların erken sayılacağı ve 'erken huruç çıkışının Cezayir'deki bağımsızlık mücadelesi örneğinde olduğu gibi faciayla sonuçlanabileceği, örgüt liderinin konuşmalarında sıklıkla vurgulanmaktadır.

Bir konuşmasında Fetullah Gülen "Bu hizmetin içinde bulunanlar, bu hizmete göre hizmet vermek isteyenler, her birisi dünyayı idare edecek bir diplomat gibi hareket etmelidir.

Kendi planında meseleleri çözdükten sonra ülkesinde çözmeye çalışmalıdır.

Ülkesinde bütün problemleri aştıktan sonra da acaba bu mevzuda dünyanın tavrı nedir onu hesaba katmalı ve bu planları ayrı ayrı platformlarda karşısına çıkabilecek planların hepsinde başarılı olmadıktan sonra son adımını atmamalıdır.

Bir yanlışlık bize falso yaşatır ve yanlışlıktan yediğimiz mağlubiyeti sonra telafi edemeyiz.

Telafi edemeyiz, bu sefer onlar sizi kıskıvrak derdest ederler, bir daha da belinizi doğrultmaya fırsat vermezler" derken örgütüne bütün güç merkezlerini ele geçirme yolunda son derece dikkatli ve tedbirli hareket etmesini tembihlemektedir.

HÜSEYİN ADALAN - TERCÜMEİHÂL

HÜSEYİN ADALAN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  182849

-