Yolun açık olsun oğlum

Yolun açık olsun oğlum
13 Aralık 2015 05:23:20

Subaylardan biri, vagonların arasında, sessiz, hareketsiz bir gölge görür. Merak ve şüpheyle ona yaklaşır.

Sene 1915. Sonbaharın serin yağışlı günlerinden biri. Birinci Dünya Harbi bütün cephelerde devam ediyor. Vatanın her tarafında barut ve kan kokusu. Yiğitlerin biri ölüyor, biri yetişiyor. İhtiyarı, genci savaşıyor, didiniyor ve memleketimize düşman çizmeleri basmasın diye, el açıp Allah'a dua ediyorlar. Cepheye durmadan takviye kuvvetleri gidiyor.

İşte o kuvvetleri götüren trenlerden biri, Bilecik İstasyonu'nda beklemektedir. Askerlerin hepsi sakindir. Belki bir daha dönmeyecekler ama şehid olmak inancı, gönüllerine huzur veriyor. 

Sevkiyat subaylarından biri, vagonların arasında, sessiz, hareketsiz bir gölge görür. Merak ve şüpheyle yaklaşır. O anda şimşeğin aydınlığında şunlara şahid olur:

Ak saçlı, beli bükülmüş, soluk benizli, başı yaşmaklı, ihtiyar bir Türk anası çakılmış gibi orada duruyor, yağmurdan sırılsıklam olmasına rağmen huşû içinde beklemektedir. Anadolu'nun cefakâr, vefa timsali ve sabırlı anası ile yaklaşan subay arasında şu konuşma geçer:  - Valide! Yağmurun altında niye bekliyorsun? - Trende oğlum var, onu selametlemeye geldim.  - Oğlun kimdir, nerelidir? - Söğüt'ün Akgünlü köyünden, Mehmed oğlu Hüseyin.  - Onu görmek ister misin, çağırayım mı?  - Sana dua ederim, ona söyleyecek tek bir sözüm var. Söğütlü Hüseyin kısa zamanda bulunur, elini öpen oğlunu bağrına basan ana, son olarak "Hüseyinim, oğlum benim, yiğidim... Dayın Şıpka'da, baban Dömeke'de, ağaların Çanakkale'de şehid düştü. Bak, son yongam sensin. Eğer minareden ezan sesi kesilecekse, caminin kandilleri sönecekse sütüm sana haram olsun. Öl de köye dönme, yolun Şıpka'ya uğrarsa eğer, dayının ruhuna bir Fâtiha okumayı unutma. Haydi güzel yavrum, Allah yolunu açık etsin" der. Hüseyin de annesinin elini son defa öper. Islak gözlerle oğluna bakan Türk anası, son evladını da dualarla cepheye bu şekilde uğurlamıştır.

Şıpka Geçidi Muharebeleri, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Osmanlı ve Rus birliklerinin çok büyük bir stratejik önemi olan Şıpka Geçidi'ni ele geçirmek üzere yaptıkları dört değişik muharebeden oluşan bir muharebeler dizisidir. Şıpka Geçidi günümüzde Bulgaristan'ın sınırları içinde yer alan Balkan Dağları üzerindeki bir geçittir. Şıpka Geçidi, Tuna nehri boylarındaki Rusçuk kentinden başlar ve Edirne'ye kadar uzanır. En yüksek noktasında 1.150 metrelik bir rakıma ulaşan Şıpka Geçidi 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ('93 Harbi) sırasında Balkanları aşarak İstanbul'a doğru saldırıya geçmiş Rus ordusu için büyük bir engel oluşturuyordu. Şıpka Geçidi ele geçirildiği takdirde Edirne'ye kadar Rus ordusunun önü açık olacaktı. O yüzden burada Osmanlılar ve Ruslar arasında 4 değişik muharebe yaşandı. Osmanlı kumandanı Süleyman Hüsnü Paşa 1877 yılının Haziran ayında birliklerini Karadeniz yoluyla Dedeağaç'a nakletti. Sayıları 4.000-5.000 arasındaki Osmanlı orduları Dedeağaç'tan kara yoluyla Şıpka Geçidi'ne ulaştılar. Bu arada Temmuz ayında Rus generali İosip Gurko'nun kumandası altındaki bir birlik Tuna Nehri'ni geçerek Şıpka Geçidi'ne ulaştı. 1. Şıpka Geçidi Muharebesi: (17-19 Temmuz 1877), İosip Gourko Şıpka Geçidi'ni ele geçirdi. 2. Şıpka Geçidi Muharebesi: (21-26 Ağustos 1877), Osmanlılar Şıpka Geçidi'ni geri almak için taarruza geçtiler ama geri püskürtüldüler. 3. Şıpka Geçidi Muharebesi: (13-17 Eylül 1877), Osmanlılar'ın ikinci bir taarruzu geri püskürtüldü. 4. Şıpka Geçidi Muharebesi: (5-9 Ocak 1878), Bu sefer İosip Gurko son bir taarruza geçerek Şıpka Geçidi'ni saran Osmanlı ordularını mağlup etti.