5 ARALIK 2020 CUMARTESİ

Can Kemal Özer

İSRAİL’İN ZEVALİ Mİ?

Can Kemal Özer

Esad Temimi 1980'lerde ‘İsrail'in zevali'ni aynı isimli bir kitapla müjdelemişti. Siyonizm, Müslüman ve Arap dünyasının 20'inci asırda karşı karşıya kaldığı trajediyi çok iyi değerlendirdi. Ancak kendileri açısından zafer sayılabilecek yükselme dönemi bitti.

İsrail'in varlık nedeni, Müslüman dünyayı terbiye etmek, Yahudileri batıdan uzaklaştırmak, küresel Yahudi baronlara jandarmalık ve sığınaklık etmekti…

Bir Yahudi suç işlediğinde; kaçabileceği, parasını aklayabileceği, günah çıkarabileceği bir yere dönüştürüldü Filistin toprakları.

Kudüs-ü Şerif, tıpkı Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere gibi Müslümanların namusu. Yiğit Filistinliler -içerindeki az sayıdaki hain hariç- canları pahasına emanete sahip çıktılar. Mescid-i Aksa'nın izzetini kendi canlarından üstün tuttular, tutmaya devam ediyorlar.

İRAN VARKEN İSRAİL'E GEREK YOK

Şii İran kurulunca, İsrail'e gerek kalmadı. Artık Müslümanlara tecavüz eden ülke, İsrail'in dostu İran! Bakmayın öyle sloganik düşmanlığa, aralarından su sızmaz. Devrimden bu yana sürekli olarak ticarete Sami Ofer'in gemileri üzerinden devam ettiler. Düşmanlara bakın ki, birbirlerine silah satmaktan bile geri durmadılar. İran'ın ekonomisini, Yahudiler ayakta tutuyor.

Mavi Marmara ve neticesindeki gelişmelere İsrail ne kadar karşı ise, İran da o kadar karşı idi. Önceki gün İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, İran'ın “Şii devleti” olduğunu resmen ilan etti.

Batı tarafından tasarlanarak kurulan yeni İran rejiminin ilk icraatı, Müslüman Irak'la savaşmaktı. Azerbaycan'a karşı Ermenistan'ın yanında durdu, durmaya devam ediyor. Bahreyn'i kana buladı. Pakistan ve Afganistan'a karşı batı ile iş tutmaya ve fitne ateşini yakmaya devam ediyor. Son 5 yılda Suriye'de döktüğü kan kendini boğacak seviyelere ulaştı. Seri katili Kasım Süleymani, Irak ve Suriye'deki kanı yeterli görmemiş olacak ki, Bahreyn'i tehdit ediyor. Gerekçe ise, Bahreyn'de savaş çıkarmak isteyen Şii Ayetullah'ın vatandaşlıktan çıkarılması.

İran 37 yıldır sessiz sedasız binlerce Sünni âlimi yok etti. Yahudilere tanıdığı hürriyeti, Sünni ulemaya tanımadı. İran'da yaşamış olanlar bilir ki, İran'da Şii'lik bir mezhep değil, din gibidir. Bizim onları Müslüman olarak gördüğümüz gibi, onlar bizi Müslüman olarak görmezler.

Yemen'i sürüklediği hâli, Lübnan, Suudi Arabistan, Bahreyn, Irak, Suriye, Afganistan, Pakistan ve Azerbaycan'da yaptıklarını iyi biliyoruz. Bizim açımızdan da, batı açısından da İran varken, İsrail'e ihtiyaç yok. Üstelik İran'ın daha etkili fitneci politikaları varken, İsrail'in tepki geçen yöntemine niye gerek olsun ki? Bunları yazarken asla mezhepçi bir yaklaşım içinde değilim ve bundan Allah'a sığınırım. Bizim için mezhep din değil, dini anlama yöntemi. İran'ın rejimden mutsuz olan halkı ile de bir derdimiz ol(a)maz.

İSRAİL KAYNIYOR

İsrail'in zevali meselesine gelince…

Batı açısından İsrail rolünü tamamlamıştır. Aksi görüşte bazı fanatikler olsa da, artık tasfiye edilebilir. Geçtiğimiz aylarda İsrail Genelkurmay Başkan Yardımcısının, İsrail'in uygulamalarını “Hitlerden daha acımasız” olarak nitelemesi boşuna değildi. Zira herkes bunun farkında.

İsrail'in iki eski cumhurbaşkanı tutuklu. Son yıllarda haklarında soruşturma açılmamış başbakan kalmadı. Netanyahu ve karısı hakkında da çok sayıda soruşturma var.

İsrail'e taşınmış Yahudiler memnun değil. Terk etmek için fırsat kolluyor. İmkânı olanlar zaten orada durmuyor. Bu kadar gerilim ve korku politikasıyla yönetilen bir toplumun psikiyatrik olarak sağlıklı kalması mümkün değil. Ruhî bunalım hat safhada…

Türkiye'de onlar adına yayın yapan şakşakçı Hürriyet hariç hiç kimse, 1967 sonrası sınırları hiçbir ülke kabul etmiyor. Mavi Marmara saldırısı ile sonunu hızlandıran İsrail yönetimi, Türkiye'ye boğun eğmek zorunda

Bu saatten sonra kimse İsrail diye bir devleti yok edip milyonlarca insanı doğrayacak değil. Ama İsrail ya bize sığınacak ya da bize sığınacak. İsrail, Arafat'ın makamına MOSSAD ajanı olan ve Arafat'ın öldüren M. Dahlan'ı istiyor. Bu boğulmakta olan birinin bir nefes daha alma gayretinden ibaret nafile çabalardan biri.

TÜRKİYE'NİN ETEĞİNE TUTUNAN KAZANIR

İsrail, Suriye'de İhvan eksenli bir yönetimi istemese de, PKK/PYD yani Kürt görünümlü Ermeni devletini de istemiyor. Bu bağlamda Türkiye ile aynı düzlemde. Bölünmüş Suriye, İsrail açısından sevindirici olabilir, ama batının bölgede İsrail'siz ve İsrail'e rağmen İran'la iş tutması, Siyonsit yönetimi yanlışlaştırıp tedirgin ediyor. Siyaseten, iktisaden ve askeri olarak güçlenmiş bir Türkiye'ye karşı yalnızlaşmış bir İsrail'in daha fazla direnmesi güç.

FETÖ'cü ve aynı eksendeki fanatik Saadetçilerin ileri sürdüğü gibi Türkiye, İsrail'e boyun eğmiş falan değil. Türkiye öne sürdüğü şartları kabul edilmeden anlaşmaya imza atmaz. Türkiye HAMAS'ı safsatası sayılırken, HAMAS Lideri Halid Meşal dün Türkiye'ye teşekkür etti. Bunun böyle olmadığını bildikleri halde, iktidara ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a saldırmak için arsızlık yapıyorlar. Faruk Köse'nin, Rasim O. Kütahyalı'nın yazısından hareketle attığı yanlış twiti eleştiren twitim bu çevreleri kudurttu. Kendilerine yakışan bin bir edepsizlik yaptılar. Hepsini engelledim.

Çok konuştuğuna bakmayın, Türkiye aşırı sabırlı bir ülke. Çoğu kez meyveyi olgunlaşmadan yemez. Filistin toprakları Arapların değil, ümmetindir. Tıpkı diğer tüm topraklarımız gibi… Kudüs bizim namusumuz, izzetimizdir. Türkiye bir asır öncesine kadar yaptığı gibi, şimdi de ona sahip çıkmaya çalışıyor. İmam Şafii (r.a.) hazretlerinin yurdu, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dedelerinin metfun bulunduğu, sayısız şehidin kanıyla sulanmış Gazze'yi son firavun Sisi satar lakin Türkiye asla.

İsrail'e el öptüren yiğit Türkiye, Akdeniz'e kuracağı Arafat Havalimanı ile Gazzeli kardeşlerimize nefes aldıracak, dünya ile irtibatlarını sağlayacak. HAMAS ile de, El Fetih'le de ilişkisini devam ettirecek. Mavi Marmara şehitlerinin akan kanı Gazze'ye, Filistin'e özgürlük getirirken, İsrail'in zevalini hızlandıracak. Türkiye'nin denize kuracağı havalimanının mesajı açık: “Bu toprakların sahibi ve hamisi benim. Herkes ayağını buna göre denk alsın…

Ekonomisi ve siyaseti çöken Rusya, Türkiye'yi Soçi'ye davet etti. Ermenilere “artık sizi koruyamayacağım” deyince Ermeniler Karabağ'dan çekilmeyi kabul etti. Tepkileri azaltmak için Ermenistanlı bakan yarım ağızla gelişmeyi yalanladı. Fransa iç savaşın eşiğinde. İngiltere ekonomik olarak darboğazda. Türkiye AB'ye posta koydu. AB artık geleceği olmayan çok bilinmeyenli bir denklem. Amerikancı Almanya ile Hitlerci Almanya iç savaşa girdi bile. PKK bitti, PYD devleti ol(a)mayacak. Türkiye yükselen yegâne güç. Bu asla hamasi bir nutuk değil: Türkiye'ye tutunan kazanacak, çatışan kaybedecek. Bunu ilk Rusya ve İsrail gördü. Diğerleri de görecek.

Bunları görmek için arif olmaya gerek yok. Ama Erdoğan'a duydukları kin yüzünden İsrail'in ekmeğine yağ sürenler, düşünme melekelerini yitirdikleri için göremezler.

CAN KEMAL ÖZER - TERCÜMEİHÂL

Gazeteci, yazar… Yeni Söz Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni. Gıda Hareketi Başkanı. Yayınlanmış kitapları: Deccal Tabakta, Şeytan ye Diyor, Şeytan Çıplak, Organ Nakli Hakkında Gizlenen Gerçekler, Müslüman'ın Diyeti, Yediklerimizin İçinde N(E) Var, Hangi Suyu İçmeli, Ramazan Kitabı, İyi Gıda Kötü Gıda, Gülen Şeytanlar Tarihi

CAN KEMAL ÖZER DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  287367

-