21 EYLÜL 2020 PAZARTESİ

Ahmet Doğan İlbey

KAPIDAKİ TEHLİKE:EŞREF-İ MAHLÛKAT’TAN SEKÜLER HOMOEKONOMİKUS’A EVRİLMEK…

Ahmet Doğan İlbey

Eşref-i mahlûkat: Mahlûkatın en eşrefi, yaradılmışların en şereflisi insan. Eşref-i mahlûkatın muhalifi esfel-i sâfilin; yaratılmışların en kötüsü, aşağıların aşağısı…  Modern zamanlarda bu menfî sıfatın bir şeriki zuhur etti ki Avrupa menşelidir; Homoekonomikus, yâni ekonomik insan… Hayata ekonomi ve para gözüyle bakan. Tercihlerini kendi maddî faydasını gözeterek yapan, bencil ve sınırsız istekleri olan…                                                                                                                      

Eşref-i Mahlûkat unvanıyla çıkılan yolculukta, zihniyet ve amelleri ekonomik menfaatlere göre tâdilat geçiren bazı Müslümanlar homoekonomikus'a dönüyor, fena! Ulvî olana, yâni dinin buyruklarına ağyar olmaya başlayınca insan, eşref-i mahlûkat sıfatından sıyrılıp homoekonomikus'e dönüşüyor yavaş yavaş, sonra çabuk çabuk… Artık insanlara sahip oldukları “ekonomik büyüklük” kadar kıymet veriliyor.                                                                                                 

Ekonomik insan modern ideolojinin ürünüdür                                             

Modern ideoloji sadece ekonomi üzerine kurdu insan münasebetlerini. En büyük düşmanı eşref-i mahlûkat olduğu içindir ki, ona ruh üfleyen Allah'a, dinine ve peygamberlerine bağlılığı yok etti önce. Karşısına homoekonomikus'u çıkarttı. İnsanı ve değerlerini değersizleştiren bir gidişat bu…                                                

Modern kapitalizmin inşa ettiği ekonomik insan Müslüman dünyada da hızla yayılıyor. Bundandır ki eşref-i mahlûkat hasletine sahip insanın sayısı azalmakta. Eşref sıfatından uzaklaşıldıkça utanç verici homoekonomikus sayısı da artıyor. Dostluk, dindaşlık, akrabalık ve her şey ekonomik fayda üzerine kuruluyor.                                                                                                                  

Eyvah! homoekonomikus hâkimiyeti yükseliyor                                                             

Kimse kimseyi sebepsiz sormuyor artık. Kapitalizmin hâkimiyeti ve statü yükselticiliği artıkça homoekonomikus'un statüsü de yükseliyor. Etrafınıza bakın, modern çağın hâkimi bunlardır. Homoekonomikus'un hâkimiyeti, Allah'a ve mukaddeslere karşı bir hâkimiyettir.                                                                                                            

Kapitalist modern insan mânasına gelen homoekonomikus'un hâkim olduğu yerde dinden neşet eden ahlâk ve mukaddeslerin gücü azalır. Hâkimiyetleri genişledikçe bu taifenin, ortalığı çıkarcı, kâr odaklı ve nihayetinde imansız insan tipleri doldurur. Bu sebeptendir ki ekonomik insanların mukaddesi olmaz. Kendilerini Allah'a değil, bankalara borçlu hissederler ve minnet duyarlar.                                                                         

Ekonomik insanın hâkimiyeti artıkça yüce dâvalar uğruna bir araya gelen insan bulmak zorlaşacak. Daha fenası, ekonomik emellerin ulvî değerler üzerinden yürütüldüğü bir cemiyete dönüşme tehlikesi görünüyor ufukta… Muhtaç olana Allah versin diyenler çoğalıyorsa, orada eşref insanın nâmı yok!                                      

Ya eşref-i mahlûkat olacağız, ya esfel-i sâfilin…                                                   

Eşref-i mahlûkatı homoekonomikus'den ayıran neydi unutuldu. Artık senetlerle, banka teminatlarıyla çalışan insanlar revaçta. ‘Sözü senet' olan insanlar kâle alınmıyor. Faydası olmayan dostluklar azalıyor. Âlimlerin ve ehli- kâmillerin hatırı ve önderliğine yüz verilmiyor. Köprüden geçerken ayıya dayı demeyenler, işini bilmeyen ahmaklar sayılıyor.                                                                                   

Yeni Türkiye'nin insanı merhametli, erdemli ve diğergâm, yâni İslâm'ın buyurduğu üzere mahlûkların en şereflisi olacaktır derken, nasıl oluyor da modernliğin ve kapitalizmin ifsadına uğrayıp homoekonomikus'a evriliyor?      

Önümüzdeki yılların meselelerinden ve mücadelelerinden biri de bu olacak: Ya eşref-i mahlûkat olacağız, ya esfel-i sâfilin…

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: [email protected]

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  433364

-