Barış İçin Dinler Genel Sekreteri Karam, inanç ve bilimin ortaklığının önemini değerlendirdi:

Barış İçin Dinler Genel Sekreteri Karam, inanç ve bilimin ortaklığının önemini değerlendirdi:
22 Ekim 2021 11:12:39

- "Tarih, inancın bilime, bilimin de inanca ihtiyaç duyduğu örneklerle dolu. Bilim ve inancın bir arada var olması insanlığımızın bir parçası" - "Çatışmalar, bilim insanının, iddiasını ortaya koymada daha uyumlu, ikna etme konusunda daha akıllı olması gerektiği anlamına geliyor" - "Klişelere ayıracak vaktimiz yok, sadece gezegenimizi ve ruhlarımızı kurtaracak şeylere zamanımız var ve açıkçası, ruhlarımızı kurtarmakla gezegenimizi kurtarmak veya tersi hepsi aynı şey"

NEW YORK (AA) - İSLAM DOĞRU - Uluslararası Barış İçin Dinler (RFP) Genel Sekreteri Dr. Azza Karam, küresel sorunların çözümünde inanç ve bilimin el ele vermesi gerektiğini belirtti.

Dr. Karam, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından iklim değişikliğine kadar küresel sorunların çözümünde dinler arası ilişkilerin etkisi ve RFP'nin çalışmaları konusunda AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

1970'te kurulan RFP'nin ilk kadın ve Müslüman Genel Sekreteri olan Mısır doğumlu Karam, Vatikan'dan Mısır'daki El-Ezher Kurumuna kadar dünya genelinde yaklaşık 100 üyesi bulunan RFP'yi "Dini kurumların ve inançların Birleşmiş Milletleri (BM)" şeklinde tanımladı.

Karam, RFP'nin amacının dini topluluklar arasındaki ortak iş birliğini artırarak yerel ve küresel sorunlara karşı birlikte mücadele etmek olduğunu belirtti.

- "Salgında bağlantı kurma açlığı vardı"

Göreve Ağustos 2019'da geldiğini ve BM binasının karşısında bulunan ana ofiste çalışmak için ABD'den ancak 2020'nin Şubat ortasında izin alabildiğini dile getiren Karam, iki hafta sonra da başta o zaman salgının merkezi durumundaki New York olmak üzere tüm dünyada Kovid-19 kapatmalarının başladığını kaydetti.

Aynı zamanda Hollanda, Amsterdam'daki Vrije Üniversitesinde Din ve Kalkınma Profesörü olan Karam, salgının finansal, politik, sosyal, kültürel ve manevi anlamda tüm dünyada bir çaresizlik ve aciliyet duygusu uyandırdığını belirterek, "Çünkü insan bilincinin ve gerçek varoluşunun tüm seviyelerinde görülen bu ihtiyaçtan dolayı bir bağlantı kurma açlığı vardı." diye konuştu.

Salgına karşı ilk olarak çeşitli toplulukları ve dini liderleri bir araya getirmek için dinler arası ortak etkinlik organize ettiklerini söyleyen Karam, "Bu yüzden, hepimiz aynı anda aynı kritik koşullarla karşı karşıya kalıyorduk ve bu, bağlantı için hepimizin daha da çaresiz olduğu anlamına geliyordu." ifadesini kullandı.

Karam, ayrıca Kovid-19 sürecinin ilk aylarında çok dinli insanı yardım fonu kurdukları bilgisini paylaşarak, salgın sürecinden güçlü bir toplum olarak çıkmak için gayret sarf ettiklerini anlattı.

- "Dini kurumlar ve aktörler en eski sosyal hizmet sağlayıcılardır"

Dünyanın şu an karşı karşıya kaldığı küresel sorunların çözümünde dini kurumların katkısı konusunda da Karam, şunları söyledi:

"Dini kurumlar ve dini aktörler en eski sosyal hizmet sağlayıcılardır. Var olmaya devam ediyorlar, tüm büyük uluslararası organizasyonlarımızdan sonra da var olacaklar. Hükümetler zayıflasa da güçlense de bu dini kurumlar ve altyapıları varlığını sürdürecek. Sosyal hizmet düzeyinde, eğitim, sağlık, beslenme, sanitasyon, ne derseniz deyin, toplumların tüm ihtiyaçlarına hizmet etmek bu kurumların ana direğidir. Yani bir insanı kriz durumunda ki çok var, halk sağlığını ilgilendiren Kovid-19 olsun, dediğiniz gibi, yangınlardan kuraklıklara kadar iklim değişikliği gibi hepsinde, adını siz koyun, buralarda orijinal sosyal hizmet sağlayıcıları, dini kurumlar ve aktörlerdir. İşte burada, biz hizmet etmek için birlikte çalışıyoruz. Bu orijinal sosyal hizmet sağlayıcıları dünyanın ihtiyaçlarının zirvesindedir ve herkes bunu arıyor."

Karam, dünyanın her yerinde, en seküler ülkelerde bile dini ve siyasi aktörlerin birlikte çalıştığına işaret ederek, "Siyasi kurumlar ile dini kurumlar arasında çok güçlü bir karşılıklı ilişki olduğunu biliyoruz. Din ve siyaset, insanlığın bildiği en eski evliliktir." şeklinde konuştu.

Dini kurumların insan hakları gibi konularda da büyük rol oynayabileceğine dikkat çeken Karam, "Dini liderlerin bir araya gelip hükümetleri ve özel sektörü insan haklarına karşı sorumlu tutmakta ısrar etmeleri halinde bu güçleri ve sesleri inkar edilemez." dedi.

Karam, "Küresel bir kriz anında, çevresel, finansal, politik krizler bir araya geldiğinde, insan hakları nesilleri tehlikeye attığı zaman, işte bu, dini aktörlerin bir araya gelmesini, birlikte hizmet etmesini, birlikte sorumlu tutmasını kesinlikle gerektiren andır." ifadesini kullandı.

- "Bilim ve inancın bir arada var olması insanlığımızın bir parçasıdır"

Din ile bilimin ayrı olduğu yönündeki bazı tartışmaları da değerlendiren Karam, "Dürüst olmak gerekirse, bu tamamen saçma bir klişe ve tarih, inancın bilime, bilimin de inanca ihtiyaç duyduğu örneklerle dolu. Bilim ve inancın bir arada var olması insanlığımızın bir parçası." diye konuştu.

Karam, şöyle devam etti:

"Evet, bazı şeylerde çatışabilirler. Elbette, bu çatışmalar iyidir. Çatışmalar, bilim insanının, iddiasını ortaya koymada daha uyumlu, ikna etme konusunda daha akıllı olması gerektiği anlamına geliyor. Bugün dünyada gördüğümüz aşı tereddüdüne bakın. Aşı tereddüdü din ve bilimin bir arada yürümemesinden kaynaklanmıyor. Gördüğümüz aşı tereddütleri, daha inançla alakası yokken bilimi karalayan komplo teorilerinden kaynaklanmaktadır."

Bilimin, Kovid-19 aşısının geçerliliğini ikna etmede ısrar etmek ve daha iyisini yapmak için kritik bir görevi olduğunu ancak bunu tek başına yapamayacağını belirten Karam, din adamlarının da kişinin etrafındakilere zarar vermemesinin dini açıdan da çok önemli olduğunu vurgulamaları ve örnek olmak amacıyla Kovid-19 aşısı yaptırmaları gerektiğini dile getirdi.

Karam, sözlerini şöyle noktaladı:

"Yani inanç bilimi, bilim inancı gerektirir, ikisi birlikte çalışmadan yapamayız. Klişelere ayıracak vaktimiz yok, sadece gezegenimizi ve ruhlarımızı kurtaracak şeylere zamanımız var ve açıkçası, ruhlarımızı kurtarmakla gezegenimizi kurtarmak veya tersi hepsi aynı şeydir."