5 ARALIK 2020 CUMARTESİ

Can Kemal Özer

HEPSİNİ KUYRUĞUNDAN YAKALADIK, TEKERLERİNE TAŞ KOYDUK

Can Kemal Özer

İki satranç oyuncusu neyi hedeflerse devlet, istihbarat örgütleri ve küresel sistemde onu hedefler. Şaha ulaşmak ve yok etmek için en kullanışlı araçlar diplomasi, sermaye, medya, terör, akademisyen ve sairdir.

Hedeflerine ulaşmak için diplomatik araçları sonuna kadar kullanır. Şah ve adamları ikna olmuyorsa sermaye, medya, terör, ruhunu ve vicdanını kiraya vermiş veya satmış akademisyenler devreye sokulur.

Başarılı bir satranç ustası bilir ki tüm piyadeleri, kaleyi, atları, filleri yese de şahı elde edemiyorsa savaşı kaybetmiştir. Canını dişine takarak ona odaklanır. Ona ulaşıp yemenin yollarını arar. Başaramadıkça hırçınlaşır, ne kadar usta olursa olsun açıklar vermeye başlar.

Batı, uzun zamandır Türkiye'yi eski günlerine çevirmek için debeleniyor. Türkiye'ye diz çöktürüp eski günler gibi el etek öptürmenin çok yolunu arıyorlar. Ama olmuyor beceremiyor bir türlü.

Dahası gelecek günler bugünleri de aratacağa benziyor. 25-30 yıl sonrasının Türkiye'sini hayal bile etmek istemiyorlar. O günleri düşündükçe akıl muvâzenesini kaybedip, kafayı yiyecek zavallılar. Zira yeni Şah eskileri gibi kullanışlı çıkmadı.

Bunu gördükleri için daha iktidarın ilk günlerinde bedenini devre dışı bırakma ve darbe gibi dalaverelere giriştiler. Allah izin vermedi.

Düşman başına bir adam olan Ahmet Necdet Sezer'e yoluna duvarlar ördürdüler. Şah sabır âbidesi çıktı.

Partisini kapatmak istediler, beceremediler. 367 diye bir dalavere çevirdiler halk seçimde oyunu bozdu. Ülkenin hafızasının başındaki Hakan Fidan'ı istediler, vermedi.

Gezi kalkışmasıyla ülkeyi Mısır'a çevirmek istediler. Allah oyunlarını bozdu. 17-25 Aralıkta bir hipnozcuya Şah çektirdiler yine Mat oldular.

Eski yeni solcu liboş, sanatçı-manatçı, terörist-merörist, zengin zübbeleri, çapulcuları peşine taktıkları karanlık bir tipe ‘seni başkan yaptırmayacağız' dedirtip, var güçleriyle kampanyalar yaptırdılar, yine beceremediler.

DAEŞ'çi yaptılar, çamurları tutmadı.

Haklarını yemeyelim, 7 Haziran'da hafif bir karayel estirdiler. Allah 1 Kasım'da hemen toparlattı. Tam o sırada, eli silahlı maşalarını tekrar devreye soktular.

Gazete köşelerinden, manşetlerden ve üniversite kürsülerinden salyalarını akıtanların yemlerini artırdılar.

FETÖ, PKK ve DAEŞ adlı kardeşlerin ortak imzasıyla polisleri yataklarında uyurken şehid ettiler.

1 Kasım'ı kana bulamak için, bir devrin Tapınakçılarından ilham alınarak CIA ve MI6 yani Bush ve Blair'e kurdurulan DAEŞ isimli çete üzerinden, Ermeni komitacılarından oluşan PKK adlı yapının uzantılarına saldırtarak ‘iç savaş denediler', tutmadı.

Sur'u, Silopi'yi, Cizre'yi işgale yeltendiler, halk, siyasetçi, asker ve polis el ele verip necisleri kireçledi.

Moskof ayısını mazlum Suriye halkına ve hassaten Türkmenlere saldırttılar, ama istediklerini elde edemediler.

Almanya ile gelişen ilişkileri sabote için Alman turistleri katlettiler, ilişkiler bozulmadı, gelişti.

Türkiye'nin ardından dolaplar çeviren Amerikalı Siyonist lobiler soluğu Ankara'da almak zorunda kaldı.

Şimdi de ‘Devlet Mahallesi'nde askere saldırttılar, yine elleri boş döndü.

Aksine halk kenetlendi. Şah'a (Erdoğan'a) kızanlar ardında saf tuttu. Avrupa, Türkiyesiz nefes alamaz durumda. Rusya battıkça batıyor. Sözde müttefik ABD, PKK/PDY/YPG/TAK/TUG vs adlı ne kadar peçetesi varsa ağzını silmek için eline aldı, ama herkesin avret yerini sildiğini görünce şaşkın ördeğe döndü.

Sindirdikleri, düşman bellettikleri ve sömürdükleri Araplar, Türkiyesiz olmayacağını anladı. 90 yıldır Rus ayısının bir bir veya topluca inine çektiği Kafkas ve Asya milletleri, Suriye sınırında düşen uçakla korku şokundan çıktı.

Şii hilali hayali suya düştü. Marksist ateist Ermeni-Kürt koridoru tuz buz olmak üzere. Rusya, İran ve terör örgütü Hizbullah'ın tüm vahşetine rağmen zayiat verse de, dimdik ayakta Suriyeli mazlumlar.

Putin sarhoş taklidi falan yapmıyor. Alkol komasındaki Moskof faşizmi son günlerini yaşıyor. Yetmiş kocalı Amerika, ‘karanlık kukla oğlan'dan sonra bir daha zor toparlar. İngiliz yine derinden gidiyor. İçimizde en yakın safta en çok da onun adamları var. Çin'de siyasi akıl yok, o bilekten anlar. Körfez önemli ölçüde artık bizim inşallah.

İlk dozu 1908'de, etkili dozu 1924'de, ara dozlar 1960, 1971, 1980 ve 1997'de verilen narkozun etkisi bitti. Yara kapandı. Şimdi vitamin, mineral, protein takviyesi yapma vakti. İnançta, bilekte, yerli savunma sisteminde daha güçlüyüz. Hepsinden önemlisi inançlı, güçlü ve kararlı bir Şah'ı var bu ülkenin.

İçimizde bizi yeniden narkozlamak, olmadı kortizonlamak için habire mücadele eden bizden sandığımız, ama bir bölümü deşifre olmuş sığır ve domuz tenyaları var. Onları kuyruklarından yakaladık,  gerisi de gelecek inşaallah.

Tüm saatler Türkiye için çalışıyor. Devin uykusu bitti, şimdi deviniyor. Sıra fillerin hortumunu kesmekte. Kimse korkmasın, Ebabiller bizimle.

PKK ya da uzantıları da neymiş. Biz onu besleyen Amerika, Rusya, İngiltere ve İsrail'in kuyruğundan yakaladık, tekerine taş koyduk. Sevinin Müslümanlar! Zaman İslam'ın vakti! Zafer Müslümanların! Kazanan bütün insanlık olacak. Allah-ü Ekber. La ğalibe illallah.

CAN KEMAL ÖZER - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, yazar… Yeni Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Gıda Hareketi Başkanı. Yayınlanmış kitapları: Deccal Tabakta, Şeytan ye Diyor, Şeytan Çıplak, Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler, Müslüman'ın Diyeti, Yediklerimizin İçinde N(E) Var, Hangi Suyu İçmeli, Ramazan Kitabı, İyi Gıda Kötü Gıda, Gülen Şeytanlar Tarihi

CAN KEMAL ÖZER DİĞER YAZILARI

  1. çiğdem yıldırım

    Hocam ALLAH razı olsun....Bu Zafer Bizim Olacak... İNŞALLAHHHH...bu Gerçekleri bize ne GÜZEL ne kadar sade bir anlatımla paylaştınız....SABIR.....SABIR.....YA....SABIR....

Yorum Yaz

  262805

-