19 EYLÜL 2020 CUMARTESİ

Nurettin Taşkesen

İBNİ TUFEYL VE HAYY BİN YAKZAN

Nurettin Taşkesen

İbni Tufeyl, 1105 yılında Gırnata yakınlarında doğan Endülüs'te yaşamış çok önemli bir hekim ve filozoftur. Tam adı Ebu Bekr Muhammed b. Tufeyl el-Kaysi olan İbni Tufeyl'e batı dünyasında Albubacer adı verilmektedir. İyi bir tabip ve cerrah olarak yetişen İbn Tufeyl mesleğini Gırnata'da icra etmeye başladı. Endülüs'te Muvahhid Devleti hakimiyetinde yaşayan filozof, Halife Abdülmü'min'in oğlu Vali Ebu Said ile dostluk kurdu.

İkinci Muvahhid Halifesi Ebu Ya'kub Yusuf b. Abdülmü'min'in Merakeş'teki sarayında başhekim olarak görevlendirilmesi İbn Tufeyl'in hayatında bir dönüm noktası oldu. Felsefeye büyük ilgi duyan halife, filozofu himayesine alarak ona huzurlu bir çalışma ortamı sağladı. O, ilmi şahsiyetinin önemli bir unsurunu oluşturan tıp alanında saray baştabibi olarak ortaya koyduğu başarının yanı sıra tıbbın teorik meseleleriyle ilgili incelemelerini de aralıksız sürdürdü.

Halife Ebu Ya'kub, felsefeye çok meraklı olduğu için Aristo'nun Arapçaya tercüme edilmiş olan eserlerini okuyor ama tam olarak anlamıyordu. Bu yüzden İbni Tufeyl'i çağırarak Aristo'nun eserlerini şerh etmesini istemişti. Fakat 68 yaşına gelmiş olan filozof, bu işi yapamayacağı için başka çareler aramaya başlamıştı. Aklına bir iki sene önce tanıştığı kendisinden 20 yaş küçük olan Kurtubalı İbni Rüşd gelmişti. Hemen ona bir mektup yazıp, hilafet merkezi olan Merakeş'e davet etti.

İbni Rüşd gelince onu hemen Halife'nin huzuruna çıkaran İbni Tufeyl, onun Aristo'yu en iyi anlayan filozof olduğunu söyledi. Ebu Ya'kub biraz sohbetten sonra İbni Rüşd'ün felsefeye derin vukufiyetini anlayınca, ona Aristo eserlerine şerh yazmasını teklif etti. Çalışmasını rahat yapması için de önce İşbiliye, daha sonra da Kurtuba kadılığına tayin etti. İbni Rüşd de Aristo'nun eserlerine çok kıymetli şerhler yazdı. Öyle ki Avrupalı filozoflar, İbni Rüşd'e commentator (şarih) yani Aristo'yu en iyi açıklayan kişi ünvanını verdiler.

Öte yandan ilim tarihçileri, İbn Tufeyl'in astronomideki yetişmişliğinin tıptan daha ileride olduğu kanaatindedir. Bunun sebebi, Batlamyus astronomi teorisine yöneltilen eleştirilerin Endülüs'teki öncülerinden biri olmasıdır. Öğrencisi Bitruci, İbni Tufeyl'in bu konudaki fikirlerini geliştirerek eserler verdi.

İbni Tufeyl, hamisi olan Halife Ebu Ya'kub'un ölümünden bir yıl sonra 1185'te Merakeş'te vefat etti.

***

Hay bin Yakzan, İbn Tufeyl'in düşünce sistemini oluşturan ana fikirlerin yer aldığı en önemli eseridir. Aynı isimde İbni Sina tarafından yazılan eserle, İbni Tufeyl'in kitabı arasında ismi dışında benzerlik yoktur. İbni Sina eserinde insanın nefsani arzularını yenerek bilginin semavi kaynağına ulaşabileceğini ve varlık âlemindeki yerini keşfedebileceğini anlatmıştı. İbni Tufeyl ise tasavvufi felsefeyi esas alıp Farabi, İbni Sina, Gazzali ve İbni Bacce'yi çok iyi araştırarak, onların eksik bıraktıklarını tamamlamaya çalıştı.

Hikâye tarzında kaleme alınmış olan kitapta, iki ayrı adada yaşayan Hay bin Yakzan ile Selaman ve Asal isimli kişilerin aralarındaki konuşma ve olaylar anlatılır. Selaman halkı idare etmek için aklını kullanan bir kişidir. Asal ise tefekkür ve yalnız hayatı tercih eder. Hay bin Yakzan ise, diğer adada yalnız yaşayan biridir. Bebekken annesi tarafından bir sandık içinde denize bırakılmış, dalgaların akıntısıyla bu adaya gelmiş, bir ceylanın sütüyle beslenip büyümüştür. Bedeni ve aklı geliştikçe gözüyle gördüğü maddi âlemi dikkatle müşahede eder. Maddi âlemden manevi âleme yükselen Hay, aklıyla gördüğü her şeyin bir Yaratıcısı olduğu kanaatine ulaşır. Yaratıcının varlığına kesinlikle inanınca, içinde ona kavuşmak hissi doğar ve o yüce mutlak varlıkta yok olmak ister. Sonunda kendini semanın üstüne kademe kademe yükselterek Allah'a ulaşır. Bu hissiyatını akılla anlamak mümkün olmaz.

Diğer adada bulunan Asal, insanlardan uzaklaşarak yalnız bir hayat sürmek üzere Hay'ın bulunduğu adaya gelir ve onunla karşılaşır. Bir müddet sonra anlaşmaya başlayınca Asal ona dilini öğretir. Sonra inançla ilgili konuları konuşmaya başlarlar. Asal'ın anlattığı dini inançlarla, Hay'ın aklıyla bulduğu gerçekler tam bir uyum içindedir. Bunu gören Hay, Asal'ın dinine iman eder. Diğer adadakilere düşüncelerini anlatmak için oraya giderler. Fakat ahali onları dinlemez, kendi bildikleri ve alıştıkları hayattan vaz geçmezler. Hay ile Asal onları bırakarak tekrar ıssız adaya geri döner ve ömür boyu ibadet ederler.

Kitap âlem-insan-yaratıcı arasındaki derin münasebetlerin müşahhas bir anlatımıdır. Din ile felsefenin birbirine zıt olmadığını, fıtrat ile inancın uyum içinde bulunduğunu, aklın kâinata bakarak yaratıcıya kolayca ulaşabileceğini eserde açıkça görmekteyiz.

Hayy bin Yakzan'ın asıl etkisi batı düşüncesine olmuştur. 1349 yılında İbranice tercümesi yapılan eser, daha sonraki yıllarda Latince ve İngilizce'ye çevrildi. Dolaylı olarak birçok yazarı ve kitabı etkileyen Hayy bin Yakzan, doğrudan Daniel de Foe'nin Robinson Crusoe adlı romanına ilham kaynağı oldu.

İbni Tufeyl'in Urcuze fi't-tıb adlı eseri, Arap şiirinde kullanılan recez vezniyle yazılmış bir tıp kitabıdır. 7700 beyitten oluşan eser, hastalıkların sebepleri ve tedavi yollarından bahseden yedi bölümden meydana gelmiştir.

***

İbni Tufeyl, Hayy bin Yakzan'ın giriş bölümünde kendisine kadar geçen dönemde Endülüs'teki felsefe çalışmalarını ele almıştır. İbni Bacce'nin dışında felsefi alanda önemli bir fikir ortaya koyan olmadığını savunmuş, onu ilk gerçek filozof olarak kabul ettiğini beyan etmiştir. İbni Tufeyl, "meşrıki hikmet" kavramını tasavvufi felsefe olarak anlamış, Farabi, İbni Sina, Gazzali ve İbni Bacce'nin fikirlerini bu bakış açısıyla değerlendirmiştir. Düşüncelerinden faydalanmış olmakla birlikte onları yetersiz olarak gören İbni Tufeyl, Hayy bin Yakzan adlı eserini bu eksikleri tamamlamak üzere yazmış olduğunu söylemektedir.

Bazı görüşleri yüzünden Farabi'yi eleştiren İbni Tufeyl, İbni Sina'nın da zahiri ve hakiki felsefe arasında kaldığını, kendisinin ise hakiki felsefeyi yani meşrıki hikmetin sırlarını ortaya koymak istediğini ifade etmiştir. İbni Sina ve Gazzali'nin eserlerinden faydalanarak ruhi müşahede tecrübesini ortaya koymak istemiştir.

Sonuç olarak; ilimlerin gelişmesi ve yaptığı keşifleri akıl yürütme ve mantık metoduyla ele alan Hayy bin Yakzan eseri, tabiattaki işleyişi ve kusursuz düzeni delilleriyle ortaya koyarak Yaratıcı'ya ulaşma fikrini isbat etmeye çalışmıştır. İbni Tufeyl bu eseriyle, başta İbni Rüşd olmak üzere kendinden sonra gelen birçok fiolozofu da etkilemiştir.

NOT:

Kıymetli okuyucular. Bu hafta başlayacak olan Ramazanı Şerif'inizi ve gelecek Bayramınızı tebrik ederim. Bu haftadan itibaren yazılarıma ara veriyorum. Allah ömür verirse tekrar buluşmak üzere, sağlıklı günler dilerim.

NURETTİN TAŞKESEN - TERCÜMEİHÂL

1954 senesinin ilkbaharında Erzincan'da dedesi Emir Musa oğlu Gazi Ahmet Onbaşı'nın yaşadığı Başpınar köyünde doğdu. İlk, orta, lise eğitimini Erzincan'da tamamladı. 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne girdi. Orjinali Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan 'Firdevsi'nin Şehname Tercümesi'nin bir bölümü üzerinde çalışarak mezuniyet tezini tamamladı. Ayrıca Tarih bölümünden 'Umumi Türk Tarihi' Sertifikası da alarak, 1975 yılında mezun oldu.Yedeksubay olarak vatan vazifesini yaptıktan sonra, dört sene Lise Edebiyat öğretmenliği yaptı. Çocuk dergisi ve haftalık gazetelerde çalıştıktan sonra, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nde vazife aldı. 1987'de ise Türkiye Gazetesi Yazı İşlerinde bir sene çalıştıktan sonra, basın yayın hayatına bir müddet ara verip, reklam pazarlama sektörüne geçti.Babasının yıllar boyunca parça parça anlattığı, dedesi Emir Musaoğlu Ahmet Onbaşı'nın harp ve esaret hatıralarını not alarak o dönemin tarihi olayları çerçevesinde 'ESARET 1916'yı ilk eseri olarak kaleme aldı.Diğer eserleri:Yüzyıllık Hasret KUDÜS 1917Osmanlı Coğrafyasında İSTİHBARAT Teşkilatları70 Yıllık Filistin Dramı NEKBE 1948Evli ve üç çocuk babasıdır.www.nurettintaskesen.com.tre-mail: [email protected] @nurettintsksnfacebook.com/nurettin.taskesen

NURETTİN TAŞKESEN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  812259

-