28 EYLÜL 2020 PAZARTESİ

Elif Sönmezışık

İHTİMAL

Elif Sönmezışık

-Ruzname; Kelime Günlüğü'nden-

Boş duvara; bir hayat hikâyesini, ona ilişik başka hayat hikâyelerini ve bu hikâyelerin kesişmesinden doğan ışıkları, karanlıkları, meltemleri, fırtınaları, renkleri çizebilmek, ihtimallerin mümkünlerini keşfe çıkmak demek. Tıpatıp yaşanması mümkün olmadığı hâlde... Mümkün olmayacağı kesin olarak bilindiği hâlde...

Çünkü gerçekleşen hiçbir ihtimal de birbirine benzemez. Üstelik gerçekleşmede artık ihtimal değildir söz konusu olan. İhtimallerden birinin tahmin edilemez süreci ve sonucudur. Kaderden kazaya düşen bir yapraktır.

İnsan imali ihtimal taslaklarının tıpatıp yaşanması da mümkün değildir bu yüzden.

Çünkü ihtimal kelimesinin altında sonsuzluk, sınırsızlık gizlidir. Ezelden ebede olan ve olacakların sınırsızlığındaki yeni bir sınırsızlık eşiğidir. Üstelik kaza ve kaderden ötürü ne varsa her birine iliştirilecek bir sonsuzluk ve sınırsızlıktır bu. Havsalaya sığmayan bir bilinmezlikten çağırılmıştır.

Kendi hayatımız, zihin dünyamıza sığmayan bilinmezler dizisiyken ihtimallerin sınırsızlığına talip olmak güç iştir. Ayna içinde aynanın küçülerek devam eden görüntüsünde asıl yansımayı aramaya benzer. Ama asıl yansımayı onu yaratandan başka bilen yoktur. İnsanı, zamanı, kaderi, kazayı ve ihtimalleri yaratandan…  

Aslın ve özün yerini aramaktan vazgeçenler için hayalleri dünyaya damıtmak, en azından yaşanmışları başka türlü anlatan yalanlardan uzaklaşmak için bahaneye dönüşür. Bahane ise, olamazların olmalarından evvelki hamlığını meydana çıkarma azmini körükler. Çünkü merkezden ayrılanlar kusur aramaya girişirler. Olma-olmama sürekliliğinde kusur bulmak hiç de zor değildir.

Merkezini yitirmiş tasarım, kusur ifşa eden ya da belirlenmiş bir kusura karşı izafi bir öneri sunan gerçeklik arayışıdır bu yüzden. Zihindeki mümkünler organizasyonun somut bir yansımasını var etme çabasıdır. Bir telafi, belki bir tesellidir. Yalnızca zekânın haklı çıkarabileceği, mantık ölçümlerinde fire verse de bir denkleme oturtulabilen zihnî bir izdüşümdür. Olmuşlara, mevcutlara, mümkünlere karşı hayalî bir isyandır.

Devrimde oluk oluk kan döken Bolşevik devrimcileri, Stalin'in katliamcılığından memnun kalmadı. Che Guevara, devrimden sonraki bozuluşu sezdi ve tahtını Castro'ya bıraktı. Fransız İhtilali'nden sonra pembe bulutların yerine çöken sisi dağıtmak için aceleyle yeni bir ihtilal planlamak gerekti. Bütün bu başkaldırılar önce birer tasarımdı. Kusurlara işaret ettiler ve onun yerine bir ihtimalin peşinden gittiler. Teselli verdiler ama teskin ve telafi edemediler. İhtimallerin öncelikli çözüm önerileri, icat edilen güç savaşlarında eriyip gitti. Tabanın akıbeti değişmedi. Kazanılan her olumlu hamle, “güçsüzlere” acılı başka bedeller ödetti.

Yukarıdaki ihtimaller güç değişimi için, başarısızlıkla sona ermiş birer tasarım ve elbette sanat eseri değil. Ama bir fikrin kökeninde ne varsa açığa çıkan ister bir başkaldırı ister sanat eseri olsun, aynı etkiyi uyandırıyor. Belki de bu yüzden izlenimcilik akımının öncüsü Monet, ülkedeki türlü karışıklığa rağmen bütün tablolarını mutlu, sakin, temiz aile hayatı içinde yaptığı için nilüferlerini seyretmeye doyamıyoruz. İçimizdeki bir şeyleri yıkmak yerine iyileştirmeye teşvik ettiği için…

Merkez, en önce niyet olmalı bu yüzden. Amelleri niyetten bilen bir inançtan açığa çıkan sanat da azameti mabetle sınırlamış, hayranlık uyandıran birer çiçek bahçesiydi. Yapmaya, yapılandırmaya, yükseltmeye, yüceltmeye, iyileştirmeye, teskin etmeye adanmış bir sanattı. Hayalini isyandan değil, Yaradan'ın bahşettiklerinden karmıştı.

Kurgu da boş bir duvara kovalar dolusu rengi atarak ortaya çıkabilen hayal kolajı değil mi? Tuval, taş, ses, mekân, görüntü gibi boş duvarlar, her gün yeniden boyanmak için hazır. Sonsuzluk hissiyatıyla…

Her mümkün için ihtimallerin sonsuzluğu ezelden ebede devam ederken, merkezini gün geçtikçe daha fazla kaybetmiş şehir görüntüleri kalıyor elimizde. Merkeze sadakatte bir sapma olmuş olmalı. Bu sadakati kadimin tekrarı olarak görmeyen, bugünün diliyle eski niyetleri konuşturmanın azmine sahip sanatkârların inşa ettikleri mihenkten çoğalan bir hayat inşası lazım bize.

Vahyin gelişinden sonra yaşanan ayıpların dedikodusundan vazgeçilmeli. Yaşanması gerekenlerin hayalinden doğan kurgu, saygıyı ve ciddiyeti fazlasıyla hak ediyor. Adanmışlığın mayaladığı sanatla...

***

Künye: İhtimal, Arapça kökenli bir kelime olup bir şeyin olabilmesi durumu, olabilirlik, olasılık; belki, ola ki anlamlarına gelmektedir. (TDK Türkçe Sözlük)

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  891978

-