Hürriyet, Ertuğrul Özkök’ün yazıların son verdi

Hürriyet, Ertuğrul Özkök’ün yazıların son verdi
05 Eylül 2015 06:15:52

Hürriyet'in yazılarına son verilen Budist yazarı Ertuğrul Özkök, 'Cumhurbaşkanı'na hakaret etmedim' diyerek uzun bir tatile çıktığını açıkladı.

Hürriyet Ertuğrul Özkök'ün yazılarına son verdi. Özkök'ün de Türkiye'den kaçması bekleniyor.

Bodrum'da Yunanistan'a gitmek için batan lastik botun batması sonucu hayatını kaybedenler arasındaki Suriyeli bebeklerin görüntüleri yürekleri sızlattı. Fotoğraflar dünya basının da büyük ses getirdi. Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök ise bu fotoğrafı bahane ederek Cumhurbaşkanı Erdoğan için hakaretin ötesine geçen ifadeler kullandı.

Cumhurbaşkanına hakaret suçu

Erdoğan'a adeta kin kusan Özkök, Türkiye'nin 2 milyon Suriyeliye kapılarını açmasını da görmezden geldi. Gazetesi Hürriyet'in Suriyeli mülteciler konusunda yayınladığı “28 Avrupa ülkesi bir Türkiye edemedi" haberine rağmen yazısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaretler yağdırdı. Özkök, Erdoğan'ı ima ederek, “diktatör" “katil" ifadelerini kullandı. Ertuğrul Özkök'ün bu ifadelerine jet hızında soruşturma açıldı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, Hürriyet Yazarı Özkök'ün bugünkü yazısını Türk Ceza Kanunu'nun 299. Maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçu içerdiği gerekçesiyle soruşturma başlattığı ve sonrasında ifadeye çağırdığı bildirildi. Ne demişti?

Özkök “Ey Büyük Adam'' başlıklı yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı minik Suriyeli'nin katili olmakla itham edip "Gevşet biraz Rabia selamıyla takallüs etmiş parmaklarını... Kara siyasetinin sıktığı yumruğunu aç, o eller duaya kalksın biraz... Bak arkadaş bu çocuğun katili sensin" ifadelerini kullanmıştı.

Bu bir intikam, bir operasyon

24 TV'de Ersoy Dede'ye konuşan Yiğit Bulut, Hürriyet Yazarı Ertuğrul Özkök'ün terbiyesizliğini yorumladı. Bulut, bu yazının bir gazetecilik faaliyeti ya da ifade özgürlüğü olmadığını, aksine bir intikam operasyonu olduğunu ve bir plan dahilinde ilerlediğini söyledi.

Yiğit Bulut şöyle konuştu Hatırlarsanız bu kişi Gezi olayları başlamadan çok kısa bir süre önce "Türkiye'nin Tahrir'i neresi olacak" diye bir yazı yazmıştı. O yazıda açık ve seçik olarak bu ülkenin insanlarını devlete, millete ve ülkenin düzenine karşı isyan etmeye davet etmişti.

Bu bir köşe yazarlığı değildir

Oradan itibaren olayı ele alırsak, özellikle bu ülkenin insanlarını devlete ve millete karşı, anayasal düzene karşı isyan etmeye teşvik etmek her şeyden önce bir köşe yazarlığı değildir. Bunun altını çizmek gerekiyor.

Böyle açıklamalar bir teröriste yakışır. Ama elinde kalem olanların, Türkiye'de uzun bir süre bir medya kuruluşunun genel yayın yönetmenliğini yapmış bir ismin, uzun bir süre o grubun ikinci adamlığını, yani patrondan sonraki adamlığını yürütmüş bir ismin, ülkenin yüzde 52'yle seçilmiş cumhurbaşkanına karşı böyle bir hakarette bulunması asla ve asla kabul edilemez. Bir kere bunun altını çizmek gerekiyor.

Obama ve Merkel hakkında böyle bir yazı yazılabilir mi?

Amerika'da Sayın Obama hakkında böyle bir yazı yazılabiliyor mu? Veya Almanya'da Merkel hakkında böyle bir yazı yazılabiliyor mu? Veya Fransa'da böyle bir yazı yazılabiliyor mu? " Bu ülkenin, yüzde 52'yle seçilmiş cumhurbaşkanına karşı her türlü suçlamayı, hakareti içeren, cumhurbaşkanının çevresindeki insanlara karşı, ailesine karşı her türlü iftirayı atanların artık medya işletmediğini, gazetecilik yapmadığını bu ülkenin insanlarının görmesi lazım.

BU BİR İNTİKAM, BİR OPERASYON

Bu bir intikam, bunlar bir operasyon. Bunlar bir plan çerçevesi dahilinde yapılıyor. Neyin intikamı alınıyor? Bu ülkede geçmişte yerleşik bir düzen vardı. Bu yerleşik düzen ülkenin bütün kaynaklarını kontrol ediyordu. Sayın Cumhurbaşkanı'nın Başbakanlığı döneminde sadece 640 milyar TL eksik faiz ödedik. 640 milyar TL eksik faiz demek, 5 bin gerçek ve tüzel kişinin cebine giren 640 milyar TL halkın cebinde kaldı demek.

Böyle bir yapı içinde, eğer bu ülkenin insanları bunları göremiyorsa, bu ülkenin insanları, birilerinin medya yoluyla halkı devlete karşı isyana teşvik ettiğini göremiyorsa, bunu bizim hatırlatmamız ve göstermemiz gerekiyor.