Avrupalılar anesteziyi İbn-î Sinâ’dan öğrendi

Avrupalılar anesteziyi İbn-î Sinâ’dan öğrendi
18 Aralık 2015 08:33:16

İbn-i Sînâ, anesteziyi kullandı, bin yıl önce göz ameliyatı yaptı.  Göz hastalıkları konusunda zamanının en iyi tekniklerini kullandı, çeşitli aletler geliştirdi. Sînâ’nın kadın hastalıkları ve tümörleri detaylıca ele aldığı da kayıtlarda yer alıyor.

İbn Sînâ, el-Ķānûn fi't-tıbb'ın ikinci kitabında, Latin dünyasında “materia medica” olarak bilinen basit ilâçların sayıları 800'e varan listesini ebced alfabesine göre düzenlemiştir. Daha önce Ali b. Sehl'in uyguladığı bu alfabetik cetvel usulünün İbn Sînâ'dan sonra İbn Cezle tarafından Taķvîmü'l-ebdân, İbn Butlân tarafından da Taķvîmü'ś-śıĥĥa'da kullanıldığı bilinmektedir (Ullmann, s. 271). Kulunç (kolik) hastalığıyla ilgili olarak İbn Sînâ, gerek el-Ķānûn fi'ŧ-ŧıb'da gerekse el-Ķūlenc adlı müstakil eserinde tıbbî bakımdan ayırıcı tanı yapmış, kolikleri safra kesesine, kalın bağırsaklara ve böbrek taşlarına ait olmak üzere türlere ayırmıştır.

İbn-i Sînâ, göz doktorlarının da piridir

Göz hastalıkları konusu çerçevesinde öncelikle “remed” (oftalmi) üzerinde duran İbn Sînâ, bu hastalığı gözün “et-tabakātü'l-mültehime” denilen tabakasının iltihaplanması yani “konjoktivit” olarak vasıflandırmıştır. İbn Sînâ'nın bu konudaki Grek kaynaklarına oftalmolog Ali b. Îsâ'dan daha iyi vâkıf olduğu, el-Ķānûn fi'ŧ-ŧıb'da oftalminin üç çeşidinin Grekçe isimlerini “tartsis, kimosis, balgamî” olarak vermesinden anlaşılmaktadır (el-Ķānûn fi'ŧ-ŧıb, II, 113). Ayrıca trahomun teşhisinin nasıl yapılacağını tarif etmiştir (a.g.e., II, 136 vd.). Eserde göz adalelerinin gerilip gevşemesini ve göz yaşı kanallarının fonksiyonunu açıklayan İbn Sînâ'nın gözün anatomisine dair verdiği bilgi, eserin 1479 tarihli Latince baskısında bir illüstrasyonla resmedilmiş ve daha sonraki bazı baskılarda bu uygulama devam etmiştir (Sudhoff, V/8 [1914], s. 11-13, 19-20).

İbn Sînâ'nın cerrahiyle ilgili tesbit ve görüşleri el-Ķānûn fi'ŧ-ŧıbb'ın üçüncü kitabında yer almış olup gerek İslâm âleminde gerekse Avrupa'da güvenilir kaynak olarak kabul edilmiştir. Selçuklu Türk Atabegi Nûreddin Zengî'nin Dımaşk'ta kurduğu hastahanede hekimlik yapan İbnü'l-Kuf, el-Umde fî śınâ ati'l-cirâĥa adlı eserinde yaraların sarılma tekniğiyle ilgili olarak el-Ķānûn fi'ŧ-ŧıb'da verilen bilgilerden faydalanmıştır (Spies - Thies, LV/4 [1971], s. 386).

Anestezinin bilinen ilk kullanıcısı İbn-î Sinâ, tümörleri de inceledi

Ameliyatlarda anestezi yöntemi konusunda şaraba afyon, sarı sabur, âdemotu (mandragora) ve hindistan cevizi ilâve edilip hastaya içirilmesini öneren İbn Sînâ'nın çağdaşı olan Ali b. Îsâ'nın formülü de mandragora, haşhaş suyu ve afyon şeklindedir (Erinnerungsbuch für Augenärzte, s. XXXV-XXXVII). İbn Sînâ ve Ali b. Îsâ'nın anestezi yöntemi Selçuklular zamanında Suriye ve Mısır'da kullanılmaktaydı. 1218 yılında Haçlı ordusuyla İslâm dünyasına gelen Bolognalı cerrah Hugo von Lucca Müslüman cerrahlardan bu usulü öğrenmiştir. Ülkesine dönünce bu yöntemle anestezi uygulamış, oğlu Theodorich Borgognoni de aynı usulü benimseyerek ünlü bir cerrah olmuştur. Theodorich'in Chirurgia adlı kitabında zikrettiği ameliyat ve anestezi yöntemlerine bakıldığında İbn Sînâ'nın etkisi açıkça görülmektedir (Terzioğlu, Malazgirt Armağanı, s. 52). el-Ķānûn fi't-tıbb'ın üçüncü kitabının kadın hastalıkları ve doğumdan bahseden bölümleri, özellikle üterustaki tümörler ve histeri konuları dikkat çekici bir şekilde ele alınmıştır. İbn Sînâ bu çerçevede histeriyle apopleksi arasında ayırıcı bir tanı yapmaktadır (Meyerhof - Joannides, s. 66).

Yarın : Akıl hastalıkları, ruh sağlığı ve İbn-î Sina