28 EYLÜL 2020 PAZARTESİ

Altan Çetin

HACI BEKTAŞ VELİ’NİN BESMELE TEFSİRİNDEN KENDİLİĞİMİZE/VARLIĞA BAKARKEN-1

Altan Çetin

Bismillah kelimesi lafızyla dilimizde pelesenk olsa da Hacı Bektaş tabiriyle bir varlık tarifi olduğu azımızın malumudur. Kürselleşen çağa milli/dini yahut kültürel olandan cihanşumül teklifler vaz' etmek zamanımızın en esaslı ve zorlu meselelerindendir. Anlam kaybı ile malul modern zamanlara bir mana göstermek “evrensellik” iddiası taşıyanlar için öncelikli bir ülkü olmalıdır. Medeniyetçi milliyetçiliğimizin de esas davalarından biri bu olsa gerektir.

İnsan düşünen varlıktır. Varlık insan ile düşünceye dalar. Düşünen ile varlık var olduğunu idrak eder. Düşünürken mefhumu müdrik olan akıl varlığın fizik ve ötesi âlemine dairi tefekkür eder. Nereden geldim, neredeyim, nereye gidiyorum. Bu sorular insanın düşünce düzeyinde kendine ve kâinata sorular sormasına yol açar. Mebde, meaş ve mead olarak gelenekte kavramlaştırılan bu sorunun cevabı dünyada bulunuş sebebimizi ve bunun hikmetini ortaya koyar. Bu insan için bir iç oryantasyon vesilesidir.

Mefhûmunu belirleyen insan o özün teferruatıyla hayatını ve kendi olma şuurunu tespit eder. Bunun üzerinden mebde yani nereden geldiği sorusuna bir cevap ile varoluş esasını tespit ile meaşe yani neredeyim ya da neden “buradayım”a geçer. Var olduğu fiziksel dünyada bulunuş sebeplerini varoluş nedenleri üzerinden kurarak dünyadaki “öz”e dair hareket planını yapar ve tarihi var eder. Tarih hafızadır. Hafızasını kaybedenlerin geldikleri bir yer olmayacağı gibi bulundukları “an”da manasını yitirir. Bu durumda mead yani sona dair düşünceler de karamsarlaşır. Hayat yani tarih tek varoluş imkânımız mıdır? Ölüm gerçeğinin ötesinde ne vardır. Mead gelenekte dönmek manasınadır. Bunun cevabı insanın dünyadaki duruşunun diğer bir yönünü oluşturur. İnsan geldiği ve gideceği arasındaki felsefesi, anlam dünyası ve değerleri ile tarih yapar. Bu duruşun fiziki dünya odaklı açıklamaları olabileceği gibi onun ötesinde anlam dünyasına dayalı değerlendirmeleri de mümkündür. Gönül odaklı bir değerlendirme bu bakımdan geldik gidiyoruz denilen dünyanın mana içeriği ve mefhumu açısından geleneğin günümüze taşıyacağı önemli aydınlıklardan birisi olacaktır.

Hünkâr Hacı Bektaş Velî gibi ruh abidelerimizin gölgesinde bilgi ve düşünce ile kurulacak ilişkiler günü daha manalı ve yaşanır kılabilecektir. Hacı Bektaş Velî'nin eserlerinden bu manada gönül aydınlatan, akla yön veren ve hayata mefhumu fısıldayan önemli malumat vardır. Bunları hatırlamak gönül hafızamızın bu değerli hünkârının izinden hakikate doğru ilerlemeyi sağlayacaktır. Bu cümleden olarak, özellikle Besmele tefsiri odağından olmak üzere, Hünkârın bazı düşüncelerinden yola çıkarak erenlerin gönlünden ve sözünden mebde, meaş ve mead'a dair malumatımızı genişletebiliriz.

Bismillahirrahmanirahim merkezinde vazedilen düşüncelere mebde-meaş-mead temasından bakıldığında hayattaki yerimize dair önemli kavramlar edinebiliriz. Öze dair sözler fiziki dünyanın manevi boyutunun izlerini taşımaktadır. Hünkârın nasıl bir sultan olduğunu fark etmek için Besmele üzerine yazdığı tefsirindeki değerlendirmelerini okumak ve anlamak kendilik bilincimize değerli boyutlar katacaktır. Aşk meydanı, erenlerin ve bilenlerindir, diyen hünkârın izinde bilmek ve bu meydanda neden var olduğumuz anlamak bugünkü modern kaosa düzen vermek adına son derece değerlidir. Hz. Muhammed'e vahiy edilen üzerinden Allah tarafından bildirilenler cümlesinden Besmeleyi gönül terazisinde tartan Hünkâr Allah ismi, Rahman ve Rahim isimlerinin mebde-meaş ve mead noktasındaki anlamlarını ifade ile aklımıza önemli bir mefhumlar cümlesi kazandırmaktadır. İnsan kitabının sayfalarını besmele ile aralayan Hünkâr ona geldiği olduğu ve gideceği güzergâhta besmele üzerinden yön çizmekte ve anlam dünyasına kendine görelik kazandırmaktadır. Modern zamanlarda özünü ve mefhumu yitirmiş bir medeniyetin çocukları için bunlar son derece hayatidir. Mefhumu olanın mefkûresi, mefkûresi olanın medeniyeti olacağı aşikârdır.

MEBDE

Varlık düşüncesi olan tefekkür zinciri kendisine bir başlangıç, bir ilk zuhur tayin eder. Kökenlere dair bu tespitle öznenin nerden geldiğine, bu varlık alanına varoluş meşherine nasıl ulaştığına dair görüşler ortaya konulur. HAYdan gelip HUya gitmek geleneğin ortaya koyduğu önemli bir süreç aforizmasıdır. Besmele tefsiri vesilesi ile Hünkâr mebdeye dair gönül şehrinin güzellikleri ile bir çerçeve çizer. Gönül öyle bir şehirdir ki Hak Teâla yeryüzünde ve gökyüzünde ne yaratmışsa o şehirde hepsi vardır. İşte bu şehrin iki sultanı vardır ki bunlardan birisi Rahmani, diğeri ise şeytanidir. Rahmani sultanın adı akıldır. Yardımcısı iman, zabiti de miskinliktir (Hacı Bektaş Veli, Hacı Bektaş Veli Külliyatı, Ankara, 2010, s. 563). İslâmın temeli güzel ahlâk; ahlâkın özü bilgi; bilginin özü akıldır.

Hacı Bektaş Velî bu sözüyle açtığı yolda ahlak, bilgi ve akıl merkezinde bir varoluş metafizik bir gerçeklik ile mefhumunu kurar. Varlık rahmani ve şeytani iki uç söz konusudur. Kendilik bilincini Hünkarın sözü üzerinden özlendirenlerin dünyasında varlık akıl, iman ve miskinlik (dünyaya bağlanmama) üzerinden kurulur. Dünyaya bağlanmamaktan kasıt dünya için çalışmamak değil çalıştığını bir üst gayeye dair gerçekleştirmek olsa gerektir. Felsefesinin ontolojik esası bu gerçek üzerinden kurulur. İmanı akl ederken bunun kavramlarını İslami olarak; “Tanrı Teâla “Ey Muhammed, ism-i azamın Allah'tır. Keremimi bildiren adım Rahman'dır. Lütfumu bildiren adım Rahîm'dir. Eğer her halde “Bismillahirrahmanirrahim” dersen ben keremim ve lütfum ile bekçin olurum” dedi (Hacı Bektaş Veli, Hacı Bektaş Veli Külliyatı, s. 218), yaklaşımı ile kurar. Allah, Müslümanlar için varoluşun özüdür. Bu noktada Peygambere (sav) varoluş düşüncesinin esaslarını iletir. O'na iletirken ““Ey Ahmet, gökten inen dört kitabın tamamını topladım, Fatiha'nın içine koydum. Fatiha'da ne varsa Bismillahirrahmanirrahim'in içine koydum. Senin ümmetinden kim bir kez iman ile doğru olarak Bismillahirrahmanirrahim derse; Tevrat'ı, İncil'i; Zebur'u, Kuran'ı okumuşçasına ve bunlarla ibadet etmişçesine sevap vereyim. Bu ne güzel kerem, bu ne güzel lütuf ki birkaç damla murdar sudan meydana gelmiş insana bu kadar fazla ihsanda bulunuyorum. (Hacı Bektaş Veli, Hacı Bektaş Veli Külliyatı, s. 271) ifadeleriyle onun izinden gidenlere de Bismillah'ın nasıl bir ontolojik hakikat kapısı olduğunu bildirir. İnsanı beşer olmaktan insan olmaya çıkaran imanın akıl ile fizik alemde kurduğu gerçeklik onun ötesinde bu şekilde metafizik bir makuliyet kazanır. Dünyaya gelen insan erenlerin izinde çerağını her yakışında cem silsilesi boyunca bu aydınlıkla yeniden kendini idrak eder. Varlık cana gelir canlar var olur.

Meaş ve Meadı ise müteakip yazıda değerlendireceğiz diyerek soralım: Nereden geliyorsun hem şehrim? Yolun nedir, yol gayretin neyedir? Varış gayen nedir? Küreselcilerin bize muhtelif kökenler gösterdiği yerde geleneğin/kültürün dünyasından görmek adına Hacı Bektaş fikriyatı önemlidir. Yapay zekâlar bize kökenimiz ve kendiliğimiz hakkında da esaslı algoritmalar üretebilecek midir?

Vesselam

ALTAN ÇETİN - TERCÜMEİHÂL

ALTAN ÇETİN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  248766

-