8 TEMMUZ 2020 ÇARŞAMBA

Hüseyin Adalan

KEFİL SANA KİM KEFİL

Hüseyin Adalan

15 Temmuz'dan önce başkanlık sistemi tartışmaları rafa kalkmıştı. 15 Temmuz'dan sonra rafa kalkan bu yeni sistem tartışması tekrar gündeme geldi.

 Bugünlerde Ak Parti oldukça fazla bir yekûn tutan kararsızları ikna etme derdinde.

 Kararsızları ikna edecek kararlılar ise nasıl kararlı olmuştur bilemiyoruz.

 Çevremde görebildiğim kadarıyla ‘'Evet'' diyenler, yeni Cumhurbaşkanlığı Sistemini çok anladıkları, çok benimsedikleri için kabul etmiş değiller. Bu yeni sistem çalışmasını, 15 Temmuz'un hemen sonrasında gündeme geldiği için 15 Temmuz darbe girişimiyle ilintiliyorlar.

 Yani, halkın bu sistem değişikliğiyle ilgili anladığı şey, FETÖ'yle tam anlamıyla mücadele edilebilmesi için böyle bir sistem değişikliği kesinlikle şart olduğuyla ilgilidir.

 Aslında halkın, meseleye bakış açısı yabana atılır bir şey değil. Çünkü yeni sistemi savunanlar diyor ki, “böylelikle bu ülke de bir daha koalisyonlar olmayacak.” Ama ortada bir koalisyon hükümeti yoktur. 15 senedir bir parti ülkeyi tek başına yönetmektedir. Bu demek oluyor ki, koalisyon tehlikesinden bahsedenlerin dedikleri bir tehlike yok, tam tersi 15 Temmuz gibi bir tehlike var.  

 Daha öncede bir referanduma gidilmişti. O referandumda yapılmak istenen değişikliklerinde vatana millete çok faydalı olacağı üzerinde durulmuştu. Fakat sonra görüldü ki, bu mesele FETÖ yapılanmasının işine daha çok yaradı.

 Böyle olunca önceki referandum iktidarın güvenilirliği sarsmış durumda.

 Bu referandumu halk FETÖ belasından yüzde yüz kurtulmak için bir önemli basamak olarak görmekte.

 O zaman, Bu referandum da, ‘'Evet'' oylarının galip gelmesi için, devleti yönetenlerin karasızları ikna etmesi için yapacağı tek şey kimseye kefil olmaması; FETÖ ile mücadeleyi hızlandırmasıdır.

 Halkın aklıyla alay edilmesine tahammülü kalmamıştır.

 Halk, FETÖ'ye bulaşmış çaycı ve çorbacıları değil, FETÖ'yle mücadele adı altında mevsimlik işçileri değil, en üst düzey siyasileri, yöneticileri, makam sahiplerini gözaltına alınırken görmek istiyor.

 Referandum sonuçlarını etkileyecek olan kararsızlar ancak bu şekilde ‘'Evet'' yönünde kararlarını belirteceklerdir.

 Bu karasızların büyük çoğunluğu 15 Temmuz gecesi sokağa dökülenlerdi.

 İlgililerin ve yetkililerin 15 Temmuz gecesi kendilerine uzatılan namlulardan korkmuş olması gerekir.

 Ama asıl korkması gerektikleri şey, bir namluları olmayıp o namluları çıplak elleriyle susturabilenler olmalıdır.

 Namluyu bile eğip büken o çıplak eller referandumda ‘'Hayır'' oyu vermek için tereddüt etmeyecektir.

 Kararsızları, yeni sistemin ne getireceği, ne götüreceği, Cumhurbaşkanının yetkileri hiç ilgilendirmiyor.

 Kararsızları hâlâ temizlenmeyen yüksek mevkide ki FETÖ'cüler ilgilendiriyor.

 15 Temmuz gecesi bu karasızlar, darbecileri durdururken devlet yetkililere de ‘FETÖ'cüleri bana teslim et' dedi.

 Sayın Cumhurbaşkanımız ise, bizzat araya girerek ‘devletin gerekeni yapacağını' söyledi.

 Sayın Bahçeli'nin tutumu dahi, kararsızların bu konuyu böyle anladığının bir işaretidir.

 Şimdi bu gelinen noktada, artık hiç kimse kimseye kefil olma yoluna gitmesin.

 Bir siyasi bir valiye kefil oluyor...

 Ya da bir Rektör bir profesöre kefil oluyor…

 Şu bilinmelidir ki, kefil olunarak çıkacak ‘'Evet'' sonuçları yeni sistemde FETÖ yapılanmasına daha büyük imkânlar sağlayacaktır.

 İlerleyen yıllarda FETÖ'nün 15 Temmuz'u gerçekleştirmeye gerek kalmadan devleti ele geçirmesi söz konusu olabilecektir.

 Bu gidişle bir daha referanduma gitmek söz konusu edilecektir.

 Birilerine kefil olanların ise kendileri bir kefile muhtaç.

 Bir valiye, bir belediye başkanına kefil olan ne kadar temiz ki, kefilliği kabul edilecek.

 Bu millet, bu tip insanlara kefil değildir. En önemlisi de Allah kefil değildir... Bitti!

HÜSEYİN ADALAN - TERCÜMEİHÂL

HÜSEYİN ADALAN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  708704

-