Türkiye, İskeçe Müftüsü'ne verilen cezayı kınadı

Türkiye, İskeçe Müftüsü'ne verilen cezayı kınadı
18 Haziran 2021 11:05:35

Türkiye, Yunanistan'da İskeçe Müftüsü Ahmet Mete'ye verilen hapis cezasına tepki gösterdi ve söz konusu kararı Türk azınlığının kendi iradesiyle seçtiği müftülere yönelik baskı ve yıldırma politikası olarak değerlendirdi.

Selanik Tek Hakimli Ceza Mahkemesi, 2016’da Dostluk Eşitlik Barış Partisinin (DEB) kongresinde yaptığı konuşmada, dönemin DEB Başkanı Mustafa Çavuşoğlu’nu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a benzettiği için "halk arasına nifak sokma suretiyle kamu düzenini bozma suçlamasıyla" yargılanan Mete’yi 3 yıl tecilli olmak üzere 15 ay hapis cezasına mahkum etmişti.

Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Yunanistan'daki karara tepki gösterildi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, İskeçe Müftüsü Ahmet Mete'ye verilen 3 yıl ertelemeli 15 ay hapis cezası kınandı.

'Yıldırma politikalarının tezahürü'

Bakanlık, Yunanistan'da "kamu düzenini bozmakla" suçlanan İskeçe seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete'ye verilen hapis cezasına ilişkin, "Söz konusu karar, Yunanistan’ın Batı Trakya Türk azınlığının kendi iradesiyle seçtiği müftülere yönelik hukuki baskı ve yıldırma politikalarının bir başka tezahürüdür." ifadelerini kullandı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), Yunanistan hakkında çok sayıda ihlal kararı verdiği hatırlatılan açıklamada, "Geçmişte müftülerin faaliyetleri bağlamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından aleyhinde birçok ihlal kararı verilen Yunanistan, müftülere yönelik temelsiz suçlamalarla yürüttüğü hukuki süreçlerle, adı geçenlerin serbest bir şekilde dini ve toplumsal vazifelerini sürdürmelerini engelleme amacını gütmektedir." denildi.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

"Bu haksız kararın, hukuki sürecin bundan sonraki safhalarında düzeltileceğini umuyoruz. Yunanistan’ı Batı Trakya Türk azınlığı ve seçtiği müftülerin temel hak ve özgürlüklerini ihlal eden baskıcı uygulamalarına son vermeye bir kez daha davet ediyoruz. Batı Trakya Türk azınlığının uluslararası anlaşma ve sözleşmelerle güvence altına alınmış haklarının takipçisi olmaya devam edeceğiz."