28 EYLÜL 2020 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

İNSAN DERİSİYLE KAPLI SALTANATLAR

Hüseyin Yağmur

 

Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya'nın 'İnsan Derisiyle Kaplı Anayasa' isimli eseri  Hoca'nın adeta kendisi kadar meşhurdur. Tunaya bu eserine yazdığı önsözde kitabın ismine kaynaklık eden tesadüfü şöyle anlatıyor: 'Paris'in şirin müzelerinden birinde, Karnavale'de, Fransız İhtilali'ne ilişkin eşyaları ve belgeleri seyrediyordum. Gözlerim salonun bir köşesine özenle yerleştirilmiş küçük bir kitaba takıldı: 1791 Anayasası, 'Fransa'nın ilk yazılı anayasası. Biraz daha dikkatle bakınca alt satırdaki şu müthiş cümle beni dondurdu: 'İnsan derisi ile kaplanmıştır.'

Ne garip kaderdir ki ülkemizde yapılmış anayasaların çoğu Türk insanının adeta kafa derisiyle kaplıdır.

Millete görece olarak hürriyet ve hakimiyet veren 1924 Anayasası'nı şimdilik bir kenara koyacak olursak ülkemizin anayasalar anlamında ne kadar talihsiz bir süreç yaşadığına şahit oluruz.

27 Mayıs 1960 da bir darbe yaparak ülkenin seçilmiş iktidarını deviren darbeciler, 1961 yılında yaptırdıkları anayasanın dibacesine şuna benzer bir ifade yazdırdılar: Gücünü milletten alan Türk ordusu, meşruiyetini kaybetmiş iktidarı devirme hakkını kullanmıştır.

Demokrasilerde bir iktidar meşruiyetini nasıl kaybeder, bunun yaptırımı nedir, bu yaptırımı uygulama yetkisi kimdedir? gibi tartışmalara kimse girmedi, girmek de istemedi.

Çünkü eli silahlı bürokrat, doğruyu tayin etme tekelini de elinde tutuyordu

Tıpkı hamam tellağı Patrona Halil'in, dönemin padişahının ve sadrazamının meşruiyetini kaybettiğine dair bir vehme kapılıp silaha sarılması gibi.

Emekli darbeci general Muhsin Batur yıllar sonra şöyle diyordu:. Avrupa'da bir general hükümetin icraatlarını beğenmiyor diye darbeye kalkışsa adamı tımarhaneye koyarlar.

Bizde anayasalar işte bu  tımarhane zeminlerinin mahsulü olarak doğdu...

1961 Anayasası milletin elinden iktidarını alıp atanmış bürokratlara verdi. Millet, değil 550, tıpkı Çin'deki gibi 5500 milletvekili seçse bile bazen 1, bazen 3, bazen 5 kişi bu kararı beğenmeyip çöpe atabiliyor.

Alın size insan kafa derisiyle kaplı anayasa rejimi.

Düşünün, biz padişahları ülkeden kovmuş ve cumhuriyete geçmiş milletiz. Önceden millet kul idi. Şimdi vatandaş oldu (!)

1980 Darbecileri de aynı geleneği sürdürdüler. Onlar da darbeler müzesinde yer almak üzere insan kafa derisiyle kaplı bir anayasa yaptırdılar. Onlar da geçici maddeler koydurup Kendilerini ve dönemlerini sorumsuz ilan ettiler. Astıkları, mahkum ettikleri, Mamak ve Diyarbakır cezaevinde işkence ettikleri yanlarına kar kalsın diye...

Şimdi Ak Parti, insan derisinden mevzuatı sıyırmak istiyor. Ancak mevcut  mevzuat üzerine fildişi iktidar kuleleri kurmuş egemenler, bu egemenliklerini kaybedecekleri için 'istemezük' diyorlar.

……………..

Mevzuat egemenliği üzerinden ülkemizde fildişi kuleler kurmuş, çağdaş derebeylik saltanatı süren barolardaki baronlar, bu ‘istemezük'çü taifenin başında geliyor.

Yıllar önce avukatlık ruhsatı merasimi için İstanbul Barosuna gittiğimde  dönemin İstanbul Barosu Başkanı olan kişi (Zamanında Deniz Gezmiş'in avukatlığını yapmış) “Hukuk fakültelerinin sayısı çoğalıyor, avukatların sayısı çoğalacak ve bizim pastadan aldığımız pay azalacak” demişti.

İşte bütün dertleri bundan ibaret olan bu kişiler şimdi çıkmışlar yedikleri pastanın payı azalacak endişesiyle “savunma hakkı kısıtlanıyor” diye demagoji yapıyorlar.

Sahi siz hangi savunma hakkından bahsediyorsunuz?

Sözüm Ona siz özgürlük tellalları...! Siz mesleğe başlayacak avukatın istediği meslek teşekkülüne üye olma özgürlüğüne niçin karşısınız?

Hukuk Fakültesinden mezun olmuş ve avukat olmak isteyen bir kişi, hiç bir yönetim anlayışını beğenmediği bir meslek teşekkülüne niçin üye olup aidat ödemek zorunda kalsın? Bu çağda böyle bir  jakopen dayatma olabilir mi?

Sizin  hiç ağzınızdan düşürmediğiniz çağdaş devlette mevzuat bir meslek mensubuna üye olmak istediği  meslek teşekkülü ile ilgili  seçenekler sunar. Meslek mensubu da  istediği Odaya veya Baroya üye olur ve ona aidat öder. İş bu kadar basit..

Eczacı olan bir yakınım diyor ki “ Üyesi olduğum Eczacılar Odası Can Dündar'a plaket verdi. Ben niçin Can Dündar'a plaket veren bir odaya üye olayım veya ona aidat ödemek zorunda kalayım?”

Bu zamana kadar meslek odalarını adeta birer Atatürk Orman Çiftliği'ne çevirip Atatürk Orman Çiftliği gibi yöneten, marjinal  ve sapkın örgütlerin arka bahçesi olan,  başörtülü avukatlara kan kusturan, dindar avukatlar için oda veya baro binasında  bir mescit açma bile lütfunda bulunmayan baroların ve odaların baronları, “Savunma Hakkı” istiyoruz diye mugalata yapıyorlar.

“Savunma Hakkı”  gürültüsündeki gizli özne; yedikleri pastanın payı azalma endişesi…

Tekrar soruyorum: Hukuk Fakültesinden mezun olmuş ve avukat olmak isteyen bir genç avukatın meslek teşekkülünü seçme özgürlüğüne tasallut etmeye ne hakkınız var?

Bir çift sözüm de hükümete var:

Fransız Devriminden kalma insan derisinden kaplı anayasalarla eğer yönetilmiyorsak,

Avukatlar başta olmak üzere bütün meslek mensuplarına üye olacağı meslek odasını özgürce seçme hakkı verilmelidir.

Esasen bu mevzuata değişikliği, Ak Parti'nin bu millete en az 15 yıl geç kalmış bir icraat borcudur.

Şimdi kopan bunca gürültünün ardından; kanun değişikliğini sadece avukatlar meslek grubuyla sınırlı tutmak, diğer meslek odalarında derebeyliğin devamına destek vermekten başka bir şey değildir

Bir dindar veya muhafazakar doktor, her türlü örgütün arka bahçesi olan bir odanın, niçin üyesi olmak ve buraya aidat ödeyerek destek olmak zorunda kalsın?

Avukatlar meslek grubu ile ilgili düzenlemenin de sadece 3 büyük il ile sınırlı tutulması, tarihi bir manevra hatasından başka bir şey değildir.

Özgürlük ve adalet taksit taksit verilecek bir meta değildir.

Özgürlük ve adalet, bölüştürerek verilecek bir meta  da değildir.

Adalet ve özgürlükler üzerinde siyaset yapacaksınız ancak meslek mensubunun  üye olacağı  meslek odasını özgürce seçebileceği kanuni düzenlemeyi bir türlü yapmayacaksınız,

Sonra meydan, çağdaş dere beyler misali saltanat süren baronlara kalacak…..

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  485463

-